Balkanlar

Balkanlar, belki de dünyanın kültürel olarak en bölünmüş yerlerinden birisidir.

Balkan ülkelerinin büyük çoğunluğu Slav kökenli diller konuşurlar ve çoğunlukla Ortodoks inancını benimserler.

Dil konusunda 3 önemli istisnadan söz edilebilir: Bunlardan birincisi Yunanistan’dır. Yunanca Hint-Avrupa kökenli bir dil olmasına rağmen, bölgeye Slavlardan 1500 yıl kadar önce gelmişlerdir. Romanya halkını oluşturan Romenler de Hint-Avrupa dilli olsalar da Slav değildirler. Arnavutların kökeni ise tartışmalıdır. Bir görüşe göre Arnavutça da Hint-Avrupa dillerinin en eski kollarından biridir. Bir diğer görüşe göre ise Hint-Avrupa kökenli bile değildir.

Din konusunda da yine iki istisnadan söz edilebilir. Birincisi Hırvatistan hatta belki Slovenya hem coğrafi olarak Balkan toprağı sayılmalıdır, hem de Slav kökenli diller konuşulmaktadır. Ama her ikisi de Katolik kültür bölgesinde kalmışlardır ve kendilerini onlara yakın hissetmektedirler. İkinci istisna ise İslam’dır. Bölge yüzyıllarca Osmanlı hakimiyetinde yaşamıştır. Bosna-Hersek ve Arnavutluk Müslümanların çoğunlukta olduğu iki Balkan ülkesidir ve kültürel olarak Slav-Ortodoks kültürü ile çatışma içindedirler.  

Ayrımımızı Coğrafi sınırlara göre değil, kültürel sınırlara göre yapıyoruz. Din konusunda farklılık gösteren bu dört ülke coğrafi olarak Balkan ülkesi olmalarına rağmen, kültürel bölge içine dahil edilmemişlerdir.

Yunanistan ise dil konusunda farklılığına rağmen bu bölge içinde değerlendirilmiştir. Yunanistan klasik Yunan kültürünü yaşamışlığı dolayısıyla Slav-Ortodoks kültüründen bazı farklılıklar gösterse de Ortodoksluğun uzun yıllar liderliğini yapmış olmalarından dolayı, Yunanistan’sız bir Ortodoks dünyası düşünülemez. Hatta Ortodoksluk, Hristiyanlığın bir Yunan-Roma kültürü ile yorumu olarak tanımlanabilir.

Nüfus, Toprak ve Ekonomi

  

 

Bölgeyi oluşturan 7 ülkenin toplam nüfusu 2015 yılı itibari ile Türkiye’nin %65’i kadar.

Bu ülkelerin sahip oldukları toplam alan da Türkiye’nin %75’i kadar.

 

7 Ülkenin toplam ekonomik büyüklüğü Türkiye’nin %60’ına denk geliyor.

 

Kişi başına düşen milli gelirleri Türkiye ile yakın.

Nüfus ve Ekonominin Tarih İçinde Değişimi 

 

2015 yılı itibari ile Türkiye’nin %65’i kadar olan toplam nüfusları, 1. Dünya Savaşının hemen öncesinde (Balkan Savaşlarının hem sonrası olarak da okunabilir) o zaman Türkiye’nin 2 katına yaklaşıyordu. Bahsedilen nüfus Osmanlı devletinin tamamının değil, bugünkü Türkiye topraklarının nüfusu olarak değerlendirilmelidir. Ama İmparatorluğun bunun dışında büyük bir nüfusu da kalmamıştı.

2050 yılına kadar nüfus farkının daha da açılacağı ve 7 ülkenin toplam nüfusu Türkiye’nin %40’ına kadar düşecek görülüyor.

1913’te bu ülkelerin ekonomik büyüklükleri de Türkiye’nin 2 katından fazlaydı. 2050 yılında ekonomik büyüklük de Türkiye’nin %40’ı kadar olacak.

Etnik Yapı ve Din

Etnik Yapı

  • Romanya ve Yunanistan hariç diğer ülkelerin tamamında Slavlar baskın durumda. Ama bu iki ülke, Balkanların en büyük nüfuslu iki ülkesi olması dolayısıyla Slav nüfus oranı düşük görünüyor.

  • Romenler Latin kökenli ve Romanya bölgenin en büyük nüfusuna sahip ülkesi

  • Yunanlılar da Slav kökenli değiller.

  • Slavlar, Romenler ve Yunanlılar Ari(Hint-Avrupa) kökenli topluluklar. Bunların dışında Romanya’da ve Sırbistan’da Ural kökenli Macarlar göz ardı edilmeyecek bir nüfus teşkil ediyorlar. Ama Macarların, dil itibari ile farklı özelliklerini korusalar da büyük ölçüde Slavlaştıkları unutulmamalı.

  • Bulgaristan’da dikkate değer bir Türk nüfusu var.

 

Din

  • Kosova hariç tüm ülkelerde Ortodoks inancı baskın.

  • Yine tüm ülkelerde azımsanmayacak bir Müslüman nüfus göze çarpıyor.

 Not:   Tablo ve Grafikler Kültür Sayfası ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Kültür Sayfası