Dünyada Üniversite Sistemleri

Talip Küçükcan ve Bekir S. Gür'ün Türkiye’de Yüksek Öğretim (Seta: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Fransa

Fransız yükseköğretimi, merkeziyetçi yapılanmayı ifade eden Napolyoncu model ile adeta özdeşleşmiştir. Bununla birlikte, yeni sosyoekonomik gelişmeler ışığında 1984’te yükseköğretim yasası yeniden hazırlanmıştır. Böylece, üniversite yönetimi, özerklik ve katılım ilkeleri etrafında şekillendirilmiştir. Her üniversite, yönetim, eğitim ve finans yönlerinden özerkliğe sahip kılınmıştır.

 

Ülkedeki yükseköğretim kurumları, değişik bakanlıklara bağlıdır. Sanayi, Savunma, Ziraat ve Eğitim Bakanlıkları yükseköğretimin idaresinde söz sahibidirler. Yükseköğretimle endüstrinin ilişkilerini düzenlemeye dönük birtakım yasalar mevcut olup, üniversite içinde de dış çevreyle ilişkileri düzenlemek için akademik kadro, öğrenci ve ekonomi dünyasından temsilcilerden oluşan yapılanmalar bulunmaktadır.

Prof. Dr.Taner Timur'un Toplumsal Değişim ve Üniversiteler (İmge: 2000) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Fransız sistemi, öğretimle araştırmanın ayrılmasına dayanır. Fransa'da "araştırma" büyük ölçüde üniversitenin bünyesinden koparılmış, ayrı ve bağımsız bir kuruluş olan Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi’ne devredilmiştir. 1968 Kanunu dağınık fakülteleri özerk üniversiteler halinde birleştiriyor; kürsü sistemini kaldırarak öğretim ve Araştırma Birimleri’nden oluşan bölüm sistemini getiriyor ve en üstte de bakanlıkla üniversiteler arasında uyum sağlayan bir Üniversite Konseyi kuruyordu.

1984 Kanunu, bu arada dünya çapında egemenliğini hissettiren neoliberal politikanın da etkisiyle, yeni bir üniversite reformu gerçekleştiriyordu. Savary Kanunu üniversitede demokratikleşmeyi ve katılımı genişletmek hedefini güdüyordu. Ancak bundan özellikle yüksek öğretim kurumlarını iktisadi hayata açmak ve artırılan öğrenci topluluğuna daha çok "profesyonel" bir öğretim vermek amaçlanıyordu. Artık Üniversite "istihdam ve bölgesel kalkınma politikasına katkıda bulunmak" misyonunu açıkça yüklenmeliydi.

1986 yılında A. Devaquet tarafından hazırlanan tasarı Fransız üniversitelerinin ekonomiyle bütünleşmelerini hızlandırıyordu. Üniversiteye girmeyi zorlaştırıyor; üniversiteler ulusal diplomaların yanı sıra özel diplomalar verebilir hale geliyorlar; dahası öğretim paralı hale getiriliyordu. Bütün bu yeniliklerin yarattığı güçlü muhalefet, sonunda tasarının hükümet başkanı tarafından geri alınmasına yol açtı. Aslında küreselleşme çağında üniversitelerle iktisadi hayatın uyumu kaçınılmaz olmuştu. 

Cumhuriyet bilincini devlet okullarının yerleştirdiği bir ülkede yüksek öğretim hep devlet tarafından ve parasız olarak gerçekleştirilmiştir. Devaquet Tasarısı dolayısıyla özel üniversiteler gündeme gelince hiçbir taraftar bulamamıştır. Küreselleşme zorlamaları, iktidarların rengi ne olursa olsun, henüz Fransa'da devletçi geleneği sarsmış, fakat yenememiş ve son on yılda reform tasarı ve raporları birbirini izlemiştir.  

Almanya

Alman Humboldt sistemi, idealist bir felsefi kavrama dayanan, araştırmayla öğretimi birleştiren ve özerkliği bu denge içinde gerçekleştirdiğini düşünen bir modeldir. Ne var ki, toplumsal evrimin her zaman kendine özgü bir mantığı olduğu için, Alman üniversiteleri son iki yüz yıl içinde büyük değişikliklere uğramışlardı. 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hızlı bir kalkınma gerçekleştiren Almanya'da üniversiteler aynı tempoda değişmemişlerdi.

Alman üniversiteleri de yönetim açısından, devletçi yapılarıyla Fransız üniversitelerine benziyorlardı. Fakat birkaç noktada onlardan önemli bir şekilde ayrılıyorlardı. Fransa'da profesör unvanı, bürokratik mantıkla, aday olan akademisyenin pasif bir şekilde beklemesi sonucu gerçekleşiyordu. Almanya'da ise profesörler, selektif ve farklılaştırıcı bir mekanizma içinde tayin sürecinin her aşamasında müzakere ederek kendilerini kabul ettiriyor ve sistemin temel öğesini oluşturuyorlardı. Bu durum üniversiteyi oluşturan diğer akademik elemanları ikincil ve pasif bir konuma sokuyordu. Aynı bağlamda Almanya'da, Fransa'nın Üniversite Konseyi'ne tekabül eden Üniversite Senatosu tamamen profesörlerin egemen olduğu bir kuruluştu.

1990'larda, İngiltere ve Fransa örneklerinde olduğu gibi, Almanya'da da yeni reform tasarılarının gündeme geldiğine ve hırslı bir ortamda tartışıldıklarına tanık oluyoruz. Bazı eyaletler altından kalkamadıkları yükü kısmen öğrencilere yıkmayı, yani paralı öğretimi düşünüyorlardı.

Talip Küçükcan ve Bekir S. Gür'ün Türkiye’de Yüksek Öğretim (Seta: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Modern Alman araştırma üniversitesinin ve üniversite örgütlenmesinin kökeni, Humboldt kardeşlere dayandırılmaktadır. Bu üniversitenin doğa araştırması Alexander von Humboldt ile üniversite örgütlenmesi ise Wilhelm von Humboldt ile ilişkilendirilmiştir. Wilhelm von Humboldt’un kurduğu sistem, dünyanın hemen her ülkesindeki yükseköğretim kurumlarını köklü bir şekilde etkilemiştir. Bu sistem, devlet denetiminde, araştırma merkezli ve çok sayıda fakülteye sahip bir üniversite modeli öne çıkarmıştır.

Almanya’da beş tür yükseköğretim kurumu vardır. Birincisi, geleneksel üniversiteler; ikincisi, uygulamalı bilimler üniversiteleri diyebileceğimiz politeknikler; üçüncüsü, öğretmen yetiştirme kolejleri; dördüncüsü, ilahiyat kolejleri; beşincisi, sanat ve müzik kolejleri.

Öğrencilerin yaklaşık üçte biri, geleneksel üniversite dışındaki yükseköğretim kurumlarına devam etmektedirler.

Eğitimin Geleceği, Üniversitelerin ve Eğitimin Değişen Paradigması (Komisyon, Sabancı:2003) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Yüksek Lisans

Anglo-Sakson ülkelerdeki gelenekten farklı olarak Alman üniversitelerindeki öğrenciler önce lisans derecesi alıp daha yüksek lisans ya da doktoraya başvurmazlar. Yalnızca yükseköğretimin tümünü kapsayan süreci tamamladıklarında bu dereceleri alabilirler. Yani öğrenciler üniversiteye başladıkları ilk andan itibaren Yüksek Lisans (Master) ve Doktoraya da yönelmiş olurlar.

Altı yarıyıllık bir eğitimden sonra lisans diploması alınmaktadır, ama bu derece yeterli olmadığı için Almanca adıyla (Diplom) olan ve eğitimin devamı sayılan dört yarıyıllık eğitim alınmakta bu da Yüksek Lisans derecesine karşılık gelmektedir.

Lisans ve Yüksek lisans derecesi ayırımı Alman yükseköğretim sistemine 1998 sonrasında girmiştir ve sayılar daha sonra gitgide artmıştır. 2004-2005 öğretim yılında yaklaşık 1345 farklı alanda lisansüstü öğretim verilmektedir.

Alman yükseköğretim sisteminde iki tür lisansüstü eğitim programı vardır:

Bunlardan birisi tamamlayıcı ve destekleyici yeni bilgi sunmayı hedefleyen programlardır. Bu programların amacı uygulamadakilere yeni bilgi ve gelişmeleri tanıtmaktadır. Temel ilke herkes için yaşam boyu yenileme eğitimi vermektir.

Diğer tür lisansüstü çalışmalar ise doktora çalışmaları yapılmasını ve akademisyen yetiştirmeyi hedeflemekledir. Ama bunlarla birlikte, Almanya’daki lisansüstü eğitim kesin hatlarla birbirinden ayrılmış değildir. Çünkü geleneksel olarak oluşturulmuş sistemde öğrencilere lisansüstü çalışmalara herhangi bir sınava girmeden eğitimlerinin devamı olarak okumaya yönelmektedirler.

Doktora

Almanya’da doktora eğitimini tamamlamak ise daha çok akademik alanda çalışanların tercih ettiği bir kademedir. Doktora eğilimi yaklaşık dört yıl sürmektedir. Tez ve final sınavından oluşan zorunlulukları yerine getirmek gereklidir.

Bu eğitime başlayış yaşı eğitim sisteminin genel işleyişinden dolayı 28 yaşa denk gelmektedir. Çünkü gerek lisans/yüksek lisans derecelerini almak ("Diplom", "Magister"), gerekse devletin yapmış olduğu genel sınava girmek üniversiteye başladıktan sonra 6 yıla denk gelmektedir. Günümüzde bu süreyi azaltmaya yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. Almanya’daki lisansüstü öğretim bugün ABD kaynaklı eğitime doğru yönelmektedir.

Alman üniversitelerinden postdoktora çalışmalarının oluşabilmesi üç temel koşula bağlıdır: Bunlardan birincisi; öğretim üyeliği için gerekli eğitimin verildiği Habilitation’na başlamış olmak. Bu tam ya da yarı zamanlı olabilir. İkincisi, bir üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamış olma ve ders verme. Üçüncüsü ise, tam zamanlı öğretim üyesi kadrosuna atanmış olma.

Prof. Dr.Taner Timur'un Toplumsal Değişim ve Üniversiteler (İmge: 2000) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İngiltere

İngiltere daha bu yüzyılın başlarında üniversite yönelimi alanında özgün bir sistem kurmuştu. 1919'da kurulan University Grants Committee devletle üniversite arasında bir tampon bölge oluşturuyor ve üniversite özerkliğini sağlıyordu. Eğitim Bakanlığı ve bilim adamları tarafından seçilen yirmi kişiden oluşan Komite'nin asıl görevi devlet fonlarını üniversiteye aktarmaktı. 1970'lerde devlet kesintileri başladı ve ilk kez 1976'da % 5'lik bir indirim yapıldı. M. Thatcher'in neoliberalizmi tam bu sırada devreye girdi ve süreci hızlandırdı. Ne var ki M. Thatcher sadece bütçe kısıntılarıyla yetinmedi; İngiliz üniversite sistemine yapısal değişiklikler getirdi.

Thatcher, 1987'de Komite'yi yeniden düzenledi ve 1989'da da üniversiteyi sanayi ile bütünleştirmek üzere University Funding Council adını alan kuruma iş dünyasından üyeler soktu.  

İngiltere'de son yirmi yılda üniversite öğrenci sayısının % 100 artmasına karşılık yüksek öğretim ödeneği ancak % 45 arttı ve öğrenci başına harcama % 40 azaldı. 1988'de 30 bin öğrenci, kesilen burs ve kredilere karşı Parlamento'ya yürüyüş yaptıkları zaman ne istiyorlardı?

Aslında elitist İngiliz sisteminde fazla bir şey değişmemişti. Günümüzde İngiliz çocuklarının % 7'si özel okullarda okuyor ve Oxbridge'i bunlar dolduruyor. Bu süreç içinde 16.000 öğrencisiyle ünlü Cambridge Üniversitesi, Thatcher'in teşvikleriyle palazlanmış, "hightech" kullanan ve 37.000 kişi istihdam eden bin kadar şirketle çevrilmiş bir Sillicon Fen’e dönüşmüştü.

Lisanüstü Öğretim Sistemleri (Komisyon, Pagem: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Lisansüstü Öğretim Mezuniyet Dereceleme Sistemi

Yükseköğretim sistemi, ön lisans (undergraduate), lisans (graduate) ve yüksek lisansdoktora (masterpostgraduate) şeklinde ayrılmaktadır.

Lisans öğretimi normal olarak üç yıl devam etmektedir. Yüksek lisans programları çoğunlukla 12 aylıktır. Doktora ise en az üç yıl sürmektedir.

Lisansüstü öğretim dereceleri geleneksel olarak araştırma (Türkiye’deki karşılığı tezli programlar) ve öğretim (Türkiye’deki karşılığı tezsiz programlar) olarak sınıflandırılmaktadır. Son zamanlarda araştırma içerikli lisansüstü öğretime daha fazla ağırlık verilmesine karşın, öğretim içerikli lisansüstü öğretim öğrenci sayısı çoğunluğu oluşturmaktadır.

Lisansüstü öğretim devam açısından genelde yarı zamanlı (parttime) ve tam zamanlı (fulltime) olmak üzere iki türlüdür. Yarı zamanlı öğretim, tezsiz programların % 83’ünü oluşturmaktadır. Tezsiz programlardaki öğrencilerin seçtiği konular daha çok kendi iş alanlarıyla ilgilidir ve bu programlardaki öğrencilerin büyük kısmı çalışmaktadır.

Tezsiz Lisansüstü Öğretim (Lisans sonrası kurslar)

Lisansüstü öğretim kursları, yüksek lisans, diploma ve sertifika dereceleri vermektedir. Yüksek lisans derecesi almak için öğrencilerin bitirme tezlerini konferans, seminer veya sınıfta sunu biçiminde hazırlayıp sunmaları gerekir. Bu kurslarda öğrenci çalışmaları, sınavlar veya uygulamalar (projeler) veya her ikisi birlikte değerlendirilir.

Bazı diploma veya sertifika programlan yalnızca derslerden oluşmaktadır. Bunlarda bitirme tezi bulunmamaktadır. Ayrıca kimi kurslar yüksek lisans programını tanıyabilmektedir. Bu program, Türkiye’deki tezsiz yüksek lisans programında öğrenim görenlerin tezli yüksek lisans programına geçişine benzemektedir.

Araştırma Derecesi

Araştırma derecesi, bir araştırma sürecini tamamlayan ve sonunda bir tez sunan öğrencilere verilmektedir.

Türkiye’deki tezli lisansüstü öğretim programlarıyla aynıdır. En yaygın mezuniyet dereceleri; Felsefe Yüksek Lisansı (Master of Philosophy MPhil) ve Felsefe Doktoru’dur (Doctor of Philosophy PhD or DPhil). Yüksek lisans felsefe derecesi alan bireyin kendi alanında kuramsal temele hakim olması beklenmekte, felsefe doktoru derecesi almış bireyin ise daha üst düzeye ulaşarak alanı ile ilgili eleştirel bakış yeterliği kazanmış olması ve bir paradigma benimsemiş olması beklenmektedir. 

 

Lisansüstü Öğretim Diploması

Diploma programının amacı öğrenciye profesyonel bir yeterlik derecesi kazandırmaktır. Lisansüstü diploma programları bir yıl sürelidir ve ders alma esasına dayanır.

Yüksek Lisans Derecesi

Toplumsal bilimler yüksek lisans derecesi veya fen bilimleri yüksek lisans derecesi (MA, MSc) olarak bilinen ve bir yıl süren bu çalışma, ders alma yöntemi ve araştırma ya da ikisi birden kullanılarak yürütülür. Çoğunlukla ders almaya dayalı bir yüksek lisans derecesini, doktora düzeyinde özgün bir araştırma izler.

Akademik Dereceler Sistemi

İngiltere’de doktora öğretimi iki düzeydedir. İlk doktora derecesi PhD (Doctor of Philosophy) olarak adlandırılır. Ph.D. derecesi almak, en az üç yıl sürmektedir. Bu tür programlarda gereksinim duyulduğunda araştırma eğitimi verilmektedir. Bunun anlamı öğrenci bu programlara başvurmadan önce araştırma konusuna iyice odaklanmalıdır. Araştırma alanı belirlendikten sonra, araştırma önerisiyle birlikte başvuru yapılmaktadır. Çünkü Ph.D. araştırmasının, ilgili alana özgün katkıda bulunması beklenmektedir. Ph.D. programının diğer ülkelerden kısa olması, yabancı öğrencilerin ilgisini bu programlara çekmektedir.

Ph.D.’ye başvurmak isteyip henüz Ph.D. araştırma konusuna yeterince odaklanmamış bireylere araştırma yüksek lisansı (MPhil) önerilmektedir. MPhil programı iki yıl sürmekledir. İlk dokuz ay, bir yıllık tezsiz programlara benzemektedir. Bununla birlikte araştırma önerisi geliştirmek için danışmanla daha fazla görüşme yapılmaktadır. Dokuz ayın sonunda öğrenci Ph.D. programına geçebilir veya MPhil’e devam eder. MPhil derecesi için 15 aylık araştırma çalışmasının başarıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Diğer bir Ph.D. alternatifi DBA (Doctor of Business Administration) ve Bd.D.’dir (Doctor of Education). Bu programlar giderek yaygınlaşmaktadır. Üç yıl süren bu programlarda yeterli ders hazırlık aşamasını uzun bir araştırma projesi izlemektedir.

Yüksek Doktora Derecesi (Second doctor's degree): İngiltere’de en yüksek akademik derece olan yüksek doktora derecesi, üniversitelerce, bilim ve öğrenmeye özgün katkı sağlayan, yüksek standartta yayınlanmış bir bilimsel çalışma ortaya koyan, seçkin bir akademik geçmişi olan kişilere, daha önce yayınlanmış akademik çalışmaları esas alınarak verilmektedir. Yüksek doktora verilen kişiler kendi alanlarında belirli bir üstünlük ve saygınlık kazanmış olurlar.

Talip Küçükcan ve Bekir S. Gür'ün Türkiye’de Yüksek Öğretim (Seta: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

A.B.D.

Amerikan Modelinin Temelleri

Kolonyal Amerika’da kurulan ilk yükseköğretim kurumları, kiliselere dini lider (papaz, rahip vs.) ve devlete yönetici yetiştirmek amacına hizmet etmişlerdir. Üniversite, genel olarak toplumun değerlerini kendi bünyesiyle bütünleştirebilmiştir. Bu hem özel okullar hem de kamu okulları için geçerlidir. Özel okullar, kendini destekleyen kurumların veya cemaatlerin değerlerini, kamu okulları ise bölgesel veya milli değerleri yansıtırlar. Harvard Üniversitesi gibi ilk yükseköğretim kurumları, doğrudan kilise okulları olarak kurulmuşlardır. Dahası, çoğu üniversitenin büyük şehirlerden uzak kentlerde kurulması, büyük şehir yaşamına karşı duyulan güvensizlik ve gençlerin büyük şehirlerde yozlaşacakları inancını yansıtmaktadır.

Amerikan üniversitelerinin dünya yükseköğretimine yaptıkları önemli bir katkı, Amerikalı reformcuların üniversite ve toplum arasındaki bağlantıları öne çıkarmalarıdır. Topluma hizmet nosyonu çerçevesinde, üniversite ile endüstri ve tarımın doğrudan bağlantıları öne çıkarılmıştır. Abraham Lincoln’ın 1862 yılında imzaladığı Morrill Yasası, Amerika’nın endüstriyel ve tarımsal açıdan hızlı gelişmesi sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Morrill sayesinde üniversiteler, “beyefendi”, doktor, avukat, rahip ve öğretmen yetiştirmenin ötesinde, mekanik, tarım ve üretimle alakalı bölümler açarak toplumun ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya başlamışlardır. Dahası, bu yasa sayesinde, üniversite toplumun seçkin bir kesimine hizmet etmekten ziyade, tarım ve hayvancılık işleriyle uğraşan kesimleri dâhil her kesimine kapılarını açmıştır. Üniversite, “fildişi kule” olmaktan çıkmış ve toplumun her kesiminden başvuru şartlarını haiz kişilerin mekânı olmuştur. Yükseköğretim kurumları müfredat olarak çeşitlenmiş, öğrenci profili heterojenleşmiş, üniversitenin hizmet nosyonu ön plana çıkmış ve bu başarısından dolayı Amerikan modeli, dünyaya yayılmıştır.

II. Dünya Savaşını takip eden otuz yıllık dönem, Amerika’da yükseköğretiminin gelişmesi ve büyümesi açısından oldukça önemlidir. Milyonlarca savaş gazisinin ülkeye dönmesi, federal hükümetin “Savaş Gazilerini Hayata Kazandırma Yasası”nı 1944 yılında yasalaştırmasını sağlamıştır. Yasa, gazilerin yükseköğretim kurumlarına devam etmeleri için çok büyük destek sağlamıştır. Amerikan üniversitesini “fildişi kule” olmaktan çıkaran ve halkın önemli bir kısmının üniversiteli olmasını sağlayan önemli yasalardan biridir. 

II. Dünya Savaşı ile birlikte, Amerikan üniversiteleri, federal hükümetten daha önce hiç olmadığı kadar destek almaya başlamışlardır. Savaş sonrası ve soğuk savaş dönemi boyunca, bu destek devam etmiştir. Bu desteklerle birlikte Amerikan üniversiteleri, derin bir dönüşüm yaşamışlardır. Merkezi bir yükseköğretim sisteminin olmadığı ve üniversitelerin kendi özerklikleriyle övündükleri bir ülkede, üniversitelerdeki araştırmalara federal hükümetin yön vermesi ve böylece üniversiteleri dönüştürmesi oldukça ilginç ve önemlidir. Bu dönemde federal hükümetin desteklediği araştırmalar temelde üç hususla ilgilidir: Savunma, bilimsel/teknolojik ilerleme ve sağlık. Destekler, üniversitelerin araştırma ve milli güvenlikle ilgili konulardaki lisansüstü ve doktora sonrası eğitim işlevlerine yoğunlaşmıştır.

İkinci Dünya Savaşından sonraki bu otuz yıllık dönem, öğrenci sayısı açısından, Amerikan tarihindeki en ciddi artışı temsil etmektedir. Bu dönemde, lisans öğrencisi sayısı 5, lisansüstü öğrencisi sayısı ise 9 katına çıkmıştır.

Amerikan Yükseköğretiminin Belirgin Vasıfları

Ademi Merkeziyet: Amerikan yükseköğretiminin en belirgin birinci vasfı, merkezi bir yükseköğretim sisteminin olmayışıdır. Savunucularına göre, ademi merkeziyetçi yapı, yeniliği teşvik etmektedir çünkü çok sayıda kurum birbiriyle yarışmaktadır. Herkes üniversite kurma hakkına sahiptir. Yükseköğretim kurumu sayısı arttıkça, kurumlar arası rekabet artmıştır. Özel üniversiteler, birçok açıdan kamu üniversiteleri ile yarışabilmektedirler. Üniversiteler, en iyi hocaları, öğrencileri, sporcuları ve araştırma fonlarını alabilmek için, yoğun bir yarışa girişmişlerdir.

Amerika’daki kurumlar arası bu rekabeti, öğrenciler arasındaki rekabetten ayırmak gerekir. Sözgelimi, Türkiye ve Japonya gibi ülkelerde, öğrenciler arasında çok ciddi bir yarış vardır fakat kurumlar arası rekabet Amerika’daki kadar gelişmemiştir.

Ademi merkeziyetçi yapının dezavantajları da vardır. Örneğin, Amerika’da öğrencileri aşırı reklâm yoluyla çeken, eğitim kalitesi düşük birçok okul vardır. Devletin denetleme mekanizmasının daha yoğun olduğu Avrupa ülkelerinde, bu derece niteliksiz okul bulmak mümkün değildir.

Lisanüstü Öğretim Sistemleri (Komisyon, Pagem: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Yüksek Lisans Programları

Eğer ABD’de lisansüstü öğretime devam ediyorsanız daha küçük sınıflarda veya seminer odalarında daha küçük gruplarla ders alabilir ve hocanızla birçok konuda tartışma fırsatı yakalayabilirsiniz. Hatta büyük bir üniversitede iseniz, aynı konuda çalışan insanların oluşturduğu küçük bir toplumun da bir üyesi oluverirsiniz.

ABD’de lisansüstü öğretim hiç de kolay değildir; günlerce ve geceleri sabahlara kadar bilgisayar başında veya laboratuvarda çalışmanız gerekebilir. Sizden lisans öğreniminiz sırasında beklenenden çok daha iyi bir performans beklenir. Lisans öğrenimimiz sırasında sınavlara girmeniz ve iyi notlar almanız beklenirken lisansüstü öğretimde ise çalıştığınız alana hakim olmanız gerekmektedir.

ABD'de lisansüstü öğretime devam eden öğrenciler çoğunlukla geçimlerini sağlamak için bir işte çalışmak zorunda olmalarına ve bazen geleceğe ilişkin endişeler taşımalarına rağmen bir amaca doğru ilerleme fırsatı veren bu eğitim dönemini sevmektedir.

ABD’de lisansüstü öğretimin temel amacı birkaç yıl içinde çok iyi eğitilmiş profesyoneller yetiştirmektir. Profesyonel meslek eğitimi vermek (özellikle yüksek lisans eğitimi) ve gelecek kuşak bilim adamlarını yetiştirmek (özellikle doktora) lisansüstü öğretimin amaçları arasında sayılmaktadır.

Lisansüstü öğretim politikasının ilk göze çarpan özelliği genel kültür eğitiminin lisansüstü eğitimde verilmesinin doğru bulunmamasıdır.

ABD’de yüksek lisans (master’s) eğitimi öğrencinin belli bir alanda uzmanlaşmasını sağlamaktadır. Bu eğitim genellikle birbuçuk yıl ile üç yıl arasında sürmektedir. Yüksek lisans eğitimi sırasında öğrencilerden altı ile sekiz ders arasında dersi başarıyla geçmesi beklenmektedir. Ders aşaması genellikle bir ya da iki yıl sürmektedir. Yüksek lisans eğitiminin ders aşamasını bitiren öğrencilerin bir proje veya tez hazırlaması zorunludur.

Yüksek lisans eğitimi, kişinin lisans eğitimi aldığı alanda olabileceği gibi, çok farklı bir alanda da olabilmektedir. Bu durumda kişiler isterlerse yüksek lisans eğitimi alarak alan değişikliğine de gidebilmektedir. Örneğin lisans eğitimini psikolojide almış bir kişi, eğer yüksek lisans eğitimini mimarlık üzerine yapmışsa, yaşamının geri kalan kısmını mimar olarak çalışarak geçirebilmektedir.

Birçok alanda değişik yüksek lisans programları olmakla birlikte, bu programlar “akademik” ve “mesleki” yüksek lisans programları şeklinde iki başlık altında toplanarak incelenebilir.

Akademik yüksek lisans programları; sanat yüksek lisans derecesi (M.A.) ve bilim yüksek lisans derecesi (M.S.) veren programlardan oluşmaktadır. Mühendislik ve ziraat gibi teknik alanlarda verilen yüksek lisans derecesi de M.S.’dir. Akademik yüksek lisans programlarında araştırma yöntemi, alan araştırması gibi alanlarda eğitim verilmekte ve öğrencilerin özgün (orijinal) bir araştırma yapmaları özendirilmektedir. Bu programlarda bir ya da iki öğretim yılında 30-60 arasında değişen krediyi tamamlamak gerekmektedir. Bu aşamadan sonra bazen doğrudan doğruya doktoraya da geçiş yapılabilmektedir.

Birçok akademik yüksek lisans programının sonunda tez yapmak gerekmekle birlikte, tezsiz yüksek lisans programları da bulunmaktadır. Her iki program sonunda da aynı derece verilmesine karşın programların yürütülüşleri arasında ufak tefek farklılıklar bulunmaktadır.

Tezli yüksek lisans programındaki öğrenciler ise genellikle sözlü sınavlara girmekte ve ders aşamasını tamamladıktan sonra tez yazmaktadır. Akademik yüksek lisans programını tamamlayan öğrenciler doktoraya devam edebilmektedir.

Mesleki yüksek lisans programları; işletme yönetimi (M.B.A.), sosyal hizmetler (M.S.W.), eğitim (M.Ed.) veya güzel sanatlar (M.F.A.) gibi belli bir alanda uzmanlaşmak üzere hazırlanmıştır. Ayrıca gazetecilik, uluslararası ilişkiler, mimarlık, şehir ve bölge planlama gibi alanlarda da mesleki yüksek lisans programları bulunmaktadır. Bu programlar belli bir alanda özgün (orijinal) bir araştırma yapmaktan çok edinilen bilgilerin uygulanmasına yöneliktir. Mesleki yüksek lisans programları, akademik yüksek lisans programlarına göre daha yapılandırılmıştır ve öğrencilerden devam edilen kuruma veya çalışılan alana göre bir ile üç yıl süren bu programı bitirmesi beklenmekledir. Mesleki yüksek lisans programlarında önceden belirlenmiş ve 36 veya 48 krediye karşılık gelen dersleri bitirmeleri beklenmekte ve ders aşamasının sonunda genellikte tez yazma zorunluluğu bulunmamaktadır. 

Her iki yüksek lisans programı arasındaki en önemli fark, bu programları bitirenlere doktora kapısının açık olup olmamasından kaynaklanmaktadır. Birçok mesleki yüksek lisans programı doktora programına kapalıdır.

Doktora Programları

ABD’de lisansüstü öğretimin en üst düzeyini doktora eğitimi oluşturmaktadır. Doktorluk, kişilerin kendi alanlarında derinlemesine araştırma yapabilmelerine olanak sağlayan en üst uzmanlık düzeyidir. Araştırma doktorası ve mesleki doktora olmak üzere iki çeşit doktora bulunmaktadır.

Mesleki doktorada önemli olan mesleki bir alanda pratik yapmaktır. Mesleki doktoranın alınabilmesi için tıp, eczacılık, dişçilik, mimarlık veya mühendislik gibi alanlarda kapsamlı çalışma yapılması gerekmektedir. Araştırma doktorası yapan kimseler çalıştıkları alan ne olursa olsun doktor olarak anılmaktadır. Mesleki doktora yapanlarda ise durum biraz farklıdır. Bu kimseler için doktora yapılan alan önemlidir. Mesleki doktora yapılmadan araştırma doktorası yapmak olanaksızdır.

Bazı bölümlerde, tüm öğrenciler eğer doktora yapmak istiyorlarsa, önce yüksek lisans programını tamamlamak zorundadır. Bazı bölümlerde ise öğrenciler hiçbir yüksek lisans derecesi almadan doğrudan doktora programına kabul edilebilmekte ve çalışılan alana göre beş ile sekiz yıl arasında süren bir doktora eğitimi alabilmektedir. Ancak ABD’deki lisansüstü öğretim genellikle yüksek lisans eğitiminden sonra devam edilen doktora programına dayanmaktadır.

ABD’deki doktora programlarının hemen hemen hepsinde bir öğretim üyesinin danışmanlığında hazırlanan ve özgün bir araştırmaya dayanan bir doktora tezinin savunulması koşulu bulunmaktadır. Öğrenciler teze başlamadan önce bir ya da iki yıl çeşitli dersler ve seminerler almaktadır. Üç ya da beş yıl arasında süren ders aşamasının tamamlanmasından ve danışmanının onay vermesinden sonra öğrenci fakülte öğretim üyelerinden oluşan bir jüri önünde doktora yeterlik sınavını girmektedir. Bu sınavla öğrencinin derslerde edindiği bilgileri kullanma yeteneği ile bağımsız bir şekilde yaratıcı ve özgün çalışmalar yapabilme yeteneği ölçülmektedir. Bu sınavda başarılı olan öğrenciler araştırmaya dayanan tezlerine başlayabilmektedir. Doktora tezini hazırlamak, araştırma ve raporlaştırma aşaması ile birlikte, öğrencinin bir veya daha çok yılını alabilmektedir.

Lisansüstü Öğretim Programlarının Süresi ve Verilen Dereceler

Yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin süresi genellikle bölümlerce belirlenmektedir. Yüksek lisans derecesi, çalışılan alana göre bir ile üç yıl arasında alınmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu süre içinde alınması gereken derslere, tamamlanması gereken krediye ve programın sonunda bir tezin yapılıp yapılmayacağına da bölümler karar vermektedir. Yüksek lisans programı bir tezin yapılması ile son buluyor olsa bile, bu tez doktora tezi kadar uzun ve zor olmamaktadır.

Doktora derecesi, yüksek lisans derecesine göre daha uzun bir sürede elde ediliyor olmasına karşın, doktorada da eğilimin kaç yıl süreceğine, çalışılan alanın özelliğine göre, yine bölümler karar vermektedir. Örneğin tarih alanında alınacak bir doktora derecesi ortalama 8.3 yıl sürerken, fen alanında bu süre ortalama 6.1 yıl olmaktadır. ABD’de doktora genellikle beş ile yedi yıl arasında tamamlanmakladır. Eğer yüksek lisans derecesiyle doktora programına başlanırsa doktora eğitimi daha kısa sürede tamamlanabilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, aynı alanda yapılan doktora eğitiminin süresi üniversitelere göre de farklılaşabilmektedir. Ayrıca doktoranın süresi öğrencinin performansına da bağlı olmaktadır. Hatta, neredeyse doktoraya başlayan öğrencilerin % 50’si oldukça ağır bir programla karşı karşıya gelince zorlanmakta ve doktora programından ayrılmak zorunda kalmaktadır.

Lisanüstü Öğretim Sistemleri (Komisyon, Pagem: 2009) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Türkiye’de Lisansüstü Eğitim

Tezli Yüksek Lisans Programı

Tezli yüksek lisans programının amacı, öğrencinin bilimsel araştırma yaparak bilgilere erişme, bilgiyi değerlendirme ve yorumlama yeteneğini kazanmasını sağlamaktır.

Bu program toplam 21 krediden az olmamak koşuluyla en az yedi ders, bir seminer dersi ve tez çalışmasından oluşur. Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.

Tezli yüksek lisans programını tamamlama süresi dört yarıyıldır. Öğrenciye, tezini jüri önünde savunması için en fazla iki yarıyıl ek süre verilebilir. Derslerini başarıyla tamamlayamayan veya tezini başarıyla bitiremeyen öğrencinin yükseköğretim kurumu ile ilişiği kesilir.

Kredili derslerini ve seminer dersini başarıyla bitiren öğrenciye, enstitü anabilim dalı başkanlığı bir tez konusu ve tez danışmanını bağlı olduğu enstitüye önerir. Tez danışmanı, öğretim üyeleri veya ilgili senatonun belirleyeceği niteliklere sahip öğretim görevlileri arasından seçilir.

Tezli yüksek lisans programındaki bir öğrenci, tezini ilgili senatonun belirlediği yazım kurallarına uygun biçimde yazmak ve jüri önünde sözlü olarak savunmak zorundadır.

Derslerinde, tez seminerinde ve tez sınavında başarılı olan öğrenciye izlemiş olduğu anabilim dalındaki programın adı belirtilmiş olan Yüksek Lisans Diploması verilir.

Tezsiz Yüksek Lisans Programı

Tezsiz yüksek lisans programının amacı, öğrenciye mesleki konularda derin bilgi kazandırmak ve var olan bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını göstermektir.

Bu program toplam 30 krediden az olmamak koşuluyla en az 10 ders ile dönem projesi dersinden oluşur. Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.

Tezsiz yüksek lisans programını tamamlama süresi en fazla altı yarıyıldır.

“Tezsiz yüksek lisans programından mezun olanların doktora programlarına kabulüne ilişkin esaslar ilgili üniversite senatosunca belirlenir” biçimindeki ilke tezli ve tezsiz yüksek lisansın eşdeğer olduğu düşüncesiyle kaldırılmış, tezsiz yüksek lisans mezunlarının doktoraya başvurmaları da sağlanmıştır.

Yüksek lisans ve doktora programları ile sanatta yeterlik çalışmasına, hangi lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olanların başvurabileceği Üniversitelerarası Kurul kararı ile belirlenir; ancak ilgili senato, belirlenen programlar dışından da öğrenci kabulüne karar verebilir.

Öğretmen Adaylarına Yönelik Tezsiz Yüksek Lisans Programları

1997 yılında yapılan düzenleme ile ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Bölümünde Matematik, Fizik ve Biyoloji Öğretmenliği Programları ile Ortaöğretim Bölümündeki Tarih, Coğrafya, Felsefe Grubu ile Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Programlarının 3.5+1.5 ve 4+1.5 yıllık programlar olabileceği öngörülmüştü.

Birleştirilmiş Lisans Artı Tezsiz Yüksek Lisans Programı

İlgili alanın bulunduğu fakülte (alan fakültesi) ile eğitim fakülteleri ve ilgili enstitü anabilim dallarınca ortak yürütülen birleştirilmiş lisans artı tezsiz yüksek lisans programları düzenlenir. Bu programların lisans kademesindeki öğrenciler ilk yedi yarıyıldaki derslerini alan fakültesinden alırlar. Bu derslerin tümünü başarı ile tamamlayan öğrenciler lisans kademesinin son yarıyılında o alanın nasıl öğretileceğini kapsayan ders ve uygulamalarını eğitim fakültesinden alırlar ve bunları da başarı ile tamamlayan öğrencilere o alanın adını anadal, eğitimi de yandal olarak belirten lisans diploması verilir.

Lisans kademesini tamamlayan öğrenciler ilgili enstitüye bağlı bir enstitü anabilim dalı olarak yürütülen tezsiz yüksek lisans kademesine doğrudan geçirilirler. Lisansüstü kademede iki yarıyıla eşdeğer bir süre içinde mezuniyet için öngörülen tüm koşullan tamamlayan öğrencilere ilgili alan öğretmenliğinin adını taşıyan yüksek lisans diploması verilir.

Doktora

Doktora, “lisansa dayalı en az altı veya eczacılık veya fen fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nca düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yarıyıllık programı kapsayan ve orijinal (özgün) bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretimdir”.

Doktora programının amacı, öğrenciye bağımsız araştırma yapma, bilimsel olayları geniş ve derin bir bakış açısı ile irdeleyerek yorum yapma ve yeni sentezlere ulaşmak için gerekli adımları belirleme yeteneği kazandırmaktır.

Doktora programı, yüksek lisans derecesi olan öğrenciler için toplam yirmi bir krediden az olmamak koşuluyla en az yedi ders, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışmasından oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için de en az 42 kredilik ondört ders, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışmasından oluşur. Lisansüstü dersler, diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan derslerden de seçilebilir. Lisans dersleri ders yüküne ve doktora kredisine sayılmaz. Doktora programlan yurtiçi ve yurtdışı bütünleştirilmiş doktora programları biçiminde de düzenlenebilir. Yönetmelikte yer almasına karşın Türkiye’de lisanstan mezun olanların doktoraya kabul edilmesi pek uygulanmamaktadır.

Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin, bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme, bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden birini yerine getirmesi gerekir.

Doktora programım tamamlama süresi yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için sekiz yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıldır. Kredili derslerini başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen, ancak tez çalışmasını süresinde tamamlayamayan öğrenciye, tezini jüri önünde savunması için en fazla dört yarıyıl ek süre verilebilir.

Doktora yeterlik sınavının amacı, öğrencinin temel konular ve doktora çalışmasıyla ilgili konularda derinliğe sahip olup olmadığının sınanmasıdır. Derslerini ve seminerini başarıyla tamamlamış olan lisansla doktoraya kabul edilen öğrenci en geç yedinci, yüksek lisansla doktoraya kabul edilen öğrenci en geç beşinci yarıyılın sonunda doktora yeterlik sınavına girer.

Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacım, yöntemini ve çalışma planım kapsayan tez önerisinin Tez İzleme Komitesi önünde sözlü olarak savunur.

Doktora tezinin sonuçlandırılması sürecinde; doktora öğrencisi, elde ettiği sonuçları ilgili senatoca kabul edilen yazım kurallarına uygun biçimde yazmak ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunmak zorundadır.

Derslerinde, yeterlik sınavında ve tez sınavında başarılı olan öğrenciye, üzerinde izlemiş olduğu enstitü anabilim dalındaki programın onaylanmış adı bulunan Doktora Diploması verilir. Bu diploma öğretim üyeliğinin temelini oluşturmaktadır.

Türkiye’de Lisansüstü Öğretimin Örgütlenmesi

Lisans öğretimi yapmakta olan bir program ya da anabilim dalının aynı zamanda lisansüstü öğretime başlayabilmesi, rektörün önerisi üzerine, Yükseköğretim Kurulu kararlarına dayanılarak enstitülere bağlı ilgili enstitü anabilim dalının kurulması ile olanaklıdır.  

Üniversite ve fakültelerde kurulan enstitüler, birden fazla benzer ve ilgili bilim dallarında lisansüstü öğretim bilimsel araştırma ve uygulama yapan birimlerdir ve yasayla kurulurlar. Enstitüler, anabilim dallarından oluşur. Üniversite ve fakültelerde lisansüstü eğitim bu amaçla kurulan enstitülerce düzenlenir.

Enstitü türleri ile kapsadıkları anabilim ve anasanat dalları şöyledir:

  • Fen Bilimleri Enstitüsü: Bir üniversitenin fen, mühendislik, mimarlık, ziraat ve orman fakültelerinin bölümleri ile fen-edebiyat fakültelerinin fen eğitimi ve müzik eğitimi bölümleri, teknik eğitim fakültelerinin bölümlerinden oluşur.

  • Sosyal Bilimler Enstitüsü: Bir üniversitenin edebiyat, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler, siyasal bilimler, hukuk, ilahiyat ve güzel sanatlar fakültelerinin bölümlerinden oluşur.

  • Sağlık Bilimleri Enstitüsü: Bir üniversitedeki tıp, diş hekimliği, eczacılık, veteriner fakültelerinde bilim doktorası yapan anabilim dallarından oluşur.

 

Yukarıdaki enstitülerde bir fakülte bölüm veya anabilim dalından değişik bir ad taşıyan disiplinlerarası bir enstitü anabilim dalı kurulabilir.

Bu enstitülerde, fakültenin bölüm başkanları aynı zamanda başkanı oldukları bölümle aynı adı taşıyan enstitü anabilim dalının da başkanıdırlar.

Lisansüstü öğretimin düzenlenmesinden, denetiminden YÖK ve Üniversitelerarası Kurul sorumludur.

Kültür Sayfası