Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluşu

Derin Tarih dergisinin 2017 Eylül sayısından kısaltılarak alınmıştır. 

Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924'te kurulmuş, Ankara Müftüsü Rifat Börekçi 1 Nisan 1924'te ilk Diyanet İşleri Reisi olarak göreve başlamıştı.   [1]

30 Ekim 1922’de Ankara Büyük Millet Meclisi, Osmanlı Devleti’nin sona erdiğini, saltanatın kaldırıldığım ve yerini yeni Türkiye Hükümeti’nin aldığını bildiren bir karar aldı. Bu karardan 20 gün sonra Şer’iyye ve Evkâf Vekâleti, başta vakıflarla ilgili birimleri olmak üzere bürokratik kurumlara devredildi. [2]

3 Mart 1924’te Hilafet’in ilgası ile birlikte Şer’iyye ve Evkâf Vekâleti de kaldırıldı. Bu bakanlığa bağlı vakıflarla ilgili düzenleme zaten önceden yapılmıştı. Ama bu hazırlık aynı zamanda Şeyhülislamlığın görev ve yetkilerini de deruhte ediyordu. Bakanlık kaldırılınca dinî hizmetlerin yürütüleceği alanda tabii olarak bir boşluk oluşuyordu. Bu boşluğu doldurmak üzere Diyanet İşleri Reisliği kuruldu ve 1 Nisan 1924 tarihinde kurumun başına Ankara Müftüsü Börekçizade Rıfat Efendi getirildi.

Hasan Hüseyin Ceylan'ın Cumhuriyet Dönemi Din-Devlet İlişkileri Cilt1 (Rehber: 1991) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır. 

Şeriat Bakanlığı'nın kaldırılması, yerine sistemin gözetiminde bulunan ve tamamen Başbakanlığa bağlı olarak çalışacak olan Diyanet İşleri Reisliği'nin kurulması ile bilerek veya bilmeyerek gündeme getirenler (özellikle saf ulemâ için söylüyorum*) tarihin derinliklerine ne muazzam bir müesseseyi gömdüklerinin farkına bile varamamışlardı. Çünkü Şer'iye Vekaletinin kaldırılmasını teklif edenlerin başında gariptir, her gün dine, İslâm'a küfreden mebuslar yerine, koca koca âlimler ve Şer'iye Vekilleri var idi. Son Şeyhülislâmlardan Musa Kazım Efendi, Eskişehir'li, ulemâdan ve yine eski Şer'iye Vekillerinden olan Abdullah Azmi Efendi, Siirt Mebusu Halid Hulki Efendi ve benzeri kişiler dini mübin-i İslâm'ın itikadî, ibadî ve siyasî hayatına taalluk eden işlerle ilgili bu merciin kaldırılmasını teklif etmişlerdi.

* Bir kısım ulema, sonradan bu teklifleri verdiklerine bin pişman olmuş ve oyuna geldiklerini/ getirildiklerini itiraf etmek durumunda kalmışlardır. Eskişehirli Ulemadan Abdullah Azmi Efendi bunlardandır.

24 Ağustos 1922 tarihinde TBMM'de Şeriye Vekaleti Bütçesi müzakere edilirken, 3 Mart 1924 tarihinde Şeriye Vekaleti'nin kaldırılması teklifini verenlerden Eskişehir mebusu Şeriye Vekili Abdullah Azmi Efendi, "... Bu teşkilat Büyük Millet Meclisi'miz açısından en zarurî ve en vazgeçilmez bir teşkilattır" diyerek Şeriye Vekaletinin varlığının mübremliğini (elzem) dile getirmiştir. 

Sizce de garip değil mi, 24 Ağustos 1922'de Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'lerin huzurunda Şeriye Vekaletini üstlendiği bir sırada o vekalet için, "bu teşkilat çok elzem ve vazgeçilmez bir teşkilattır!" diyen kişinin, bu tarihten tam 1,5 yıl sonra, 3 Mart 1924 tarihinde "bu teşkilat mutlaka kaldırılmalıdır!" diyerek "Şeriye Vekaletinin İlgasına..." teklifini vermiş olması... 

Bakanlığın Bütçe Görüşmesi

Büyük Millet Meclisi'nin 24 Ağustos 1922 tarihindeki birleşiminde müzakeresi yapılan Şer'iye Vekaleti bütçesinin Meclis tutanaklarındaki kayıtları şöyle idi:

 

Bütçe Müzakeresinin Meclis reisliğini ulemadan "Hulasatu'l Beyan Tefsiri" sahibi Konyalı Mehmed Vehbi Efendi üstlenmişti. Müzakerenin keyfiyeti büyük ekseriyetle kabul edilmiştir. 

Bu müzakerelerle Şer'iye Bakanlığı en geniş şekliyle kuruluş ve teşkilatlanma şeması tamamlanıyor ve büyük bir aşkla hemen bakanlık çalışmalara koyuluyordu. Ancak ne var ki bakanlığın bu şevki Nisan 1923 seçimlerine kadar sürdü ve yeni seçimlerde yaklaşık birinci mecliste bulunan 181 kadar sarıklı ve sakallı mebustan, ancak ve ancak ikinci mecliste 10 kadarı bulunabilmişti.

 

Kadrosuzluktan ve ekipsizlikten dolayı yapayalnız kalan Şer'iye Vekaleti, Cumhuriyet sonrasında doğru dürüst bir vazife yapamamış, 3 Mart 1924 tarihinde kendi idamını kendisi hazırlayarak hayatiyetine son vermiştir.

Kendi idamını kendisi hazırlayarak diyoruz; çünkü dünyanın hiç bir meclisinde bakanlığını yaptığı müessesenin kaldırılmasını isteyen bakanlar bulunamaz. Fakat bizim ülkemizde Musa Kazım Efendi ve Abdullah Azmi Efendi gibi sadece ulemadan olmak değil, aynı zamanda Şer'iye Vekili olan insanlar en başta kendi bakanlıklarının kaldırılışını teklif ederek, kendi hayatiyetlerine son vermişlerdir.

Kültür Sayfası