Bölümleşme Tartışmaları

Prof. Dr.Ömer Kara. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Diyanet, Millî Eğitim ve Akademya…

 

Ancak burada ciddi bir sorun mevcuttur. Bu üç istihdam alanında hizmet veren şahsiyetlerin her birinin gerek alması gereken tedrisat, birikim; gerekse bu istihdam alanlarının ihtiyaçları çok farklı olmasına rağmen tek tip bir eğitimden geçmekte; mezun olduktan sonra buralardan birine yerleştirilmektedir. Kuruluşundan günümüze dek bu, böyle devam edip gitmiştir.

Üç farklı alana, üç farklı tedrisatın yapılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu sorunun çözülmesi için çok farklı teklifler mevcuttur. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:

  1. Sayıları yüze ulaşmış İlahiyat Fakülteleri’nin fakülte düzeyinde üç kısım olarak tasarlanması; yani Diyanet’e hizmet veren Millî Eğitim’e hizmet veren; akademyaya hizmet veren şeklinde bir ayrıma gidilmesi bir tekliftir. Adlarının nasıl konulacağı tartışılır ve güzel bir ad bulunabilir. Ancak bu şekilde fakülte düzeyinde olunca, din ile uğraşan üç ayrı kurum ortaya çıkacak, zaman içerisinde bunlar arasında sıkıntılar ortaya çıkabilecektir. Bu hususta, belki İlahiyat-DKAB gerginliği bir örnek olabilir. DKAB uygulaması, İlahiyattan koparılıp Eğitim Fakülteleri bünyesine verilmesiyle tam bir felaket olmuş, siyasetin sunduğu imkânlarla birleşince her kesimden ve her tipten insan bu bölümlere yığılmıştır. Giriş puanları hızla düşmüş, düştükçe de yetersiz İlahiyat eğitimi alan bir yığın kişi bu bölümlerden mezun olarak sözüm ona Din Kültürü öğretmeni olma hakkını kazanmıştır. Karşı tarafta formasyon ve benzeri sıkıntılarla İlahiyat eğitimini DKAB düzeyinden daha iyi yapmış olan İlahiyat öğrencileri heder olmuştur. Bir diğer örneğini geçmişten bu yana devam eden İlahiyat-Diyanet gerginliğinde görebiliyoruz. Bu yüzden ben şahsen, bunun verimli olacağını düşünmüyorum.

  2. Yine fakülte düzeyinde İsrail örneğinde olduğu gibi, sadece bilimle uğraşanlar ve istihdam alanlarına yönelik eğitim-öğretim yapanlar diye iki kısım olarak düzenlenmesi, ikinci bir tekliftir. Yani İlahiyat akademyası ve İlahiyat eğitimi diye iki kısma ayırıp birincisini, hem sadece araştırma yapan akademisyenleri ihtiva eden; hem de sadece lisansüstü öğretim yaptıran bir kurumu; İlahiyat eğitimi ise hem akademyaya, hem Diyanete hem de Millî Eğitime girecek öğrencileri lisans düzeyinde eğitim veren bir kurumu karşılar şekilde düzenlemektir. Bu tür ayrıma gidilirse, alanları net çizilmek şartıyla, büyük bir faydası olacaktır. Sayın Köylü’nün de buna benzer bir teklifi vardı zaten. 

  3. Bir diğer teklif de İlahiyat Fakülteleri mevcut haliyle kalıp paket programlar şeklinde hizmet alanları için ayrı sertifikalar vermek şeklindedir. Ben bunun, ana damar teşkil eden Diyanet, Millî Eğitim ve Akademya için yetersiz kalacağını ve sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Ama bu anlamda sertifika ile iş yapan bazı iş kolları ihdas edildi; öyle gözüküyor ki, bunların sayısı artacak. Bu özel dini meslekler için serfikalı programları, yukarıdaki bölümlerden biri (örneğin Diyanet) kendi içinde yapabilir.

Prof. Dr.Mevlüt Uyanık. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Bugün Türkiye’de mevcut İlahiyat Fakültesi formasyonuyla İlahiyatçıyla ona yakın alanda hizmet vermek istiyoruz. İlahiyat mezunları sadece cami ve okullarda hizmet vermiyor, bunlara ilaveten cezaevleri, hastaneler, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) bağlı yurtlar ve çocuk yuvalarında hizmet veriyorlar.

Bu bağlamda:

  • DİB ‘de İmam-Hatip

  • DİB ‘de Vaiz

  • DİB ‘de Kur’ân Kursu Öğreticisi

  • DİB ‘de Cezaevi Vaizi

  • DİB ‘de Aile ve İrşat bürosunda eğitimci

  • DİB ‘de Yetiştirme Yurtları ve Huzurevi Vaizi

  • MEB ‘de İmam-Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretmeni

  • Lise Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni

  • Engellilere yönelik din hizmetleri verilmeye çalışılmaktadır.

 

İlköğretimleri ayrı saydığımızda en az 8 istihdam alanına yönelik olarak tek bir mezunla hizmet götürmeye ve bundan başarı beklemeye ne kadar hakkımız var?

Eğer diploma sahibi öğrencinin başarısını istiyorsak hangi alanda çalışacaksa o alanda donanımlı olması için dersleri ve müfredatı geliştirmeli ve seçenekleri çoğaltmalıyız. Öğrencinin uzmanlaşmak ve görev yaptığı alanı tanıması, ilgili alanın özelliğine göre formasyona sahip olması gerekir. Her bir alanın özelliği, hedef kitlesi, psikolojisi, özel alan bilgisi ve formasyonu farklı farklı olduğu açıktır.

O halde ana bir İlahiyat iskeleti oluşturulup alanlara göre sertifika programları yapılabilir. Öğrenci hangi alanda uzmanlaşacaksa ilgili alanın sertifika programını takip eder ve belgesini alabilir. Tek bir program, ana/temel dersler bağlamında seçmeli dersler ile kredi usulü ile uzmanlıklar sağlanabilir. Bu bağlamda iki yıl, temel dini bilgileri veren disiplinlere ve felsefî sunumuna dair olabilir. 3. ve 4. yıllarda ilgili alanlara dair seçmeli derslerle uzmanlık bilgileri pekiştirilebilir. Eğer hazırlık kaldırılır ve ilk yıl Arapça, Kur’ân, İslâm Tarihi, İslâmî İlimler Tasnifi gibi dersler verilirse, ilk üç yıl temel İslâmî disiplinlere tahsis edilebilir.

Prof. Dr.M.Şevki Aydın. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Bizim öteden beri, sihirli büyülü bir diplomamız var. Bir diploma veriyoruz evvel Allah açmadığı kapı yok. Bu da tabi ki istihdamda bizi perişan ediyor. Çünkü hiçbirine uzman eleman yetiştirmiyoruz. Onun için bölümleşmeyi savunuyordum; sonra baktım ki bölümleşmenin de istihdam alanıyla organik bağını kurmadığımız sürece hiçbir anlam ifade etmiyor.

Adam tutuyor levazım bölümü diye adlandırdıkları bölümden mezun olanı İmam-Hatip Lisesi’ne tayin ediyor. Fıkıh-Kelam Bölümü’nden mezun olanı da Ortaokul Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmeni olarak tayin ediyor. Bunları yaşadık. Hatta İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olan çocukları Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İmam-Hatip Lisesi’ne meslek dersleri öğretmeni diye atadı. Birisi öğretmen oluyor, ertesi gün başka tarafa geçebiliyor.

Ayrıca, öğrencilere yansıyan bölümleşmenin, Fakülte içinde de olumsuzluklara yol açtığı görüldü. Fakültede öğrenciye yansıyan bölümleşme olmamalı. İlahiyat eğitimi alan öğrencilere, farklı hizmet alanlarına özgü yeterlikleri kazandırmaya yönelik sertifika veren programlara yer verilebilir. Böylece, farklı her mesleğin elemanının mutlaka o alana özgü eğitimi almış olmasını şart koşan bir eğitim yapılanması sağlanarak bu geçişler daha sağlıklı hale gelir.

Mesela öğretmenlikten adam din görevliliğine geçebilir mi? Geçebilir, ama ne şartla geçecek o din görevliliği sertifikasını almak şartıyla geçecek. Böylece siz insanların daha iyi yetişmelerinin önünü de açmış oluyorsunuz. Mesela bir kişi birden fazla sertifika alabilir mi? Alabilir. Şimdi bu insanımızın zararına mı kârına mı? Adam hem öğretmenlik formasyonuna sahip hem de imamlık formasyonuna sahip, bu kişi daha iyi görev yapmaz mı? (Çevreden sesler var, tekiyle de yapabilir). Ama bakın bu sertifika programını çoğaltmamız gerekiyor ki, işlemleri rahat hale getirelim. Tek bir diplomanın yanına sertifikaları koyalım.

Prof. Dr.H.Mehmet Günay. Bugünün İlahiyatı Nasıl Olmalıdır: Sempozyum Bildirileri (Ensar: 2014) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.

Öğrencilerimize, ilk iki yıldan sonra yani ortak bir kimlik oluşturacak derslerden sonra farklı bölümlere geçilerek ona göre program uygulansın deniyor. Ama öğrencilerimiz bunu yapmaz; öğrenci her şeyi olmak istiyor hem imam olmak istiyor hem müftü olmak hem vaiz olmak, hem de öğretmen olmak istiyor. Bu durum modern şartların gereklerine de uygun değil. Yakınlarda dünya ölçeğinde bir istatistik okumuştum; insanlar sürekli meslek değiştiriyor ve bu eğilim giderek artıyor. Bir insanı sürekli aynı mesleğe niye mahkûm edelim ki? Bir insan din kültürü okudum diye niye bir akademisyen olmasın ya da niye imamlık, müftülük yapamasın. Bana göre bir yıllık hazırlığın ardından dört yıl standart İlahiyat eğitimi verdikten sonra insanlar istediği yerlerde ihtisas yapabilir. İstihdam kurumları her şeyi İlahiyattan beklememelidir?

Kültür Sayfası