Latin Kültür Bölgesine Stratejik Bakışlar

 

George Friedman bu görüşlerini 2011 yılında yayınladığı “Gelecek 10 yıl” adlı kitabında dile getirmiştir.

Latin Amerika A.B.D. için Ne İfade Ediyor?

Birçok Latin Amerikalı ABD’yi kendilerini hükmetmeye takıntılı veya en azından kaynaklarını ele geçirmek isteyen bir devlet olarak görüyor. Ama birkaç ülke hariç -öncelikle Meksika ve Küba- Latin Amerikada yaşananlar ABD için son derece az önem taşıyor ve bölge nadiren Amerikan düşüncelerinde önemli yere sahip oldu. Bunun bir sebebi de mesafeyle ilgili olmalı. Washington, Rio de Janeiro’ya Paris’e olduğundan yaklaşık 1600 kilometre daha uzakta. Avrupa ve Asya güçlerinin aksine ABD’nin, Panama’nın güneyinde kalan Latin dünyasıyla hiç kapsamlı bir savaşı olmadı. Meksika ve Küba’yı hariç tutarsak, ABD’nin temel çıkarları Latin Amerika ülkelerinin çıkarlarıyla kesişmiyor diyebiliriz. [1]

Güney Amerika’nın Yapısı

ABD’nin burada kıta ötesi bir güç doğmasını engelleyen bölünmelerden dolayı bölgeye karşı sınırlı bir ilgisi oldu. Güney Amerika tek bir coğrafi birim olarak görünüyor ama aslında kıta çok büyük topografik engellerle bölünmüş durumda:[2]

Brezilya ve güney devletleri arasında tek bağlantı Uruguay’dan geçen oldukça dar bir kara köprüsü. And devletleri sadece içinden geçilmesi imkânsız coğrafyaları paylaşmaları açısından birleşiyorlar. Atlas kıyısındaki güney bölgesi birleşebilir ama orada bir tek kayda değer ülke var, bu da Arjantin. Buna ek olarak Kuzey ve Güney Amerika arasında geçilebilir bir kara köprüsü yok, bunun nedeni de Orta Amerika ormanları. Ayrıca köprü olsaydı bile bundan sadece Kolombiya ve belki bir de Venezuela faydalanabilirdi. [3]

Dış etkinin ciddiye alınarak tehdit olarak görüldüğü tek yer Küba’ydı ve özel önemi özel stratejik konumundan geliyordu. [4]

Küba

Küba’da bir donanma gücünün Meksika Körfezi’nin giriş çıkış seyir yollarını kontrol edebileceği ve böylece New Orleans’ı da kontrol edebileceği gerçeği ABD’yi adaya karşı hep takıntılı kılmıştır. Fidel Castro’nun kumandası altında Sovyet yanlısı bir hükümet ortaya çıkınca, Küba ABD stratejisinin odak noktası haline geldi. Sovyetler olmadan Amerikan karşıtı Küba, çok da önemli bir konu değildi. Sovyet füzeleri olan Amerikan karşıtı Küba ise ölümcül bir tehditti. [5]

Venezuela

Venezuela ABD için önemli bir tehdit gibi görünerek dikkat çekmeyi başaran bir diğer Latin Amerika ülkesi. Ama tehdit değil. İlk olarak, Venezuela ekonomisi petrol ihraç etmeye dayanıyor ve coğrafi ve lojistik gerçekler petrolünü ABD’ye ihraç etmesini kaçınılmaz kılıyor. İkinci olarak Venezuela’nın fiziksel tecridi ülkeyi başka şekilde anlamsız kılıyor.[6]

Brezilya

Kendi çapında ABD’ye muhtemel rakip olabilecek bir tek Latin Amerika ülkesi var ve o da Brezilya. Latin Amerika tarihinde gelişmiş olan bağımsız ve kayda değer ilk önemli ekonomik güç ve elini iyi oynadı. [7]

Brezilya dünyanın en büyük sekizinci ekonomisi ve hem boyut hem nüfus olarak en büyük beşinci ülke. Gelişmekte olan ülkelerin çoğu gibi, ihracata yoğunlaşmış durumda ama ihracatları iyi dengelenmiş. Üçte ikisi hammadde (tarım ve maden), gerisi üretim ürünleri. İhracatının coğrafi dağılımı oldukça etkileyici; Latin Amerika, Avrupa Birliği ve Asya’ya eşit miktarlarda dağılıyor.[8]

Brezilya şu anda ABD için özellikle tehdit edici veya önemli bir güç değil, ABD de Brezilya için bir tehlike oluşturmuyor. En az seviyede ekonomik sürtüşme var ve coğrafya Brezilya’nın ABD’ye meydan okumasına engel oluyor. Brezilya’nın kuzeye uzanması mantıksız olur çünkü kuzeye giden yolun aşılması son derece zor ve kuzeyde Brezilya’nın ihtiyacı olan hiçbir şey yok. Örneğin Venezuela petrolü yol yüzünden Brezilya’ya kolayca gönderilemez ve zaten Brezilya’nın kendisine fazlasıyla yetecek kadar petrol rezervi var. [9]

Brezilya’nın ABD’ye meydan okuyabileceği tek durum eğer ekonomik gelişimi devam ederse ve yeterli hava ve donanma gücü inşa edip Atlas Okyanusu’nda kendi kıyıları ile Batı Afrika arasındaki, Hint Okyanusu veya Güney Çin Denizi gibi ABD tarafından güçlü şekilde devriye gezilmeyen alanı kontrol edebilirse gerçekleşir. Bu, gelecek on yılda olmayacak ama Brezilya’daki ücret oranları yükseldikçe ve coğrafi şartlar da göz önüne alındığında Brezilya’nın Afrika’ya yatırım yapması Latin Amerika’daki diğer bölgelere yatırım yapmasına oranla taşıma masraflarını azaltır. Brezilya ayrıca Sahra altı ülkelerle ve özellikle Brezilya gibi Portekizce konuşulan Angola’yla ilişkilerini geliştirmekten yarar sağlar. Bu, Brezilya’nın egemen olduğu bir Güney Atlas yaratmakla kalmaz hem Brezilya hem de Afrika sahillerinde yerleşik Brezilya donanması olacağı anlamına gelir. [10]

Arjantin

Arjantin’deki zorluk siyasi. Tarihine bakıldığında merkezî hükümetin aslında ekonominin altını oyan sosyal programlar uygulamaya odaklı olduğu görülüyor. Başka bir deyişle politikacılar olmayan paraları harcayarak ün kazanmaya çalışıyorlar. Arjantin ayrıca askerî cunta ve diktatörlükler yaşadı, kemer sıkma programlarının dayatıldığı dönemler oldu; bu da temelde Brezilya dâhil diğer Latin Amerika ülkelerinden farklı olmayan bir döngü. [11]

Arjantin, Brezilya’nın egemen olmasından hep korktu. Eğer Brezilya ve ABD arasında bir seçim yapması gerekirse İkinciyi seçer. [12]

Meksika

ABD ilişkilerinde Küba gibi Meksika da özel bir konumda ve bunun en belirgin nedeni Teksas’tan Kaliforniya’ya kadar uzanan Birleşik Devletler sınırını paylaşıyor olması.[13]

Bu iki ülkenin tarihleri boyunca karmaşık ve şiddet dolu bir ilişkileri oldu. 1800’de, mantıklı bir insana 200 yıl sonra Kuzey Amerika’da kimin egemen güç olacağı sorulsa, alınacak cevap Meksika olurdu. O zamanlar Meksika ABD’ye oranla çok daha gelişmişti, daha kültürlüydü ve daha iyi silahlanmıştı. Ama ABD Louisiana’yı alıp topraklarını büyük oranda genişlettikten sonra, önce Teksas’ı ele geçirip ve sonra da Meksika-Amerika Savaşı’nı çıkartarak Meksika’yı kuzeyden, bugünün Denver ve San Francisco’suna kadar uzanan topraklardan, şu andaki sınırlarına geri çekilmeye zorladı. [14]

ABD’nin o batı topraklarını sahiplenmedeki başarısı tamamen coğrafiydi. Mexico City civarındaki bölgeye oranla ülkenin kuzey bölümündeki nüfus yoğunluğu düşüktü ve on dokuzuncu yüzyılda durum daha da kötüydü. Bunun nedeni kuzeyde Birleşik Devletler sınırından, güneyde Meksika sınırına kadar uzanan toprakların son derece kuru ve ıssız olmasıydı. Özellikle Meksika tarafındaki koşullar oldukça sertti. Yani MeksikalIlar çölün kuzeyine yerleşip nüfusu desteklemeyi ve orduları kuzeye yürütmeyi çok zor buluyorlardı.[15]

Meksika dünyanın en büyük on dördüncü ekonomisi konumunda. ABD’ye yılda yaklaşık 130 milyar dolarlık ihracat yapıyor ve yaklaşık 180 milyar dolarlık mal ithal ediyor ve bu da onu ABD’nin Kanada’dan sonraki en büyük ticari ortağı yapıyor. Açıkçası ABD en azından bir nesilden önce Meksika’dan ayrılmayı göze alamaz. Zaten bunu istemiyor da. [16]

Ama ABD’nin karşısında iki sorun var: Meksika’nın yasa dışı göçmen işçi ve uyuşturucu ihracatı. İki konuda da altta yatan sorun Amerikan ekonomik sisteminin söz konusu iki ürüne de olan iştahı. Böyle bir istek olmasa ihracatın amacı kalmazdı.[17]

Meksika göçünün temelde Çin ve Polonya gibi uzak ülkelerinkinden farklı olduğunu anlamak önemli. O ülkelerden gelen insanlar binlerce kilometre uzakta kalan vatanlarıyla bağlarını kopartabiliyorlar. Bir yere kadar asimilasyon kaçınılmaz çünkü alternatifleri tecrit edilme veya kültürel olarak ayrılmış bir toplumda yaşamak. [18]

Meksika hem ABD’ye bitişik hem de göçmenlerin yerleştikleri toprakların birçoğu bir zamanlar Meksika’ya aitti. Kuzeye doğru ilerledikleri zaman Meksikalılar vatanlarıyla bağlarını tam anlamıyla koparmıyorlar. Yüzlerce kilometre boyunca uzanan sınır bölgesi boyunca kuzeye doğru ilerlemek pek kültürel uyum gerektirmiyor.[19]

Meksikalıların yasa dışı göçmenliği konusunda bugün Amerika’da yaşanan huzursuzluk bundan kaynaklanıyor. Ayrıca kuzeye göçün Meksikalıların eskiden Meksika’ya ait olan toprakları geri istemelerinin habercisi olmasından da korkuyorlar.[20]

Sarsıntıyı sınır bölgelerinde yoğunlaştıran şey arz talep kanunu ve Amerika’nın narkotiğe olan iştahını karşılayan malların maliyeti. Tercih edilen uyuşturucular olan eroin, kokain ve marihuana son derece ucuz maliyeti olan tarım ürünleri. Yasa dışı demek, bir malı Meksika’dan Los Angeles a sadece birkaç yüz kilometrelik bir yoldan taşırken bile kullanıcı için fiyatın korkunç şekilde katlanarak artması demektir. Meksika’ya uyuşturucu satışından akan para resmî tahminlere göre yıllık 25 ila 40 milyar dolar arasında. Resmî olmayan tahminlere göre bu miktar çok daha fazla. [21]

Uyuşturucularda mantıklı ve ılımlı bir tahminle kâr oranı yaklaşık yüzde 90, bunun anlamı yasa dışı ticaretten gelen 40 milyar doların kâr oranının yaklaşık 36 milyar dolar olduğu. Uyuşturucu serbest nakit üretiyor. Bu, Meksika’nın yasal ihracatının getirdiği 13 milyar doların neredeyse üç katı. Uyuşturucudan kazanılan para Meksika ekonomi sisteminin likiditesine büyük oranda yardım ediyor.[22]

 

 

Kaynaklar

[1] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[2] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[3] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[4] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[5] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[6] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[7] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[8] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[9] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[10] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[11] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[12] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[13] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[14] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[15] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[16] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[17] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[18] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[19] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[20] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[21] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

[22] Gelecek On Yıl. George Friedman. Pegasus: 2012

Kültür Sayfası