Ergenekon'a Af (2014)

Hükümet Cemaat ile savaşa tutuşmuş durumdadır ve yardıma ihtiyacı vardır. Bu arada Anti-Ergenekon'un, Ergenekon davasını hedeflerine ulaşmak için kullandığı, torba davanın içine hukuki olarak savunulması mümkün olmayan birçok ekleme yapıldığı ve sulandırıldığı artık net olarak görülmüş durumdadır.

 

Hükümetin,savaşa tutuşulan Anti-Ergenekon'a karşı, oldukça yıpranmış, güçten düşmüş, deşifre olmuş ve kendilerine yapılanlara karşı da kinle dolmuş Ergenekon'un desteğinden yararlanma kararı verilmiş görünüyor. 

Kendisi de bir Ergenekon Davası mağduru olan Ahmet Şık, konuyu oldukça güzel özetliyor. Kısaltarak alıyoruz:

Yalçın Akdoğan'ın, Star gazetesinde yazdığı yazıda Cemaat'i kastederek, "Milli ordumuza kumpas kuruldu" ifadesinden sonra Genelkurmay Başkanlığı da harekete geçerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Genelkurmay'ın Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda dile getirilen kumpas iddialarıyla ilgili savcılığa suç duyurusu, Gülen Cemaat'inin ele alındığı öne sürülen 26 Aralık'taki yılın son MGK toplantısının ertesi günü ya­pılmıştı.[1]

Türkiye'de siyasetin, toplumsal düzenin ve rejimin yeniden şekillenmesinin en önemli aracı kuşkusuz ki Ergenekon davaları oldu. Bu süreçte ortaya çıkan, KCK de dâhil olmak üzere yürütü­len tüm siyasal ve toplumsal davaların ardındaki en önemli güç AKP'den aldığı politik desteğin de etkisiyle Gülen Cemaati'ydi. AKP'nin Meclis'teki güçlü çoğunluk desteğini de arkasına alan Cemaat, hedef alınan hemen herkesi hapishanelere gönderdi. Böylelikle Cemaat, zaten doğal muhalifi olan ve bu süreçte canı yanan herkesin bir nefret öznesi haline dönüştü. Bunu en iyi bi­lenlerden birisi olan AKP hükümeti, Cemaat'le tuluştuğu savaş­ta cepheyi kendi lehine genişletecek bir hamleyle Ergenekon sü­recinin, haklarında hapis cezaları da verilmiş olan şüphelilerini salıverecekti. [2]

AYM, Başbuğ'un özgürlükten yoksun bırakılmasının hukuki ol­madığı iddiasının, "Yerel mahkemece etkili bir şekilde incelenmeden reddedilmesi ve mahkûmiyete ilişkin gerekçeli kararın açıklanmamasın­dan dolayı Yargıtay'a götürülememiş olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin haklarının ihlal edildiğine ka­rar verdi. [3]

6 Ocak 2012'de tutuklanarak cezaevine konulan İlker Başbuğ, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davaları sonunda 5 Ağustos 2013'de müeb­bet hapisle cezalandırılmıştı. Kararın üzerinden yedi ay geçme­sine rağmen gerekçeli kararını yazmayan mahkeme bu nedenle bir uygulamaya imza attı... Başbuğ'un tahliye talepli başvurusunu inceleyen AYM, 6 Mart 2014 günü aynı davanın sanıkları için de emsal olacak bir karara imza attı.[4]

Başbuğ'la ilgili yapılan başvuruda hak ihlalini tespit eden... AYM'nin bu önemli kararı Ergenekon yargılamalarındaki tüm sanıklar için de emsal teşkil ediyordu. Ancak AYM'nin verdiği bu önemli kararın olduğu gün, Özel Yetkili Mahkemeleri tümüyle ortadan kaldıran kanun da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasıyla yürürlüğe gir­mişti. Hükümet kendilerini hedef alan yolsuzluk operasyonları­nın ardından, Cemaat'in yargıdaki en örgütlü olduğu alan olan ÖYM'lerin kaldırılması için yasal değişiklik hazırlamıştı. [5]

Gül'ün onaylanmasıyla Türkiye'de 1973'ten itibaren Sıkıyöne­tim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve sonrasında da TMK 10'uncu maddesiyle görevli Özel Yetkili Mahkemelerle sürdürülen 41 yıllık olağanüstü yargılama dönemi de kapanmış oldu. 30 Haziran 2004'te kurulan ÖYM ve TMK'yle yetkili mah­kemelerin kaldırılmasına ilişkin kanunun yürürlüğe girmesiyle aralarında 28 Şubat, 12 Eylül, KCK, Poyrazköy, Odatv, sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın öldürülmesi gibi davalarla, terör suçlarından açılan ve yargılaması süren 5 bin 600 dava Ağır Ceza Mahkemelerine devredilmiş oldu. [6]

Bir de­mokratikleşmeymiş gibi sunulan bu değişiklik aslında bu tür suç­lara bakan mahkemelerdeki Cemaat kadrolarım tasfiye etmek için yapılmıştı. Sayıları da ÖYM'lerden daha fazla olan ACM'lere ise iktidara yakın kadrolar atanmıştı.[7]

Ancak şurası kesin ki, Ergenekon soruşturmasının şüphelisi haline getirilenlerin tutuklanmaları gibi serbest kalma­ları da hukuki değil siyasiydi.  [8]

Dipnotlar

[1]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[2]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[3]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[4]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[5]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[6]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[7]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

[8]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014

Kültür Sayfası