Uzaktan Eğitim

Prof. Dr.Nurullah Altaş. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Uzaktan Eğitim ve İlitam Uygulamalarının Geleceği Nasıl Olmalıdır?

İlahiyatlar, cami mihrabı, kürsüsü, müftülük makamı, öğretmenlik becerileri veya Kur’ân kursu öğreticiliği yeterlikleri açısından değerlendirilmekte, iyi Kur’ân okuyan mezunlar vermemekle, vaaz edebilecek nitelikte elemanlar yetiştirememekle sorumlu tutulmaktadır. İlahiyatların üretilen dini bilgiye katkısı, değerlerin yeniden üretilebilirliğine desteği veya bireylerin kendi dindarlıklarını oluşturmada yapabileceği rehberlik sorgulanmamaktadır.

Bu genel değişimlerin getirdiği yeni süreçte karşımıza çıkan uzaktan eğitim kuramcıları, yaşam-boyu/sürekli öğrenme ihtiyaçlarını karşılaması, bireylerin bilgiye ulaşma ve girişimciliklerini teşvik etmesi, kendi kendine karar verme yeteneklerini geliştirmesi, düşük maliyetle büyük kitleleri eğitim süreçleriyle buluşturması çalışanlara işlerini bırakmadan eğitim ve meslekte ilerleme imkânı sunması ve geleneksel eğitim süreçlerini yöntem ve materyal olarak zenginleştirmesi açılarından eğitim alanında uzaktan eğitimin fırsatlar sunduğundan söz ederler.

İLİTAM’ı tercih nedenlerinin başında yaş, ekonomik nedenler, ailevi nedenler ve öğrencilerin kendi eğitim anlayışlarını yapılandırmasına fırsat vermesi gelmektedir. İlahiyat eğitimi alanında da öğrenenlerin bir bölümünün uzaktan eğitimi, kendi din anlayışları çerçevesinde bir yükseköğretim sürecini yönetme fırsatı tanıdığı için bu programa yöneldikleri gözlenmektedir. Öğrenenlerin bir kısmı bu şekilde kendi görüşlerini empoze eden öğretim elemanlarının baskısını daha az hissedeceklerini söylerken bir kısmı da medrese eğitiminde derinleşerek İLİTAM üzerinden de diploma alma fırsatı elde ettiğinden söz etmektedir. İLİTAM, bir anlamda dini yükseköğretimde bireyselleştirilmiş eğitim üzerinde daha fazla düşünmek zorunda bırakacaktır bizi.

Uzaktan Eğitimin Formasyon Eksiği

Duyuşsal ve psikomotor davranışların kazandırılması noktasındaki yetersizlikleri, uzaktan eğitimin sınırlıkları arasında karımıza çıkar. Yaptığımız araştırmada özellikle Kur’ânı Kerim ve Arapça derslerinde teknolojik alt yapı ve kullanılan yöntemlerin yetersizliğine yapılan vurgu, bu görüşü desteklemektedir. Yine öğrencilerin İLİTAM hedeflerinin gerçekleşme düzeyleri incelendiği zaman en düşük puanlı maddelerin vaaz ve hutbe hazırlama konusundaki yetkinlikler, sure ve dua öğretim tekniklerini uygulama becerileri ile din eğitimi etkinlikleri için gerekli ortamı düzenleme konusundaki yeterliklerde karşımıza çıktığı gözlenmektedir.

İncelediğimizde öğrencilerin büyük kısmının yetişkinler olarak hayat içerisinde taşımak durumunda oldukları birkaç role ilave olarak öğrenci rolü taşıma zorunluluğu ve geleneksel örgün İlahiyat eğitiminin sunduğu öğrenme ortamlarına kıyasla yetersiz olarak algılanan öğrenme süreç ve ortamlarının oluşturduğu memnuniyetsizlik karşımıza çıkmaktadır.

Uzaktan eğitimin doğası gereği bir ikilem oluştursa da gelişen teknolojilerin daha aktif bir şekilde kullanılarak canlı ders, interaktif forumlar ve video konferanslar üzerinden uzaktan din eğitiminin yüz yüze eğitime yaklaştırılması gerekmektedir. Tüm bunların yapılabilmesi için de öğrenci sayılarının azaltılması ve öğretim üyesi başına düşen şube mevcutlarının düşürülmesi gerekmektedir. Materyallerin zenginleştirilmesi, online veya basılı birçok kaynaktan öğrencilerin kendi görüşlerini geliştirebilecekleri, sorgulamaya imkân veren, bilgiye ulaşma becerilerini geliştiren çalışmalarla değerlendirme süreçlerinin beslenmesi ve öğretim elemanlarının geri bildirimlerinin değerlendirme süreçlerine katılması gerekmektedir. Bireysel öğrenmeyi teşvik eder bir modelin değerlendirme süreçlerinin bireysel olması gerekmektedir.

Kur’ân-ı Kerim ve Arapça gibi beceriye dayalı derslerin öğretim programında doğrudan bulunması yerine Millî Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığıyla yapılacak ortak çalışmalar neticesinde herkesin ikamet ettiği yerlerden ulaşabileceği kurslarda yüz yüze eğitim almasının sağlanması, İLİTAM programlarının bu derslerde sadece yeterliğe dayalı bir sınav yaparak program yükünün hafifletilmesini sağlayacaktır.

Prof. Dr.H.Mehmet Günay. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Sakarya İlahiyat olarak Ankara İlahiyattan sonra ilitam programı uygulayan ikinci üniversiteyiz. Bu tecrübeyi olumlu ve olumsuz yönleriyle birkaç dakikada özetlemek istiyorum.

İlahiyat camiasında ilitam programına yönelik iki farklı yaklaşım söz konusudur. Birisi tamamen karşı, öbürü tamamen savunmacı bir yaklaşım sergilemektedir. Diğer taraftan eleştirilerin çoğu da ya her bir üniversitenin kendi özel tecrübesinden ya da ilitamla ilgili çok fazla bilgi sahip olunmamasından kaynaklanmaktadır. Fıkıhta salt mefsedet ve salt maslahat yoktur derler. Yani bir konunun mefsedet ve maslahat yönlerini beraber değerlendirmek lazımdır.

Formasyon Konusu

Kur’ânı Kerim meselesi en fazla öne sürülmekte ve hep Kur’ân-ı Kerim’in uzaktan öğretilemeyeceği dile getirilmektedir. Aslına bakarsanız halihazırda örgün modelde de hoca nezaretinde öğretilen Kur’ân-ı Kerim dersleri pratikte ezber dinlemekten öteye geçmemektedir. İlahiyat öğrencisi yüzünden Kur’ân-ı Kerim okuma yetkinliğini daha çok fakülte öncesi veya fakülte dışından kazanmaktadır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerim öğretme bakımından arada çok fazla fark yoktur. Artı olarak söylemek gerekirse uzaktan eğitimle ilgili çıkarılan yeni yönetmelik derslerin sistem üzerinden karşılıklı etkileşimle çevrimiçi ve canlı yapılmasını öngörmektedir. Dolayısıyla örgünde ne kadar ders yapıyorsa aynı şekilde sistem üzerinden canlı olarak bu dersler ilitamlılarla da yapılabilmekte, öğrencinin okuyuşu dinlenebilmekte ve rahatlıkla gerekli düzeltmeler hoca tarafından yapılabilmektedir. 

İlitamla ilgili temel yaklaşımım ve eleştirim ise şöyledir: Mevcut durum itibariyle bu kadar İlahiyat Fakülteleri varken, sayıları 96’ya çıkmışken ilitam programının standart bir eğitim modeli olarak İlahiyat sisteminin içerisinde kalmasının uygun olmadığını düşünüyorum. Bunlar zamanında bir ihtiyaca binaen açılmıştı. Artık İlahiyat Fakülteleri’nin sayısı ve bunların kontenjanları arttı. Dolayısıyla artık bu modele ihtiyaç kalmadı. Ya tamamen kaldırılmalı ya da çok istisnai hale getirilmelidir.

YÖK çevrelerinden ilitamın İlahiyat Fakülteleri’nden alınarak açık öğretim fakültelerine verilmesi ve daha da yaygınlaştırılması yönünde düşünceler gelmektedir ki, ben bunun çok daha yanlış olduğunu düşünüyorum. Örneğin Anadolu Açık Öğretimde tek bir öğretim görevlisi dahi yok. Siz yüz tane öğretim elemanıyla yapamadığınız bir şeyi açık öğretimde bu şekilde yapamazsınız. Üstelik açık öğretimde Kur’ânı Kerim dersi hiç yok. Asıl ve öncelikle sorgulanması gereken açık öğretim ön lisans programıdır bence.

İlitam programına yönelik benim tecrübeye dayalı en esaslı eleştirim şudur: Bu programda öğrencilere gerekli bilgileri aktarma konusunda en ufak bir zaaf yoktur. Hatta belki örgünlerden bile fazla bilgi aktarıyoruz. Ama bir üniversite öğrencisine kazandırılması gereken bilgi ve becerinin ötesinde onlarda oluşmasını beklediğimiz davranış kalıplarını tam olarak kazandıramıyor, kendini bir üniversiteli gibi ifade etmeyi onlara öğretemiyoruz.

Örgünde bir seçmeli dersi on sayfalık notla geçiştirmek mümkündür, ama ilitamda böyle bir durum yoktur. İlitam genel olarak test sistemi üzerine kurulduğu için öğrencinin kendisini ifade etmesine fazla imkân sunmamaktadır. Bildiğim kadarıyla Sakarya dışında hiçbir ilitam programında ödev dahi yoktur. Yazılı hiçbir materyal hazırlamadan İlitamdan mezun olmak mümkündür. Mezuniyet tezinin, Arapça hazırlık sınıfının, meslekî tatbikatın olmaması ve örgünün aksine derslerin yüzde otuzunun Arapça olarak verilmemesi de İlitam programının zaafları olarak kaydedilebilir. 

Kültür Sayfası