A.B.D. ve İslam Dünyası

George Friedman bu görüşlerini 2009 yılında yayınladığı “Gelecek 100 yıl” adlı kitabında dile getirmiştir.

 

 

 

 

 

 

Yirmi birinci yüzyılın başlangıcına Amerikan çağının şafağı olarak baktığımızda göreceğimiz ilk şey Halifeliği yeniden yaratma arayışında olan bir Müslüman grubun yaptığı eylem olmuştur. Onların nihai hedefi Atlantik'ten Pasifik'e kadar uzanan büyük bir İslam imparatorluğu oluşturmaktır. Kaçınılmaz olarak, onlar dünyanın birincil gücü olan Birleşik Devletler ile çatışmak zorundadır. [22]

 

Amerikan çağı Sovyetler Birliği'nin çöktüğü 1991 Aralık ayında başlamıştır. Bu durum Amerika Birleşik Devletleri'ni dünyadaki tek küresel güç konumuna getirmiştir. Ancak yirmi birinci yüzyıl gerçekte 11 Eylül 2001 tarihinde başlamıştır.  Sovyetler   Birliği'nin   çöküşünden   on yıl   sonra   uçaklar   Dünya   Ticaret   Merkezi'ne   ve Pentagon'a çarpmışlardır. [15]

El Kaide'nin amacı basit olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne bir saldırıda bulunmak değildir. Onun amacı Amerika'nın zayıflığını gözler önüne serecek ve El Kaide'nin gücünü ortaya koyacak bir saldırı gerçekleştirmektir. El Kaide Amerika'yı zayıf gibi göstererek İslam dünyasının yönetimlerini yanına alma amacı taşımaktadır.[16]

Bölgeyi İstikrarsızlaştırma Stratejisi

Birleşik Devletler buna İslam dünyasına saldırarak yanıt verecektir. Ancak onun amacı zafer kazanmak değildir. Zaferin ne anlama geldiği hiç de açık olmayacaktır. Onun amacı basit bir şekilde İslam dünyasını karıştırmak ve bir İslam imparatorluğunun ortaya çıkmasını engelleyecek bir oluşum yaratmaktır.[23]

Kaos içindeki İslami dünya ABD'nin stratejik hedefine ulaştığını gösterir. ABD'nin 2001 yılından beri tartışmasız bir şekilde yaptığı bir şey de İslam dünyasında kaos yaratmak ve Amerika'ya karşı düşmanlık -ve belki de gelecekte saldırı yapacak teröristler- yaratmaktadır. Fakat bölge her zamankinden daha parçalıdır. [18]

Birleşik Devletler savaşlar kazanma gereksinimi duymaz. Onun gereksinim duyduğu şey basit olarak karşı tarafta bir karmaşa yaratmak ve kendisiyle mücadele edebilecek derecede büyük bir güç oluşumunun meydana gelmesini engellemektir. Bir seviyede, yirmi birinci yüzyıl askeri operasyonlardan daha fazla olarak Birleşik Devletler'in karşısındaki güçlerin kuvvetini zayıflatmak için yaptığı bir dizi müdahalenin dönemi olacaktır. Yirmi birinci yüzyıl belki de yirminci yüzyıldan daha fazla savaş görecektir fakat bu savaşlar daha az felaket yaratıcı olacaktır.  [24]

ABD Avrasya'da herhangi bir büyük gücün yükselmesini engelleme hedefine sahipti. Ancak paradoks şuydu: Bu müdahalelerin amacı hiçbir zaman bir şeyi gerçekleştirmek değil de bir şeyi önlemektir. ABD başka bir gücün yükselebileceği alanlarda istikrarı önlemek istemiştir. Hedefi istikrar sağlamak değil de istikrarsızlaştırmaktır. Ve işte bu, İslam depremine ABD'nin nasıl karşılık verdiğini açıklamaktadır. Büyük ve güçlü bir İslam devletini önlemek istemiştir. [25]

ABD'nin Avrasya'da barışı sağlamaya dönük özel bir çıkarı yoktur. Ayrıca bir savaşı hemen kazanmak gibi de bir çıkarı yoktur. Vietnam veya Kore'de olduğu gibi, bu çatışmaların amacı yeni bir gücün ortaya çıkışını engellemek ve bölgeyi istikrarsızlaştırmaktır. [26]

Avrasya güçler dengesini korumak için gerekli olduğunda minimum kuvvet kullanma ilkesi yirmi birinci yüzyılda ABD dış politikasının ana gücü olmuştur. Beklenmedik zaman ve yerlerde sayısız Kosovalar ve Iraklar olacaktır. ABD faaliyetleri irrasyonel gözükebilir ve birincil hedef Balkanlara ya da Orta Doğu'ya istikrar sağlamak olursa, öyle de gözükecektir. Fakat ilk hedef Sırbistan ya da El Kaide'yi istikrarsızlaştırmak, engellemek olursa, o zaman müdahaleler daha akılcı görünecektir. [27]

Liderlik

ABD gücün kullanımı ve meselelerin basitleştirilmesinde deneyimsizdir. Fakat daha geniş çerçevede, daha stratejik seviyede bu önemli değildir. Müslümanlar birbirleri ile savaştıkça, ABD savaşı kazanmış olacaktır. [19]

İslam dünyasından daha önce de bir fay ya da kırılma hattı olarak söz ettik. Dengesizlik bir İslam Dünyası başkaldırısına dönüşmez belki, ama bir İslam ülkesi bu dengesizliği ve diğer Müslüman ülkelerin zayıf yanlarını kullanarak bölgesel bir güç haline gelmek isteyebilir.[21]

 

İslam dünyasında bir ulus devletin güçlenip, bölgesel güç olarak Amerika'ya meydan okumasının olanaksız olduğu anlamına gelmez. Türkiye Müslüman dünyasında tarihi bir güçtür ve yeniden güçlenmektedir. Türkiye'nin yükselişi Sovyetler Birliği'nin yıkılışının yarattığı kaosun sonucu olmayacaktır. Bu sefer birçok yeni dinamik vardır. Öfke tarih yapmaz. Güç tarih yazar. Ve güç öfke ile desteklenebilir fakat daha temel gerçekliklerden kaynak alır: Coğrafya, demografi, teknoloji ve kültür.  [20]

A.B.D’nin Terörle Mücadelesinin İmkânı ve Sonuçları

George Friedman bu görüşlerini 2011 yılında yayınladığı “Gelecek 10 yıl” adlı kitabında dile getirmiştir.

11 Eylül, El Kaide’nin kendini en çok adamış on dokuz yetenekli elemanının hayatına mal oldu. New York’ta iki büyük ofis binası yıkıldı ve Washington’da Pentagon ciddi zarar gördü. Üç bin Amerikalı öldürüldü. Ama üç yüz milyonluk bir ulus için, saldırının maddi hasarları aslında asgariydi. [29]

11 Eylül saldırılarından sonra yapılan fazlasıyla sembolik bir hareket, havaalanlarının güvenlik sistemlerini iyice sıkılaştırmak oldu. Milyarlarca dolara ve yolcuların sinirlenmesine neden olan muazzam önlemlere rağmen, eğitimli bir terörist yine de sistemden patlayıcı veya başka cihazlar geçirmenin yolunu bulabilir. Bazı teröristler engellenebilir ama sistem başkalarını bulacaktır. Ama artırılan havaalanı güvenliği, tehditleri azaltsa bile tamamen durduramaz. [30]

Birleşik Devletler gibi ülkelerde gerçek bir ulusal güvenlik imkânsız ve bu, gelecek on yılda da imkânsız kalmaya devam edecek. Sihirli çözümler yok. İslami terörü yok etmek de aynı şekilde imkânsız. Tehdidi azaltmak mümkün ama elde etmek istediğimiz azalma ne kadar çoksa, bedeli de o kadar büyüktür. İmkânların sınırsız ama kaynakların sınırlı olduğu göz önüne alındığında, harcanan çaba ne olursa olsun ABD’ye terörist saldırıların devam edeceğini söylemek daha gerçekçi olur. [31]

ABD başkanı bunu net bir şekilde bilmeli ve her zaman bildiklerinin doğrultusunda hareket etmeli ama bu sınırlan halka asla itiraf etmemelidir. Devamlı olarak düşmanı yok etmek ve vatan topraklarını korumak için elinden gelen her şeyi yaptığını göstermeli ve İslami terörü yok etmenin mümkün olduğu hissini, bunun olmayacağını bildiği halde yaymalıdır. [32]

 

Başkan sürekli olarak halkın sinirlerini yatıştırmak ve terörizmi durdurma kararlılığını gözler önüne sermeli. Aynı zamanda imkânsızı deneme veya etkisine nazaran pahalıya patlayacak hareketlere girişmenin çekiciliğine dayanmalı. Halka yalan söyleyebilir ama kendine asla yalan söylememelidir. [28]

 

Kaynaklar

[1] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[2] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[3] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[4] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[5] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[6] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[7] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[8] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[9] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[10] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[11] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[12] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[13] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[14] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[15] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[16] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[17] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[18] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[19] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[20] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[21] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[22] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[23] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[24] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[25] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[26] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[27] Gelecek 100 yıl. George Friedman. Pegasus: 2010

[28] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[29] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[30] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[31] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[32] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

Kültür Sayfası