Türk Kültür Bölgesi

 

Kültür bölgesi, Altay Dilleri konuşan toplulukların batı kısmını oluşturanların yoğun olarak yaşadıkları ülkeleri ve bunlarla yoğun ilişki içindeki birkaç çevre bölgeyi kapsamaktadır.

Bu ülkelerin en büyüğü Türkiye’dir. İkinci grup Türki Cumhuriyetler adı verilen Orta Asya ülkeleridir. Bunların dışında kalan ama bu grup içinde değerlendirilen ülkeler ise şunlardır.

Tacikler, Altay kökenli değil, İran kökenli bir halktır. Ama Şii mezhebini değil, Sünni mezhebini seçmişlerdir. Üstelik ülkelerindeki ve çevre ülkelerdeki yüksek miktarda Türk nüfus ile etkileşim halindedirler. Doğrusu Fars kültür alanına mı Türk kültür alanına mı dahil edileceği konusunda ciddi tereddüt yaşadık. İran kökenli bir halk olmalarına rağmen İran ile yoğun ilişki içinde değiller. Fars kültür bölgesine yakın görünmüyorlar. Birçok kaynakta da Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile birlikte ele alınıyorlar. Türk kültür bölgesi içinde değerlendirdik.

Moğollar Altay kökenli bir halk ama Türk değiller üstelik İslam’a da girmemişler. Ama diğer alternatif Doğu Altay kültür bölgesi içinde ele alınmalarıydı. Doğrusu Japon ve Korelilere çok daha uzak görünüyorlar. Ayrı bir kültür bölgesi olmak için de çok küçük bir nüfusa sahipler. En uygun kültür bölgesi Türk kültür bölgesi olarak göründü.

Bosna-Hersek halkı, Balkanlarda yer alsa da uzun yıllar Osmanlı yönetimi altında yaşamış, din değiştirip tamamen Osmanlı kültürünü benimsemiş bir halk. Türkiye ile kültürel yakınlıkları tartışma götürmez. Aynı sebeple Hırvatları da Balkan kültür bölgesinde değil, Katolik oldukları için Batı kültür bölgesinde değerlendirmiştik. Arnavutlar, Türklerden çok hoşlanmasalar da Slav da değiller ve o kültürden de uzaklar. Üstelik Bosna-Hersek ile birlikte bölgedeki bir başka küçük Müslüman ülke durumundalar. Yüzyıllarca da Osmanlı kültürünü paylaşmışlar. En yakın oldukları kültür bölgesi Türk kültür bölgesi olarak görünüyor.

 

Bu ülkelerde yaşayan halkların dünya nüfusu içindeki payı çok yüksek görünmüyor ve 1500’lü yıllardan beri çok büyük bir değişikliğe uğramıyor. 2050 yılına kadar da bu durumun değişmeyeceği ön görülüyor. Bu durum Türklerin nüfusunun artmaması olarak değil, dünya ortalaması civarında artması olarak okunmalı.

 

Türk bölgesinin Dünya ekonomisi içindeki payı ise birini dünya savaşının hemen öncesinde tarihteki en düşük değerine gerilemiş görünüyor ve o tarihten beri istikrarlı bir şekilde artıyor. 2050 yılında tam 2 katına yükselecek.

 Not:   Tablo ve Grafikler Kültür Sayfası ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Kültür Sayfası