
17/25 Aralık Yargı Darbesi Girişimi ve Sonrası
Dershaneler Krizi
Gezi Olayları’nın henüz ateÅŸi sönmeden, Türkiye dershane tartışmasıyla baÅŸka bir faza geçti, ülke gündemi neredeyse sadece dershane tartışması oldu. Paralel Yapının sürekli gündemde tuttuÄŸu bu tartışma, muhalefet partilerinin sahiplenmesiyle yaygınlaÅŸtı, siyasi boyut kazandı.[1]
​
9 Eylül 2012 günü AK Parti il baÅŸkanları toplantısında, bu kez tarih vererek dershanelerin 2014’e kadar tamamen kapatılacağını söyledi.[2]
​
Dershanelerin kapatılacağını Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, televizyon ve gazetelerin Ankara temsilcileri ve eğitim muhabirleriyle bir araya geldiği 3 Temmuz 2013'deki toplantısında ilan etmişti. "[3]
​
AKP'den istifalar
Åžamil Tayyar:
Cemaat’le doÄŸrudan baÄŸlantılı vekillerin yanı sıra o süreçte zayıf halkalar tek tek kopmaya baÅŸladı.[4]
​
Dershaneler çatışmasıyla ÅŸiddetlenen savaÅŸta Cemaat, AKP'den kendilerine yakın iki milletvekilini koparmayı baÅŸarmıştı. Önce İdris Bal ardından Hakan Åžükür dershanelerin kapatılmasını eleÅŸtirerek istifalarını açıklamıştı. Bal, "İstenmediÄŸim yerde durmam" diyerek 30 Kasım günü, ihraç kararını beklemeden AKP'den istifa ettiÄŸini açıkladı.[5]
15 Aralık 2013’te, 17 Aralık operasyonundan 2 gün önce AK Partiden istifa eden Hakan Åžükür, istifaların fitilini ateÅŸledi. Ancak Cemaat, hiç ummadığı bir dirençle karşılaÅŸtı ve AK Partiyi, Mecliste hükümet kurmak için gerekli çoÄŸunluk olan 276 sandalyenin altına düÅŸürmeye gücü yetmedi. [6]
​
RuÅŸen Çakır:
BaÅŸbakan ErdoÄŸan tam da yerel seçimler ile ondan kısa süre sonra yapılacak olan cumhurbaÅŸkanlığı seçimlerinin arifesinde neden böyle bir risk aldı? Siyasetin ve siyasilerin kaderini sandıkların belirlediÄŸini düÅŸünürsek siyasilerin seçimler yaklaÅŸtıkça stratejilerini çok daha hassas bir ÅŸekilde belirlemeleri beklenir. Bir de demokrasiyi sadece sandıkla özdeÅŸleÅŸtirmiÅŸ bir siyasi lider baÅŸbakan koltuÄŸunda oturuyorsa seçimler çok daha önemli bir hal alır. Türkiye’nin bu ülkelerden biri olduÄŸu gerçeÄŸi tüm çıplaklığıyla ortadayken ErdoÄŸan’ın arka arkaya yapılacak üç seçim öncesi böyle bir hamlede bulunmasının altında rasyonel bir sebep olmalıydı. Bu sebebin ortaya çıkması için biraz zamana ihtiyacımız olsa da akıllara gelen ilk senaryo ErdoÄŸan’ın nispeten daha az kritik olan yerel seçimlerde bu adımı atıp Cemaat in sandıktaki gücünü ölçmek istemesidir. Bir diÄŸer senaryo ise kavganın, aslında AKP deÄŸil Cemaat tarafından çıkartıldığıdır. Lâkin dershanelerle ilgili yasa taslağının hazırlanması bizzat hükümetin bir icraatıydı ve bu taslaktan Cemaat’in haberi olmamasını beklemek mümkün deÄŸildi. Bu iki seçeneÄŸi dikkate aldığımızda ErdoÄŸan’ın, genel seçim veya cumhurbaÅŸkanlığı seçimi öncesi Cemaat’in gücünü devreye sokacağını tahmin ettiÄŸi için Cemaat ile gireceÄŸi kavgayı göreceli olarak daha az önemli olan yerel seçim öncesine çektiÄŸini düÅŸünebiliriz. [7]
​
Etyen Mahçupyan ile Röportaj: AK Parti Cemaat'e tuzak kurdu[8]
17 ve 25 Aralık’ı ‘darbe’ olarak niteliyor musunuz?
Hükümete bir darbe vurmak için, mümkünse hükümeti devirmek için atılan bir adımdı. Yolsuzluk sıfır deÄŸildi, yolsuzluk ithamı tamamen bir balon deÄŸildir, gerçeÄŸe dokunan bir sürü yeri vardır. Ama o yolsuzluk yakalandığı anda, özel olarak bekletilmiÅŸtir, dosyalar birleÅŸtirilmiÅŸtir. Dosyalar içi boÅŸ baÅŸka dosyalara eklenmiÅŸtir, siyasi bir hüviyet kazanmasına yol açılmıştır ve sonra da bu dosya paketi bayağı kendi mesleÄŸini siyasallaÅŸtırmış olan bir savcı marifetiyle hayata geçirilmiÅŸtir. Bunun hâlâ bir yolsuzluk dosyası hüviyeti taşıdığını söylemek çok zor. [9]
​
Gülen Cemaati’nin bugüne kadarki stratejisi iktidarlarla ters düÅŸmemek üzerineydi. Peki, Gülen Cemaati bu mesafeli iliÅŸkilerden ‘darbe’ yapma noktasına nasıl geldi? Cemaat yanlış mı yönetildi?
Bu hatanın bir psikolojik zemini var, o da ÅŸu: Åžimdiye kadar ne yaptıysa baÅŸarılı olmuÅŸ bir gruptan bahsediyoruz. O yüzden de, herhangi bir baÅŸarısızlık ihtimalini tasavvur etmeleri bile, o kadar kolay deÄŸil. Fethullah Gülen diye, bir liderleri, rehberleri var. O kiÅŸinin de ÅŸu ya da bu nedenle her yaptığı eylemin, tercihin doÄŸru olduÄŸunu düÅŸünen ve buna yatkın olarak bakan bir sürü insan var. Dolayısıyla çok tartışılmıyor. [10]
​
Bu iÅŸin psikolojik çervesi. Referandumdan sonra, Gülen Cemaati benim gördüÄŸüm kadarıyla kendini ÅŸöyle bir pozisyonda buldu: Ergenekon ve Balyoz sonrasında bürokraside bayağı bir temizlik yapılmış, bürokrasinin bir sürü kanalı, pozisyonu açılmıştı ve İslami kesimde o kesimlere müracaat edebilecek insanların büyük kısmı Gülen Cemaati’nin mensuplarıydı. Bunun dışındaki insanları bürokrasiye girmesini de zaten Cemaat engelledi. [11]
​
Bürokrasiye hakim oldu ve bu öyle bir güç getirdi ki, Gülen Cemaati’nden olmayan insanlar da kendilerini Cemaat’tenmiÅŸ gibi gösterme baÅŸladılar, böylece yükselme ÅŸansları oluyordu. O zaman giderek bu bürokrasi belirli bir iç odak tarafından yönetilebilir hale geldi. [12]
​
Åžunu da söyleyeyim, bu bürokrasinin kurumlar arası bir aÄŸ olduÄŸunu da gözden kaçırmamak lazım. Sadece yargıda, sadece poliste bir gruptan bahsetmenin ötesinde, bu gruplar arasında bir iliÅŸki var. Dolayısıyla da siyaset üretme ÅŸansı var. Ve adım adım Gülen Cemaati’nin bu kadroları hükümet adına strateji üretme, siyaset üretme, bunun insan malzemesini üretme, geliÅŸtirme ÅŸansı elde ettiler. Bunu kullandılar ve siyasette de yansımasını istediler. Daha çok milletvekili çıkarmak, belirli bakanlıklarda daha fazla yer almak gibi vs. [13]
​
2010 referandumu sonrası çok kritik çünkü 2011 genel seçimlerine gidiliyordu. Hükümetin, Cemaat’in siyasi taleplerine evet demeyeceÄŸi ortaya çıktı. Hükümet, Cemaat’in yaptıklarına teÅŸekkür ediyordu, onların sosyal alandaki taleplerine de evet diyordu ama siyasi alanda talepte bulunmamasını istiyordu. Bu da Cemaat’in iÅŸine gelmedi. [14]
​
2012’nin başında Hakan Fidan olayı var. O noktadan sonra artık hükümet de bunun ne olduÄŸunu 3 aÅŸağı 5 yukarı biliyor fakat eyleme geçemiyor, Cemaat’e bunu konduramıyor, tam olarak çizgiyi nereden çekeceÄŸini bilemiyor vs. 2012’de yaÅŸananlarla 2013’e doÄŸru geldiÄŸimizde hükümetin de daha sertleÅŸme ihtimali ortaya çıkınca adım adım iki tarafın birbirini dinlemeye baÅŸladığını anlıyoruz. İki tarafın birbirini dinelemesi müstakbel kavgayı haberdar ediyor ve 17 Aralık daha sonra olacakken 17 Aralık’a çekilen bir operasyon yapılıyor... [15]
​
Bu söylediÄŸiniz çok krtik. Cemaat neden operasyonu öne çekti?
Operasyon 30 Mart’a yakın olsaydı, daha büyük bir darbe olabilirdi hükümete. Ama hükümet bunu öngördü ve öne çekmesini mümkün kılacak ÅŸekilde dershane hamlesini yaptı. [16]
​
Hükümet, Cemaat’in özellikle üstüne gitti... Böylece 17 Aralık’a çekilmiÅŸ oldu operasyon. [17]
​
Peki, hükümet yolsuzluk operasyonu mu bekliyordu, ya da baÅŸka türlü bir hamle mi?
Karşılıklı yapılan dinlemelerden bizim sonra anladığımıza göre, bunların bir bölümü hükümet tarafından biliniyordu. MİT’in bu konuda kamuoyuna yansımış olan bir raporu var. Hükümete böyle bir operasyonun olacağı MİT tarafından iletilmiÅŸti. [18]
​
Dershane olayı bir tür tuzaktı bence. Siyasi olarak bir tuzak iÅŸlevi gördü ve Cemaat de bu tuzaÄŸa düÅŸtü. Cemaat kendisinin bir siyasi aktör olduÄŸunu itiraf etmek zorunda kaldı ve bu anlamda deÅŸifre oldu. Bu noktadan itibaren de olaylar hızlandı. 17 ve 25 Aralık meselesinden sonra hükümet, önünde seçime 3 buçuk ay kala, bu sürenin önemli bir kısmını, kırılan, bozulan imajını düzeltmek ve yeni bir söylem üretmek için kullanabildi. EÄŸer, bütün bu operasyon 17 Aralık deÄŸil de, 17 Åžubat’ta olsaydı o zaman hükümetin bunun altından kalkma ihtimali çok zordu.[19]



17 Aralık: İlk Yargı Darbesi Denemesi
Operasyonun Hazırlık Aşaması
Åžamil Tayyar:
BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın 2009 yılı Ocak ayındaki Davos çıkışı sonrası hükümet aleyhine delil üretmeye çalışan Paralel Yapı, 17 Aralık operasyonunun temelini 1 Kasım 2009 tarihli elektronik postayla attı. İstanbul Emniyet MüdürlüÄŸüne yapılan isimsiz elektronik ihbar mektubunda İş Adamı Rıza Sarraf tarafından usulsüz altın ticareti yoluyla kara para aklandığı ve yolsuzluk yapıldığı iddiasına yer verildi. İlk telefon dinlemeleri bu ihbar üzerine baÅŸladı.[20]
​
2009 yılı Kasım ayından 2012 yılı Temmuz ayına kadar üç kez yapılan kara para aklama ve yolsuzluk iddiasına iliÅŸkin ihbarlarla ilgili 13 Eylül 2012 tarihine kadar herhangi bir iÅŸlem yapılmadı.[21]
​
SoruÅŸturma dosyası tüm yönleriyle incelendiÄŸinde görülüyor ki tüm usulsüzlüklere raÄŸmen 2013 Nisan ayında ÅŸüphelilerin tamamı tespit edildi ama 17 Aralık’a kadar 7 ay beklendi ve ÅŸüpheliler hakkında dava açılmadı. 4 yıl boyunca (2009-2013 arası) üretilen deliller, 17 Aralık 2013 sabahı hükümeti devirmeye yönelik büyük bir operasyona dönüÅŸtürüldü.[22]
​
17 Aralık'ta Ne Oldu?
Cumhuriyet Savcısı Celal Karanın talimatı üzerine, 17 Aralık 2013 tarihinde ÅŸüphelilerin ev ve iÅŸyerlerinde arama yapılarak ele geçirilen çeÅŸitli eÅŸya ve paralara el konuldu. Dönemin İçiÅŸleri Bakanı Muammer Gülerin oÄŸlu Barış Güler, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer ÇaÄŸlayanın oÄŸlu Kaan ÇaÄŸlayan, dönemin Çevre ve Åžehircilik Bakanı ErdoÄŸan Bayraktar’ın oÄŸlu OÄŸuz Bayraktar, iÅŸadamı Ali AÄŸaoÄŸlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve Rıza Sarraf gözaltına alındı.[23]
​
ErdoÄŸan Bayraktar'ın oÄŸlu dışındaki bakan çocukları tutuklanmıştı. Ankara'da gerilim en üst noktadaydı.[24]
​
TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüÅŸmeleri sürüyordu. Gerginlik Genel Kurul'a da yansıyordu. Muhalefet milletvekilleri kürsüdeki Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek'e "Bunları içinize sindirebiliyor musunuz ve istifa etmeyi düÅŸünüyor musunuz?" sorusunu yöneltti. ÅžimÅŸek'in o gün verdiÄŸi yanıt hayli anlamlıydı: "Benim çevremle veya benim ÅŸahsımla ilgili öyle bir durum çıksa ben o tercihi yapabilirim."[25]
​
Henüz ne olup bittiÄŸi tam da anlaşılmayan sürece iliÅŸkin BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan ilk gün yalnızca, "Bunların hepsi bir adli süreç. Neticelenmeden bir ÅŸey söylemem doÄŸru olmaz," demekle yetindi.[26]
​
Çocukları nedeniyle Zafer ÇaÄŸlayan, Muammer Güler ve ErdoÄŸan Bayraktar'ın isimleri öne çıktı. Ancak bir de doÄŸrudan doÄŸruya bir bakanla ilgili suç iddiası vardı. O da AB Bakanı ve BaÅŸmüzakereci Egemen Bağış'tı. [27]
​
Alınan Önlemler
Hükümet ÅŸoku atlatır atlatmaz çok hızlı hareket etti. 17 Aralık’tan hemen bir gün sonra emniyetin çeÅŸitli kademelerinde görev deÄŸiÅŸiklikleri baÅŸladı. 18 Aralık’ta, aralarında operasyonu gerçekleÅŸtirenlerin de bulunduÄŸu beÅŸ ÅŸube müdürü görevden alındı. 19 Aralık’ta İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın merkez valiliÄŸine atandı.[28]
​
Operasyonun yolsuzluk ve rüÅŸvet iddialarını ortaya çıkarmak yerine hükümeti yıkmaya yönelik giriÅŸim olduÄŸunu gecikmeli olarak operasyon sabahı fark eden siyasi iktidar, operasyon savcılarıyla iÅŸ birliÄŸi yapan emniyet yetkililerinin görev yerlerini deÄŸiÅŸtirerek sürece doÄŸrudan müdahil oldu.[29]
​
Yolsuzlukla Mücadele mi, Darbe GiriÅŸimi mi?
Hanefi Avcı:
Evet, ortada bir yolsuzluk olabilir, hatta gerçeÄŸi ortaya çıkarılandan da büyük olabilir ama Cemaat, bunun bir kısmını düzenlediÄŸi sahte belgelerle baÅŸka yere çekmiÅŸ, büyütmüÅŸ de olabilir.[30]
​
Åžuna çok eminim ki Cemaat’in hiçbir zaman yolsuzluÄŸu önlemek ve bu yönde görev almak gibi bir hedefi olmadı. Hiçbir zaman bu tür görevler almadı. Hatta geçmiÅŸte hep yolsuzlukların yapılmasına destek olduklarını, yolsuzluÄŸu çözmeye kalktığımızda Cemaat’in bunu engellediÄŸini biliyorum, bende belgeleriyle sabittir. [31]
​
2008-2010’daki olayları 2011-2012’de hiç takip etmemiÅŸsin sonra bir anda aklına gelmiÅŸ. Neden elde bu bilgiler varken iki yıl boyunca soruÅŸturmaya baÅŸlanılmamış da Cemaat-Hükümet çatışması sonrası baÅŸlanmış? İstanbul Savcılığının “17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu” diye bilinen yolsuzluk operasyonuna, 17 Eylül 2012’de savcılığın 2012/120653 No’lu soruÅŸturmasıyla; bakan yakınlarıyla ilgili dinlemelere ise Mart 2013 tarihinden sonra baÅŸlanmıştır. Açıkça, 17 Aralık soruÅŸturması eski olaylar dolayısı ile baÅŸlatılan tabii bir soruÅŸturma deÄŸil; hükümetle Cemaat arasında çıkan çeliÅŸkiler sonrası, eski olayları delil göstererek darbe operasyonuna meÅŸruiyet aramadır.[32]
​
17 ve 25 Aralık’a baktığımızda en büyük handikap ÅŸu: Bu soruÅŸturmadan İl Savcısının, İl Emniyet Müdürünün ve diÄŸerlerinin de bilgisi yok. Deniliyor ki bu soruÅŸturmadan baÅŸsavcının haberi olsaydı hükümete haber verirdi. Bu çok büyük bir yalan. EÄŸer söyledikleri gibi ise daha baÅŸlarken hükümet yetkililerinin iÅŸin içinde olduÄŸu bilinmiyordu ki... Bakan yakını ilk ismin geçmesi, soruÅŸturmaya baÅŸlanılan 17 Eylül 2012’den 7 ay sonra Mart 2013’te olduÄŸuna göre, neden 7 ay ilgililere bilgi verilmemiÅŸtir? DiÄŸer operasyonlar hakkında iÅŸlem yapılması gerekiyorsa onun da UYAP’a kaydedilmesi, ilgililere bilgi verilmesi gerekiyordu. Zaman içinde ilerledikçe bakanların adı geçer ve soruÅŸturma üst düzey bürokratlara dayanırsa o zaman gizlenmesi makul görülebilirdi.[33]
​
İI Emniyet Müdürü hükümete haber verir diye düÅŸünülüyor da niye Mali Åžube Müdürü, Organize Åžube Müdürü, müdür yardımcıları, diÄŸer görevliler hükümete haber verir diye ÅŸüphelenilmiyor? Onlar da terfi, tayin vs.de hükümete baÄŸlı deÄŸil mi? Neden ve nasıl bu kiÅŸilere tam güveniliyor? Bu güvenin kaynağı nedir? [34]
​
Zekeriya Öz, BaÅŸbakanın özel olarak ödüllendirdiÄŸi, zırhlı makam otosunu verdiÄŸi, hükümet yanlısı basının her gün övdüÄŸü bir savcı. Peki ona nasıl güveniliyor, bu savcı hükümete bilgi verir diye düÅŸünülmüyor? Ona güveniyorsunuz ama il savcılarına güvenmiyorsunuz. Bu güvenin kaynağı ne, il savcısına güvenilmemesinin sebebi ne? Ölçü nedir?[35]
​
Bu soruÅŸturmanın baÅŸta normal savcılıklarda açılması gerekirken, neden Cemaat yanlısı yargı olarak bilinen ÖYM ve TMK 10. Maddeye göre kurulan Ağır Ceza Mahkemeleri’nde açıldığı konusu da cevapsızdır. Açıkça görülüyor ki geniÅŸ bir aÄŸ içinde konuÅŸlanmış bir örgütün kendi hiyerarÅŸisinin bildiÄŸi; fakat devletin normal görevlilerinden saklanan bu kalkışma, baÅŸtan beri hedefi konmuÅŸ, titizlikle kurgulanmış ancak son anda geliÅŸen olumsuzluklarla akim kalmış bir darbe giriÅŸimidir.[36]
​
BaÅŸka bir önemli konu da 17 Aralık ve diÄŸer yolsuzluk operasyonlarının bütün polislerin görevden alınacağı bilgisi üzerine erken yapıldığının, aslında daha ileri tarihte yapılacağının açıklamada bulunan her iki savcı tarafından söylenmesiydi. Operasyon aceleye getirilmiÅŸti. Bu konuda bilinen, Emniyet mahfillerinde söylenen ise operasyonun ÅŸubat ayında, hatta 20-24 Åžubat’ta yapılacağıydı. Celal Kara ve Zekeriya Öz’ün basına verdikleri röportajlarda bunu görüyoruz: “Operasyonun erken baÅŸlatıldığını, bunun nedeninin de operasyonu takip eden Emniyet görevlilerinin, görevden alınacaklarına dair ciddi duyumları olduÄŸunu, bu yüzden erkene aldıklarını” söylemiÅŸlerdi. Basına yansıyan kendi anlatımlarına baktığınızda geç bile kalınmış. Madem kutular içinde para olduÄŸu görülmüÅŸ, rüÅŸvet verildiÄŸi tespit edilmiÅŸ, her ÅŸey tamamlanmış, operasyon neden ÅŸubat ayında yapılıyor? Mart ayında seçimler var çünkü. [37]
​
Devlet görevlileri suçu gördüÄŸü an müdahil olmak mecburiyetindedir. KiÅŸi biraz daha suç iÅŸlesin, yayılsın, baÅŸkaları da bu iÅŸe girsin diye bekleyemez. Suçu görmüÅŸseniz ve ispatlayacak hale gelmiÅŸseniz tahkikatın vakit geçirilmeden yapılması gerekiyor. EÄŸer müdahale ileri bir tarihe anlıyorsa bunun özel bir amaçla yapıldığı düÅŸünülür.[38]
​
… olaylarla ilgili tespitler yapılmış, operasyonun çoktan baÅŸlaması lazım. Åžartlar olgunlaÅŸmışsa operasyonun bekletilmesi yanlış. İlla bekleyelim, diÄŸer operasyonlarla hepsini bir arada yapalım, yüzlerce suç iÅŸlensin ondan sonra yakalayalım diyerek pusuya yatmak ve olayın her yere iyice yayılmasını beklemek makul deÄŸildir. Hatta suçun birçok delili yok bile olabilir. Ceza Muhakemeleri ve Usul Yasasına göre suç tespit edildiÄŸi an operasyona dönüÅŸtürülmelidir. Bu kiÅŸiler cinayet iÅŸleseydi yeni cinayetler mi beklenecekti? Yapılan tespitlerin büyük kısmı birkaç ay önce, bir kısmı da operasyon günü yapılmış. Her operasyon tek tek yapılır. Aynı tür operasyonları birleÅŸtirmek, hatta aynı anda iki operasyon yapmak bile uygun deÄŸildir. Personel yetmez, zamanda sıkışılır, nezaret sorunları olur, deliller iyi toplanmaz. Onun için önce biri, sonra diÄŸeri, sonra baÅŸkası ÅŸeklinde sıra ile yapılır. Aynı anda, arka arkaya aynı amaçla operasyonların yapılması, burada bir kasıt olduÄŸunu çok açık olarak gösterir.[39]
​
…savcıların dosyaya hakim olmadığı, soruÅŸturma savcısının dosyayı yeni devraldığı beyanlarından anlaşılmaktadır. Zekeriya Öz “Ben yalnızca genel koordinesini biliyorum” diyor; Celal Kara “yeni geldim” diyor. Ayrıca bu kadar önemli dosyayı güvenip baÅŸsavcıya devretmeyen diÄŸer savcılar neden Savcı Celal Karaya güveniyor? Bu güvenin kaynağı ne, onun sızdırmayacağına nasıl emin olunuyor? Aslında operasyon savcılar tarafından yönetilmiyor, tamamen Emniyet’in kontrolünde. Operasyonu yürüten Emniyet; Emniyet’i yöneten kim? Cemaat... Bu, hiç de öyle adli bir operasyon deÄŸil, arka planında Cemaati görmemek de mümkün deÄŸil.[40]
​
Hüseyin Gülerce:
17-25 Aralık darbe teÅŸebbüsünde bir zorlama vardı. Bu ülkede yolsuzluk ve rüÅŸvet ilk defa mı oluyordu? AK Partinin 3 Kasım 2002’de iktidar olmasının en büyük yolsuzluklarından biri DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti dönemindeki yolsuzluklardı. Gülen Medyası bunların üzerine hiç gitmedi. 28 Åžubat döneminde gazete patronları banka satın alıp içlerini boÅŸalttılar. Kamu bankalarının usulsüz kredilerle içi boÅŸaltıldı. Devlet, millet milyarca dolar i zarara uÄŸratıldı. Gülen Medyası bunların hiçbirini büyütmedi, üze- I rinde durmadı. F. Gülenin yolsuzluklarla ilgili tek bir ikazını, sohbetini duymadık.[41]
​
Üstelik AK Parti 17 Aralık düÄŸmesine basıldığında 10 yıldır iktidardaydı. Hiç mi yolsuzluk iddiaları medyada dile getirilmedi? Hiç mi belediyelerde, bakanlıklarda, orada burada yolsuzluk ve rüÅŸvet soruÅŸturması yoktu. Daha doÄŸrusu Gülenistler, emniyet-yargı iÅŸbirliÄŸi ile yıllardır yaptıkları hazırlıkları, hazırladıkları dosyaları neden 17-25 Aralık 2013’te devreye soktular?[42]
​
Yapılan Plan Neydi?
Hanefi Avcı:
Cezaevinden çıktıktan sonra görüÅŸtüÄŸüm birçok kiÅŸi, Cemaat’in açık olarak tüm mensuplarına, hatta destek istediÄŸi kiÅŸi ve gruplara, “hükümetin martta kesin gideceÄŸini, daha birçok ÅŸeyin, İsviçre’deki banka dekontlarının vs. ortaya çıkacağını” açık açık söylediÄŸini anlatıyordu. Bu operasyonların darbe amacı yoktu diyorlar ama bu operasyonlarla hükümetin gideceÄŸi, asla hayatta kalamayacağı o kadar çok kiÅŸiye anlatıldı ki bunu inkâr etmek mümkün deÄŸil. Ben Cemaat yanlısı kiÅŸilerin isim, adres, yer, tarih vererek, çevrelerine bunu anlattığım çok güvenilir kiÅŸilerden duydum.[43]
​
Aslında 17 ve 25 Aralık’ta arka arkaya yolsuzluk operasyonları yapılacak, bunlarla ayakta kalması imkânsız hale gelen hükümet düÅŸecek, ardından da “Selam Tevhid operasyonu” denen soruÅŸturma ile İran’a casusluk yapmak iddiasıyla yolsuzluÄŸa bulaÅŸtırılamayan yüzlerce kiÅŸi tutuklanacaktı. Bütün bunları ortaya atılan belgelerden okumak mümkün. Hükümete, BaÅŸbakan ve yakınlarına, üst düzey AKP’lilere en büyük darbenin Selam Tevhid operasyonu altında geleceÄŸi Cemaat’in sosyal medyaya dağıttığı bu soruÅŸturmayla ilgili belgelerden görülüyor. Dikkat edilirse yakalanan her polisin “Acem uÅŸaklarına boyun eÄŸmedik, Acem’e hizmet etmedik” diye, “Acem'de baÅŸlayan kötüleme sözleri sıkça duyuluyor. Üstelik bu operasyondaki İran lehine casusluk gibi suçlamalar, ülkeye ihanet suçlamaları olup, vatana ihanet iddiası her türlü siyasi dokunulmazlığı hatta CumhurbaÅŸkanlığı dokunulmazlığını bile kaldıran sebeplerden sayılıyor.[44]
​
Antalya’da geçmiÅŸ yıllarda, 17 Aralık a kadar iyilik, hayır, hasenat yapmak adına Cemaat’e sürekli himmet, zekât, burs kabilinden destek veren iyi niyetli iÅŸadamlarıyla Ekim 2014’te bir yemekte, bir araya geldim. Onların anlattığına göre Cemaat ileri gelenleri, yöneticileri ile zaman zaman toplantılarda bir araya gelinir; Cemaat’in talebi ile duruma göre sen ÅŸu kadar, sen ÅŸu kadar denilerek zekât, himmet ve 20-30 kadar öÄŸrenciye verilecek bursa karşılık yardım alınır; ramazanda zekât, fitre olarak, bazen yarım kalan bir okul veya bazen dış ülkedeki bir okul için para toplanır; o paraların nerede, nasıl harcanacağını Cemaat tayin eder, onlar manen tatmin olurlarmış. 17 Aralık operasyonundan iÅŸadamlarının büyük kısmı rahatsız olup, Cemaat’e yardımı kesip, irtibatı da koparmak isteyince ısrarlar olmuÅŸ. Önce uzak durmaya çalışmışlar, sonra Cemaatin bölgede sevilen, Türkiye genelinde bilinen elamanlarından Hüseyin Kara adlı imamın Antalya’ya geleceÄŸi, bu gönülsüz kiÅŸileri ikna toplantısı yapacağı söylenmiÅŸ ve herkes çaÄŸrılmış. Benim görüÅŸtüÄŸüm insanlar buna raÄŸmen gitmemiÅŸler.[45]
​
Ertesi gün onları toplantıya çağıran, kendileri gibi yerel esnaf-iÅŸadamı arkadaÅŸları onlara “Siz ne kaçırdığınızı, ne büyük ÅŸey kaçırdığınızı bilemezsiniz” der ve anlatmaya baÅŸlarlar: “Hüseyin Kara Hoca bize hükümetin içinde ne kadar İran ajanı olduÄŸunu, muta nikâhı vs. yöntemle bunların nasıl ajanlaÅŸtığını, bu ajanların İran’a nasıl hizmet ettiÄŸini, yolsuzluk operasyonunun içeriÄŸini, yapılacakları, Selam Tevhid örgütü operasyonunun detaylarını anlattı.” Ayrıca MİT MüsteÅŸarından bakanlara kadar birçok kiÅŸinin suçlandığını da anlatmıştır. Ne gariptir, Hüseyin Hocanın yaptığı iÅŸ belli. İstihbarat Åžube Müdürü veya MİT’in bileceÄŸi konuları nereden öÄŸrenmektedir? Bu operasyonlarla hiçbir alakası yoktur, bu bilgileri kaynağından aldığı belli ama bu kaynak savcı ve polisler olmadığına göre bilginin ve operasyonun asıl kaynağının Cemaat merkezi olduÄŸu çok açık olarak görülüyor.[46]
​
Yolsuzluk operasyonları, Selam Tevhid davası gibi davaların tüm teferruatını Cemaat mensupları nereden, nasıl öÄŸreniyor? Bu operasyonların içerikleri önceden nasıl anlatılıyor? Cemaat imamları bu konuda “Hükümet kesin yıkılacak, ayakta kalamazlar, hepsi İran casusu” gibi iddiaları nereden aldıkları bilgiyle yayıyorlar?[47]
​
Åžamil Tayyar:
17 Aralık operasyonundan iki gün sonra, 19 Aralık gecesi Zafer ÇaÄŸlayan’ın özel kalem müdürünü bir komiser yardımcısı sorguluyordu. Sorgulama sırasında özel kalem müdürü, Zafer ÇaÄŸlayan’dan “sayın bakan" diye söz edince komiser yardımcısı “Burada sayın da yok, bakan da yok!” diye azarladı. Özel kalem müdürü, "Ama efendim biz sayın...” demeye kalmadan komiser yardımcısı hiddetlenip aÄŸzındaki baklayı çıkardı: “Bırak kardeÅŸim sayını! Beni fazla kızdırma. Åžimdi buraya istediÄŸimi yazarım, altına da sana imzayı attırırım. Ayrıca ÅŸunu bil; zaten üç gün sonra senin bakanın da yok, senin baÅŸbakanın da yok!"[48]
​
Benzer durum İranlı iÅŸ adamı Rıza Sarraf’ın sorgulamasında da yaÅŸandı. 5 Ocak 2004 günü öÄŸle saatlerinde, 13.30 sularında gerçekleÅŸen sorguda bir emniyet görevlisi, Sarraf a açıkça “kumpas ortaklığı” teklif etti: “Sen ifadeyi savcının istediÄŸi ÅŸekilde verirsen savcı, eÅŸ zamanlı olarak salıverme ve yeni ifade metnini aynı anda imzalayacak."[49]
​
Sarraf, "Peki ne diyeceÄŸim?” diye sorduÄŸunda, polisin cevabı aynen ÅŸöyledir: “Diyeceksin ki, bu iÅŸlerin tamamını Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın bilgisi dâhilinde yaptım. Bu ÅŸekilde ifade verirsen seni hemen salıvereceÄŸiz."[50]
​
Bunun üzerine avukatını çağıran Sarraf, BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a kurulmak istenen tuzağı ilgili yerlere iletmesini istedi.[51]
​
17 Aralık’tan 25 Aralık’a Neler YaÅŸandı?
Hüseyin Gülerce:
17 Aralık ile 25 Aralık arasındaki bir haftalık sürede üç önemli ve ilginç olay yaÅŸandı.[52]
​
Birincisi; Gazeteci yazar Fehmi Koru, CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gülün mektubunu Pensilvanya’ya Fethullah Gülene götürdü.[53]
​
İkincisi; Mektup yolda iken Gülen, meÅŸhur bedduasını etti ve yayınlandı.[54]
​
Üçüncüsü; BaÅŸbakan ErdoÄŸan’dan randevu talep etmek için Ankara’da giriÅŸimlerde bulunduÄŸum akÅŸam bana Gülenin yanından telefon edilerek “Bir adım daha atma!” ikazında bulunuldu. Enteresandır, bu üç olay bir hafta içinde üst üste geldi.[55]
​
Beddua - 20 Aralık
Gülen, 25 Aralık’taki ikinci dalga operasyondan hemen önce, 20 Aralık 2013 günü “yolsuzluk" konulu sohbetinde operasyon timini motive edebilmek için olsa gerek, baÅŸbakan ve AK Partiye çok ağır bir bedduada bulundu. [56]
​
Hüseyin Gülerce:
Yalan söylemediÄŸine, bu tür bilgilere vakıf olduÄŸuna inandığım bir arkadaÅŸ bu beddua konusunda Hakan Åžükür ile ilgili ÅŸunu anlatmıştı: Hakan Åžükür bu bedduadan birkaç hafta sonra Pensilvanya’ya Gülenin yanına gidiyor. Konu bedduaya gelince H. Åžükür; “Efendim birileri Türkiye’de hâlâ beddua diyorlar” diye lafa giriyor. Gülen, H. Åžükür’ün gözlerinin içine bakıyor; “Hakan bey ben kendiliÄŸimden mi konuÅŸuyorum?” diyor.[57]
​
Åžamil Tayyar:
17 Aralık operasyonunun baÅŸarısızlığı, en çok hareketin lideri Fethullah Gülen'i olumsuz etkiledi. Cemaat tabanındaki yaygın inanışa göre, Peygamber Efendimiz’i sürekli rüyasında gören biri olarak Gülen’in her yorumu doÄŸru çıkar, her duası kabul olurdu. Böylesi mübarek bir insanın duasıyla yola çıkan operasyon timinin, hükümeti yıkmadan dönmeleri ihtimal dâhilinde olamazdı. [58]
​
Gülen’in 20 Aralık’ta yaptığı bedduadan sonra Cemaat mensuplarının önemli bir kısmı, AK Parti hükümetinin yıkılacağına inandı. Cemaat imamının dediÄŸi gibi bu beddua karşısında hiçbir siyasi iktidar duramazdı.[59]
​
Bedduanın üzerinden 5 gün geçtikten sonra sahnelenen 25 Aralık operasyonunun da baÅŸarısızlıkla sonuçlanması, Gülen’in kurduÄŸu 40 yıllık yalan dünyayı çok sarstı. Gülen’i haklı çıkarmak istercesine Paralel Yapı’nın leÅŸkerleri, sosyal medyada sürekli hükümete ömür biçen mesajlar paylaÅŸtılar ve gün saydılar. Bu amaçla bazı Cemaat yurtları ve evlerde beddua zincirleri oluÅŸturdular, BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve AK Parti kadrolarına beddua ettirdiler, etraflarına hükümetin birkaç gün içinde yıkılacağı söylentisini yaydılar.[60]
​
İlk aÅŸamada, 28 Aralık'ta hükümetin devrileceÄŸine inananlar, hesap tutmayınca hükümete ocak sonuna kadar ömür biçtiler. Ocak ayında da sürpriz olmayınca bu kez ÅŸubat ayı için bir yıkım takvimi belirlediler. O da olmayınca toplumu, 30 Mart seçimlerinden kısa süre önce, muhtemelen 25 Martta hükümeti istifaya zorlayacak çok önemli bir dosyanın açılacağı beklentisine soktular. Seçim arifesine kadar bu söylenti üzerinden siyasi hesaplar yaptılar.[61]
​
Hükümetin ömrü uzadıkça büyü bozuldu. En büyük hayal kırıklığını ise muhalefet partilerinin yanı sıra Gülen’e büyük umut baÄŸlayan ÅŸakirtler yaÅŸadı. Büyük mucizelerle baÄŸlı oldukları hocaların hiçbir öngörüsü çıkmamıştı.[62]
​
Hüseyin Gülerce:
Bu beddua seansından sonra Hocaefendi gitmiÅŸ, kendisinden her ÅŸey beklenen, ihanet odaklarına taÅŸeronluk yaptığından bahsedilen, FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) lideri olarak anılmaya baÅŸlayan biri gelmiÅŸtir.[63]






25 Aralık’ta İkinci Deneme
Åžamil Tayyar:
17 Aralık’ta duvara çarpan Paralel Yapı hazırlıklıydı, son bir hamleyle 17 Aralık dalgasını 25 Aralık’ta tsunamiye dönüÅŸtürüp kesin sonuç almak istediler. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer AkkaÅŸ, “kara para aklama ve yolsuzluk” suçlamasıyla 25 Aralık ta yeniden düÄŸmeye bastı. Bu kez hedef, yapım maliyeti 100 milyar doları aÅŸan Türkiye’nin dev projeleriydi. Bu projelerin yapımını üstlenen firmaların sahipleri operasyona dâhil edildi.[64]
​
Savcı AkkaÅŸ, aralarında Türkiye’nin en büyük yatırımcı iÅŸ adamlarının bulunduÄŸu 41 kiÅŸinin gözaltına alınması ve “mevcutlu” olarak savcılığa getirilmesi talimatını verdi. [65]
İkinci dalga operasyonla üçüncü havalimanı, üçüncü boÄŸaz köprüsü gibi dev ve prestijli projeleri durdurmayı hedeflediler. 25 Aralık operasyonu, bu yönüyle Gezicilerinin eylem planıyla örtüÅŸmektedir. Geziciler, eylemlerin durdurulması için bu projelerin askıya alınmasını istemiÅŸlerdi.[66]
​
İstanbul Cumhuriyet BaÅŸsavcısı Turan Çolakkadı, bu hukuk dışı operasyonu hukuk dairesinde kalarak bertaraf etti; önce soruÅŸturma dosyasını Savcı Muammer AkkaÅŸ’tan aldı, ardından dosya üzerinde yeni bir soruÅŸturma baÅŸlatmak üzere 5 ayrı savcı atadı. Böylece, darbe giriÅŸiminin ikinci evresi kesintiye uÄŸradı. [67]
​
RuÅŸen Çakır:
Yolsuzluk ve rüÅŸvet soruÅŸturmasının ikinci dalgası İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer AkkaÅŸ tarafından 25 Aralık 2013 tarihinde baÅŸlatıldı. Basına sızan gözaltı listesi 17 Aralık’ta yaÅŸanan soruÅŸturmadaki listenin çok ötesindeydi. Listede Suudi iÅŸadamı Yasin El Kadı ile BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a yakın iÅŸadamları Fatih Saraç, Abdullah Tivnikli, Mustafa Latif TopbaÅŸ, Nihat Özdemir, Orhan Cemal Kalyoncu ve Faruk Kalyoncu’nun isimleri vardı. Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, tehdit, rüÅŸvet ve nüfuz ticareti, ihaleye fesat karıştırmak, suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama, resmi belgede sahtecilik suçlarından gözaltı talebinde bulunan Savcı AkkaÅŸ’ın bu kararı, emniyet birimlerince yerine getirilmedi. Savcı bunun üzerine basına yazılı bir açıklamada bulunarak yaÅŸananları kamuoyuyla paylaÅŸtı.[68]
​
Savcı AkkaÅŸ’ın açıklamasıyla birlikte biraz daha netleÅŸen tabloya göre yapılmak istenen bu soruÅŸturma 17 Aralık tarihli yolsuzluk soruÅŸturmasını aratmayacak ve pek çok yönden o soruÅŸturmadan daha ciddi sonuçlar doÄŸuracak bir soruÅŸturmaydı. Bunu savcının gözaltına alınmaları için ilgili mahkemeden çıkarttığı gözaltı listesinden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Söz konusu gözaltı listesindeki isimlerin ortak özelliÄŸi BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a yakınlıklarıydı. Bu ortak özelliÄŸin yanı sıra söz konusu isimleri üç ana bölüme ayırabiliriz. Bunlardan ilkinde, Türkiye’nin son dönemde gerçekleÅŸtirilen üçüncü havalimanı, yüksek hızlı tren ve enerji ihalelerini kazanan iÅŸadamları vardı. İkinci bölümde ise Türkiye’nin Körfez sermayesi ile iliÅŸkisini kuran isimler yer alıyordu. Son bölümdeki isimler ise El Kaide terör örgütüyle baÄŸlantılı olduÄŸu iddia edilen ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan ile iliÅŸkilendirilebilecek isimlerden oluÅŸuyordu.[69]
​
Hüseyin Gülerce:
İktidara bir hafta içinde üst üste darbeler vuruluyordu. Açıkça bakan çocukları, bakanlar derken BaÅŸbakanın oÄŸluna, yani BaÅŸbakana uzanan bir siyasi darbe yaÅŸanıyordu. İkinci darbe BaÅŸbakan ErdoÄŸan Pakistan ziyareti dönüÅŸünde havada iken oluyordu. 23-24 Aralık 2013 tarihlerinde Pakistan’a resmi bir ziyaret gerçekleÅŸtiren ErdoÄŸan 25 Aralık’ta Türkiye’ye döndü. Aynı gün AK Parti GeniÅŸletilmiÅŸ İl BaÅŸkanları Toplantısında konuÅŸtu.[70]
​
Montaj Ses Kayıtları
O süreçte gerçekleri örtmek için algı oluÅŸturmaya yönelik kullanılan bir baÅŸka enstrüman, montaj ses kayıtlarıydı. 17 Aralık sabahı bakan ve çocuklarıyla baÅŸlayan algı operasyonu, buna BaÅŸbakan ErdoÄŸan ile oÄŸlu Bilal ErdoÄŸan ve kızı Sümeyye ErdoÄŸan dâhil edilerek geniÅŸletildi.[71]
​
Gündemin en hararetli tartışma konularından biri, baÅŸbakanın çocuklarına “Evdeki 1 milyar doları sıfırlayın.” talimatını verdiÄŸi iddia edilen montaj ses kaydıdır. Hazindir, CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu, hukuk dışı bu kurgu operasyonu, televizyonların canlı yayımladığı partisinin Meclis grup toplantısında açıklayarak bir skandala imza attı.[72]
​
MİT Tırlarının Aranması
Åžamil Tayyar:
17/25 Aralık sonrası Fethullah Gülen, hükümete barış mektubu göndermeden önce ve sonra Paralel Yapı artçı operasyonlarını sürdürdü.[73]
​
1 Ocak 2014’te Kırıkhan ilçesinde ve 19 Ocak 2014’te de Adana’nın Ceyhan ilçesi Sirkeli doÄŸu giÅŸelerinde Suriye’ye MİT kontrolünde insani yardım taşıyan tırlara, bir nevi intikam operasyonu yaptılar. Adana cumhuriyet savcıları Özcan ÅžiÅŸman ve Aziz Takçı tarafından jandarma eÅŸliÄŸinde yürütülen operasyon, tehlikenin ihanet boyutuna varan yönünü gözler önüne serdi.[74]
​
Türkiye, Suriye’deki El Kaide, El Nusra ve IŞİD gibi radikal örgütlere silah ve mühimmat göndermekle suçlandı, üstelik Türkiye son birkaç yıldır Esad rejimine destek veren İsrail’in tahrik ettiÄŸi Batılı ülkelerin, Esad rejimine destek veren İran’ın ve Esad yönetiminin benzer ithamları karşısındaydı.[75]
​
Hüseyin Gülerce:
1 Ocak 2014’te, Kırıkhan-Reyhanlı Karayolunda hareket halindeki TIR’da mühimmat olduÄŸuna dair yapılan bir ihbar üzerine TIR, Kırıkhan yakınlarında Kırıkhan Cumhuriyet Savcısının talimatıyla polis ve jandarma ekipleri tarafından durduruldu. TIR’ın kendi kontrolleri altında bulunduÄŸunu belirten MİT görevlileri kolluk görevlilerine arama yaptırmadı.[76]
​
Hiç yaÅŸanmamış bir olay yaÅŸanıyordu. Aynı devletin MİT’i, jandarması, polisi, savcısı, valisi karşı karşıya gelmiÅŸti. BaÅŸbakan ErdoÄŸan, bir TV yayınında savcının talimatıyla MİT mensuplarının yerde tekmelendiÄŸini açıklıyordu.[77]
​
Operasyonlardaki Tuhaflıklar
Hanefi Avcı:
Açık olarak anlaşılmaktadır ki Cemaat Jandarma içerisindeki elamanları ile daha bu malzemelerin yüklendiÄŸi yerden bilgi almıştır. Malzemelerin nereye gideceÄŸini daha yüklenirken bilmektedir ve yol güzergâhını da bilmektedir. Jandarma görevlilerine ustaca, sıradan bir vatandaÅŸ gibi Ankara’dan ankesörlü telefonla, hem de Adana 156’ya ihbarda bulunulmasını saÄŸlamıştır.[78]
​
...Türkiye’de Jandarma bu ÅŸekilde çalışmaz. Jandarma subayları ve görevlileri her zaman kendi komutanlık silsilesi içinde bunu iÅŸleme koyarlar. Renkli elbiseleriyle jandarma görevini yapıyor gibi görünse de aslında iÅŸin farklı olduÄŸu görülmektedir. Velev ki böyle bir ihbar geldi, savcı hiçbir zaman olay yerine gitmez, talimatını verir, jandarma veya polis TIR’ı durdurup arar, geliÅŸmeler hakkında savcıya bilgi verir. Aramada önemli bir ÅŸey bulunursa savcı o zaman olay yerine gidebilir.[79]
​
Hatay ili, Kırıkhan ilçesindeki MİT TIR’ları ihbarında Adana Özel Yetkili Savcısının tutumu çok daha gariptir. O TIR’a müdahale etmek adına kendi son sürat il merkezine çıkarak olay yerine gidiyor ve TIR’ın gelmesinin beklenmesini istiyor. Halbuki ÖYM’nin görev sahasına giren hiçbir olayda bu kadar hızla hareket ettikleri ve gittikleri görülmemiÅŸtir.[80]
​
Åžubat 2013’te Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Cilvegözü hudut kapısında bombalı araç patlatıldı ve 17 vatandaşımız hayatım kaybetti, 26’dan fazla kiÅŸi yaralandı. Olayın büyük bir terör saldırısı veya uluslararası bir grubun saldırısı olduÄŸu aÅŸikârdı. Bu olayda Adana ÖYM savcıları olayın olduÄŸu kapıya neden son sürat gitmemiÅŸlerdi? Yine 11 Mayıs 2013 tarihinde Reyhanlı merkezinde iki ayrı yerde bomba yüklü araçlar patlatıldı, olayda 52 vatandaşımız ölürken, 146’dan fazla insan yaralanmış, yüzlerce araç, iÅŸyeri tahrip olmuÅŸtu. Büyük bir terör olayı olduÄŸu veya dış güçlerin yaptığı belliydi, acaba o gün Adana ÖYM savcıları neden son sürat olay yerine gitmedi, inceleme yapmadı? Ya da oradaki polis ve jandarmayı neden yönlendirmedi? Hatta olayla ilgili yayın yasağına, Reyhanlı Savcısının isteÄŸi üzerine Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesince karar verildi, sonunda failler yakalandıklarında Adana ÖYM’de yargılandılar. Acaba bu kadar büyük bir olayda Adana ÖYM savcıları neden olay yerine gitmemiÅŸlerdi?[81]
​
Varsayalım ki MİT TIR’larının içerisinde silahlar vardı ve Suriye muhaliflerine, Suriye’deki Türkmenlere gönderiliyordu veya telsiz, elektronik malzeme, erzak gidiyordu. Bu iÅŸlem hükümetin kararı ile oldu, belli bir askeri depodan alındı ve Suriye muhalefetine teslim edilecekti. Bu konuda MİT’e emir verilmiÅŸ ve MİT de bu iÅŸi organize ediyorsa bu olayın adı ve ceza hukuku açısından durumu nedir? Savcı neden ve hangi yasanın hangi maddesinin ihlalinden dolayı soruÅŸturma yapacak, hangi kanuna muhalefetten ceza isteyecekti? Hükümetin isteÄŸi ve emriyle bir kurum gönderiyorsa, savcı bu izinli iÅŸ karşısında ne yapacak, kime dava açacaktı?[82]
​
TIR’ların, içerisindeki yükün MİT’e ait olduÄŸu söylenmesine, il valisince belirtilmesine raÄŸmen bırakılmadığını; MIT mensuplarını ve TIR’ları almak için Adana Valisi’nin 400 özel harekatçı polisle birlikte jandarma karakoluna geldiÄŸini, Sayın Savcı Takçı’nın Cumhuriyet gazetesindeki beyanatından anlıyoruz. Peki, vali niye 400 polisle gelir? Vali, emrini zorla uygulatmak için olay yerine 400 polisle gelmiÅŸtir. Bunun anlamı ÅŸudur: Polisin jandarma karakolunu sarması, polis ve jandarmanın karşılıklı çatışma noktasına gelmesi, acaba kanun ve hukuk için mi yoksa Cemaat’in plan ve programları amacıyla mı yapılmıştı? Orada küçük bir aksilikte Türk askeri ve polisi karşılıklı çatışacak, belki kan dökülecekti. Neden ve kimin için? Bu emri veren kimdir, kimin hesabına yapılıyordu? Devleti kendi menfaati için bu kadar kullanmaya kimin hakkı olabilir? Bir an düÅŸünelim; polis ve asker çatışsa, onlarca asker ve polis ölecek, ülkede kaos çıkacaktı; görevlerini Cemaat menfaatleri için kullananların mutlaka bunun hesabını vermesi gerekir.[83]
​
MİT Tırlarının Aranması İle Ne Amaçlandı?
İddianamede şu değerlendirmede bulunuldu:
"... Söz konusu operasyonun gerçekleÅŸtirme yerinin Adana, tarihinin ise 19 Ocak 2014 olarak seçilmesinde, bu casusluk faaliyetinin büyük etki doÄŸurması amacıyla tercih edildiÄŸi, bu kapsamda DışiÅŸleri Bakanlığı'nın 6. Büyükelçiler Konferansının devam etmekte ve yapılmakta olduÄŸu, hatta DışiÅŸleri Bakanı tarafından kapanış konuÅŸmasının yapıldığı, toplantıda dünyanın her yerinden 142 büyükelçi ve pek çok resmi davetli bulunduÄŸu günde söz konusu eylemin gerçekleÅŸtirildiÄŸi belirlenmiÅŸtir. Büyükelçilerin gözü önünde denecek kadar yakın bir yerde Olayın gerçekleÅŸtirilerek Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Devletim El Kaide’ye yardım ediyor görünümü ile Uluslararası Ceza Mahkemesi ne ve Lahey Adalet Divanı’na taşımayı amaçlayan bir casusluk faaliyetinin önemli bir aÅŸaması olduÄŸu anlaşılmaktadır.”[85]
​
Hüseyin Gülerce:
BarÅŸbakan DavutoÄŸlu, 29 Kasım 2015’te 11 yıl aradan sonra yeniden yapılan Avrupa BirliÄŸi-Türkiye zirvesine giderken uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Bu konuda yeni ÅŸeyler söyledi: “Devlet sırrı diye bir gerçeklik var. Bu kadar kriz yaÅŸanırken, devlet birçok tedbiri almak zorunda... Aldığınız bu tedbirler saptırılarak ve kurallar da aşılarak yalan yanlış yorumlarla devleti zora sokacak ÅŸekilde devlet sırları yayınlanırsa bu suçtur. Dünyanın her yerinde suçtur. Dönüp yargının her adımında hükümeti suçlamak da doÄŸru deÄŸil. MİT TIR’ları Operasyonuyla Bizi Uluslararası Ceza Mahkemesine Çıkarmak İstediler.[86]
​
Sonuçları
MİT tırlarının durdurulması ve aranmasında görev alan cumhuriyet savcıları… HSYK 2. Dairesince Ocak 2016’da meslekten ihraç edildi. 29 Kasım 2015’te, “Selam Tevhid’de Kumpas” soruÅŸturması kapsamında, Ocak 2014’te Adana ve Hatay’da MIT’e ait tırların durdurulası eylemiyle ilgili yürütülen soruÅŸturma kapsamında Ankara Bölge jandarma Komutanı Tümgeneral İbrahim Aydın, TuÄŸgeneral Hamza CelepoÄŸlu ve Emekli Albay Burhanettin CihangiroÄŸlu tutuklandı.[87]
​
25 Aralık’tan Sonra
Emniyette Neler Oldu?
6 Ocak’ta Ankara Emniyet MüdürlüÄŸünde gece yarısı büyük çapta görev deÄŸiÅŸikliÄŸi yapıldı. 350 polisin yeri deÄŸiÅŸtirildi. 8 Ocak’ta bir Emniyet Genel Müdür Yardımcısı ile 15 ilin Emniyet müdürleri görevden alındı. 24 ile de yeni Emniyet müdürü atandı. 22 Ocak’ta Ankara Emniyet MüdürlüÄŸü’nde 470 amir, müdür yardımcısı ve memurun görev yeri deÄŸiÅŸtirildi. 17 Aralık’tan sonra yaklaşık 6 bin Emniyet mensubunun yerinin deÄŸiÅŸtirildiÄŸi tahmin ediliyor.[88]
​
Paralel Devlet Yapılanmasının en fazla kök saldığı ve yayıldığı yerin Emniyet TeÅŸkilatı olduÄŸu ÅŸimdi anlaşılıyor. Hükümet yasa deÄŸiÅŸikliklerine giderek erken emeklilik yoluyla da tasfiyeler yaptı.[89]
​
Soruşturmaların Savcıları Ne Oldu?
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet BaÅŸsavcılığının, Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in tutuklanmak üzere haklarında “yakalama kararı” verilmesi yönündeki talebini kabul etti ve yakalama kararı çıkardı. Ancak Zekeriya Öz ve Celal Karanın yakalama kararından saatler önce 10 AÄŸustos 2015 tarihinde Sarp sınır kapısından Gürcistan’a gittiÄŸi, oradan Ermenistan’a, oradan da Almanya’ya geçerek iltica talebinde bulunduÄŸu bilgisi basında yer aldı.[90]
​
HSYK’daki DeÄŸiÅŸiklik
2014 yılının Eylül ve Ekim ayında yapılan seçimlerle 2018 yılına kadar görev yapacak HSYK üyeleri belirlendi. Savcı Öz ve Savcı Muammer AkkaÅŸ da firar etti.[91]
Seçimlerde Yargıda Birlik Platformunun listesi kazandı.[92]
​
Seçim sonuçları ve iktidarın HSYK’daki doÄŸal üyeleri hesaplandığında hükümet, HSYK’da hem 15 olan toplantı yeter sayısına, hem de 12 olan karar yeter sayısına ulaÅŸarak önemli bir güç elde etti.[93]
​
RuÅŸen Çakır:
Türkiye tarihini incelediÄŸimizde “yargı vesayeti” kavramına bu ülkenin yabancı olmadığını görüyoruz. Bir dönem “yargı vesayeti ”nin en önemli araçları arasında yer alan ve kısa süre önce laÄŸvedilen Özel Yetkili Mahkemeler’in geçmiÅŸ vesayetteki adları Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ydi. Bunların yanında vesayet sahibinin görüÅŸüne göre ÅŸekil deÄŸiÅŸtiren Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve hatta Danıştay gibi yüksek yargının birçok kararının halkın sandıkta göstermiÅŸ olduÄŸu siyasi iradeyle alenen çeliÅŸtiÄŸini net bir ÅŸekilde hatırlıyoruz. Fakat geçmiÅŸle bugün arasında çok önemli bir fark bulunuyor: GeçmiÅŸte yargı, askerin başını çektiÄŸi vesayet sisteminin bir parçasıydı. Günümüzdeyse askerin siyasi açıdan herhangi bir gücü ve etkisi olduÄŸu söylenemez.[94]
​
AKP Hükümeti’nin, yargının yürütme üzerindeki vesayetine, diÄŸer bir deyiÅŸle ülkede siyasetin seçilmiÅŸler yerine savcı ve yargıçlar tarafından belirlenmesine karşı çıkması doÄŸaldır ve bunun yollarını tıkaması da demokrasiye uygundur. Fakat burada bir baÅŸka risk karşımıza çıkıyor: Hükümetin yargıyı mutlak kontrolü, diÄŸer bir deyiÅŸle vesayeti altına alması.[95]
​
Mektup - 6 Ocak
Åžamil Tayyar:
Cemaat, 17/25 Aralık operasyonlarında hükümetin gösterdiÄŸi direnç karşısında büyük bir ÅŸaÅŸkınlık geçirdi. Gülen’in bedduası, dünyanın birçok köÅŸesinde oluÅŸturulan beddua zincirleri, basın yayın organlarındaki hükümete yönelik topyekûn saldırılara raÄŸmen bu direnç kırılamamıştı.[96]
​
Fethullah Gülen, bir taraftan Cemaat tabanını diri tutmak için hükümetin yakın tarihte yıkılacağı mesajlarını verirken, diÄŸer taraftan CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül ile irtibat kurarak hükümetle barışmak istedi.[97]
​
Gülen, bir yerde Gül’den ara buluculuk istedi. Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal medya üzerinden ErdoÄŸan’a yapılan hakaretlerin unutulmasını isteyen bir mektup gönderdi. Gülen, mektubunda diyalog yoluyla sorunların çözülebileceÄŸini bekliyordu.[98]
​
6 Ocak 2014 tarihinde “Zaman” gazetesinde yayımlanan mektup ÅŸöyle:[99]
Sayın Cumhurbaşkanım,
Aziz dost kıymetli insan, SaygıdeÄŸer Abdullah Gül Beyefendi
Başbakanın Tavrı
Åžamil Tayyar:
Cemaat’e yıllarca yakın ilgi gösteren ve hizmetlerine her türlü katkıyı sunmaktan imtina etmeyen BaÅŸbakan ErdoÄŸan, “Dost-Modern Darbe” diye tanımladığı 17 Aralık operasyonunu asla affetmedi, Cemaat’in kendini arkadan hançerlediÄŸini düÅŸündü.[100]
​
Ayrıca Gülenin ABD'de özgür olmadığına ve kendi iradesiyle hareket etmesinin çok zor olacağına inanıyordu.[101]
​
BaÅŸbakanın sert tavrı nedeniyle mektuptan umduÄŸunu bulamayan Cemaat, Ekrem Dumanlı baÅŸta olmak üzere yazarları sahaya sürdü; muhatabın CumhurbaÅŸkanı Gül olduÄŸunu belirterek mektubun, ErdoÄŸan’a yazılmadığını söylediler.[102]
​








Boşa Giden Selam-Tevhid Davası ve İran Casusluğu İddiaları
Selam-Tevhid Operasyonun Amacı
Hanefi Avcı:
Cemaat yolsuzluk operasyonlarını hükümeti yıkmak ve yıkılırsa geriye kalan hükümet yanlısı, onların devamı sayılan bürokratların tamamını bertaraf etmek üzere hazırlamıştı. EÄŸer hükümet yıkılmazsa sallanan hükümete son darbeyi Selam-Tevhid operasyonu ve İran’a casusluk suçlamasıyla, yüzlerce kiÅŸinin tutuklanacağı bir davayla vuracaktı.[103]
​
EÄŸer 18 Aralık günü İstanbul Emniyetinin önemli, kilit ÅŸube müdürleri görevden alınmamış olsalardı, 25 Aralık günü bu Emniyet Müdürleri mutlaka savcıların kendilerine verdiÄŸi talimatı uygulayacaktı. Mahkeme kararı diyerek, belki BaÅŸbakanın yakınlarını da gözaltına alacaklardı. Belki de büyük bir kısmı tutuklanacaktı. Bu tutuklamalarla birlikte hükümet yerinde kalamayacağı için iÅŸte o zaman asıl tutuklamalar gelecekti, daha büyük bir dava, Selam Tevhid davası ortaya çıkarılacaktı. Selam Tevhid davasında hükümetin üst düzey yüzlerce bürokratı hatta bazı bakanları, MİT MüsteÅŸarı dahil hepsi İran casusluÄŸu yapmaktan gözaltına alınacak ve tutuklanacaklardı.[104]
​
Vatana ihanet iddiası herkes hakkında dava açmayı gerektiriyordu. Sözü edilen bütün bürokratların, hatta bazı bakanların, Selam Tevhid davasından dolayı İran casusu oldukları suçlamasıyla gözaltına alınacakları Cemaat tarafından çok açık dillendiriliyordu. [105]
​
17-25 Aralık’ta baÅŸlatılan adına Yolsuzluk operasyonu denilen ve bunların devamı niteliÄŸinde olan, İzmir liman operasyonu ve hazırlanmış ama baÅŸlanamamış fakat bütün belgeleri internete sızdırılan Selam Tevhid operasyonu gibi üst düzey devlet yöneticilerinin ve AKP yöneticilerinin İran casusu diye yargılanacakları dosyalara bir bütün halinde bakıldığında; esasen hükümeti yıkmaya yönelik açık bir yargı darbesi olduÄŸu tereddütsüz bir biçimde görülür. Zaten Cemaat de bir dönem bu söylentileri, fısıltı halinde “kesinlikle hükümet 30 Marta kalmayacak, gidecek, devrilecek, ayakta kalması mümkün deÄŸil” gibi sözlerle yaymıştı. Cemaat bu söylentileri etrafındaki insanlarla, iÅŸadamlarıyla yaygınlaÅŸtırıyordu.[106]
​
Bu sözlerin binlerce ÅŸahidi var, binlerce duyan insan var ve herkes biliyor. Herkesin bildiÄŸi bu olayı kimse çok açıktan dillendirmiyordu. “Kesinlikle hükümet gidecek, ayakta kalamaz. Çünkü tüm yolsuzlukları ortaya çıkmıştır, çıkıyor. İsviçre bankalarındaki hesapları çıkacaktır. Büyük bir kısmının İran casusu olduÄŸu bütün belgeleriyle ortaya çıkarılmıştır” denilerek gerçekten bir darbenin hazırlandığı, bunun uygulamaya konulduÄŸu, aslında yüzde yüz baÅŸarılı olması beklenen operasyonun bazı tesadüfi durumlarla olamadığı düÅŸünülebilir.[107]
​
Hazırlık Safhası
Åžamil Tayyar:
10 yıllık Selam-Tevhid dosyası, Gazze seferine iliÅŸkin tartışmaların en yoÄŸun olduÄŸu dönemde 14 Mayıs 2010 günü tozlu raflardan indirildi.[108]
​
Operasyon aracına dönüÅŸtürülen Selam-Tevhid örgütüne iliÅŸkin ilk dokümanlar, 2000 yılında Hizbullah örgütüne dönük operasyonda ele geçirilmiÅŸti.[109]
​
Paralel Yapının baÅŸta iktidar partisi olmak üzere siyaset kurumu üzerinde vesayet oluÅŸturmaya yönelik çabalan bu dosya üzerinden ÅŸekillenirken ilk telefon dinlemelerine bu soruÅŸturma dosyası gerekçe gösterildi ve dinlemeler Mayıs 2010'da baÅŸladı.[110]
​
Yaklaşık 3 yıl 9 ay süren dinlemeler sırasında BaÅŸbakan ErdoÄŸan, bakanlar, baÅŸbakanın yakınları, baÅŸbakanın özel kalem müdürü, danışmanları, MİT müsteÅŸarı, milletvekilleri, iÅŸ adamları, üst düzey bürokratlar ve gazetecilerin olduÄŸu 251 ÅŸahısla ilgili dinleme kararlan alındı. SoruÅŸturma kapsamında sadece 251 kiÅŸi olduÄŸu hâlde bu kiÅŸilerle ilgili 4 bin 747 adet mahkeme kararının alındığı ortaya çıktı. Böylece binlerce kiÅŸiyi dinleme fırsatı buldular.[111]
​
Hanefi Avcı:
Aslında ayrıntıları pek bilinmeyen ama belgelerine iyi bakıldığı zaman hükümeti yıkmaya yönelik olduÄŸu anlaşılan, yolsuzluk operasyonlarının devamındaki en ciddi çalışma, Selam-Tevhid dosyası veya bu adla yapılan hazırlıklardı. Zaten yakalanan bazı polislerin “Acem uÅŸaklarına boyun eÄŸmedik”, “Acem uÅŸakları” diye yaptıkları konuÅŸmalar ve mesajlar vardı. Birçok kiÅŸi bunu anlamıyordu ama bu söylemler, yaptıkları hazırlığın ne olduÄŸunu ima ediyordu. Toplum bunun karşılığını bilmiyordu ama o polisler bu görev içinde yer aldıklarından, konuyla ilgili durum açıklaması yapıyorlardı. Yine 17 Aralık sonrası özellikle “Muta Nikahıyla” birçok kiÅŸinin tuzaÄŸa düÅŸürülerek İran ajanı yapıldığı, İranlılara bilgi verildiÄŸi, bununla ilgili bazı AK Partililerin kasetleri ve çok önemli bilgilerinin basına sızacağına dair yazılar yayınlanmaya baÅŸlamıştı.[112]
​
2015 yılının baÅŸlarında, Ankara’da Halk Ekmek fırınlarında “ekmeÄŸe Acem büyüsü” yapıldığı söylendi. Hem de bunu ilim adamı kariyerine sahip olan bir kiÅŸi açıkladı. Sonra Samanyolu gibi Cemaat kanallarında terör örgütleriyle yapılan iÅŸlerde, Acemleri, Persleri, İranlıları suçlayan açıklamalar yapıldı. Yani aslında Cemaat’in elinde hükümeti suçlayacak, hükümetin üst bürokratları ve birçok siyasetçinin tutuklanabileceÄŸi büyük bir davanın belgeleri olduÄŸu; İran’a casusluk yapmak iddiasıyla ilgili Selam Tevhid operasyonu dosyasının açılacağı ima ediliyordu.[113]
​
Bu operasyonun nasıl baÅŸladığına, nasıl hazırlandığına bakıldığında; aslında ilk hazırlığın birden fazla grup hakkında yapılmış küçük küçük polis çalışması olduÄŸu görülüyordu. Bunlardan bir tanesi Nurettin Åžirin grubu diye adlandırılan, Nurettin Åžirin hakkında 12.05.2010 tarihinde hazırlanmış soruÅŸturma dosyasıydı. Daha sonra Hüseyin Avni YazıcıoÄŸlu hakkında 04.03.2011 tarihinde bir soruÅŸturma dosyası daha açılmıştı.[114]
​
Burada, birbirini tanıyan, geçmiÅŸte aynı dernekler, aynı faaliyetler içerisinde bulunmuÅŸ, beraber cezaevinde yatmış ve Iran rejimine sempatiyle bakan insanların cezaevi sonrası iliÅŸkilerini bir örgüte dönüÅŸtürecek olan “Ne yapıyorlar, ne ediyorlar” diye takiple baÅŸlamış bu soruÅŸturmaların; daha sonra Cemaat-Hükümet çatışmasıyla, bir anda mahiyeti deÄŸiÅŸtirilip hükümeti vurmaya ve birçok bürokrat ile siyasetçiyi sıkıştırmaya yönelik bir hale getirildiÄŸini görüyoruz.[115]
​
Fiziki ve teknik takip kararlan 27.12.2013 tarihine kadar geçerli olmasına raÄŸmen, 17’sinde savcılık talimatıyla durdurulmuÅŸtur. Buradan çıkan sonuç; savcılık 17 Aralık’ta ve devamında hemen bu operasyonu baÅŸlatmak niyetindedir. Ve Emniyet’te deÄŸiÅŸiklik olursa, dosyaya yeni gelecek kiÅŸiler sahip olmasın diye tamamını kendine almayı düÅŸünmektedir.[116]
​
Akıl ve mantık ölçeÄŸinde bakıldığında bunun gerçek bir soruÅŸturma deÄŸil, hükümete vurulacak son ve etkin bir darbe hazırlığı olduÄŸu görülecektir. Ve suçlama da çok enteresan: “Ülkeye ihanet etmek, İran’a casusluk yapmak.” Herkesi kapsamına alabilirsiniz. Herkesi kapsadığı zaman hiç kimse itiraz edemez. Özel ve ağır bir suçtur, direkt tutuklanırsınız ve hiçbir dokunulmazlıktan faydalanamazsınız. EÄŸer casusluk söz konusuysa, siyasi dokunulmazlığınız olmaz. Casusluk söz konusuysa bürokratik dokunulmazlığınız da olmaz. Hatta devlet yetkilisi dokunulmazlığınız da olmaz. Yani cumhurbaÅŸkanını dahi bu iddiayla yargılayabilirsiniz. Cemaat’in özellikle bunu seçtiÄŸi hem yapılış zamanından hem de suçun niteliÄŸinden belli olmaktadır. Arka arkaya yapacağı yolsuzluk operasyonlarıyla hükümeti sarsıp, son darbeyi Selam Tevhid operasyonuyla vurmak veya hükümet gitmiÅŸse, hükümetin bürokratlarını, arkada kalan siyasetçilerini, ona destek veren birçok unsuru bu operasyonla çok daha farklı bir boyutta ve farklı bir ÅŸekilde teÅŸhir ederek, yıkmak için en son öldürücü darbe olarak hazırlanmıştı. Bu hükümete yönelik yapılması planlanan darbe operasyonlarının sonuncusudur.[116]
​
Selam-Tevhid Soruşturmasının Sonu
İhsan TaÅŸçı:
İstanbul Terörle Mücadele MüdürlüÄŸü'nün yürüttüÄŸü operasyonda 76 emniyetçi için casusluk, Organize Suçlarla Mücadele Åžubesi'nin yürüttüÄŸü yasadışı dinlemelere iliÅŸkin operasyonda ise 39 polis olmak üzere toplam 115 kiÅŸi için gözaltı kararı çıkartılır,[117]
​
Neydi bu casusluk faaliyeti, onu anlayabilmek için İstanbul Cumhuriyet BaÅŸsavcısı Hadi SalihoÄŸlu'nun açıklamasının satır aralarını okumalıyız:[118]
​
Ortada terör örgütü kurulduÄŸu yönünde delil olmadığı halde bir kurgu oluÅŸturularak 2010 yılında soruÅŸturmaya baÅŸlandığı, yaklaşık üç yıl süre ile 251 hedef kiÅŸi toplamda 2280 kiÅŸinin dinlenildiÄŸi, Türkiye Cumhuriyeti BaÅŸbakanın ve bakanlarının diÄŸer ülke yetkilileri ile olan görüÅŸmelerinin kaydedildiÄŸi, MİT müsteÅŸarının kod adı ile örgüt üyesi olarak dinlenip kaydedildiÄŸi, özetle casusluk yapıldığının tespiti...[119]
​
Selam-Tevhid örgütü soruÅŸturmasının takipsizlik kararma göre, BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'ın, Filistin Devlet BaÅŸkanı, Filistin BaÅŸbakanı ve Somali CumhurbaÅŸkanı ile yaptığı, devletin güvenliÄŸi ve iç ve dış siyasal yararlan bakımından gizli kalması gereken dış politikaya iliÅŸkin telefon görüÅŸmeleri de dinlenmiÅŸtir.[120]
​
Cemaat Hükümete Karşı Niye BaÅŸarılı Olamadı?
Hanefi Avcı:
17 - 25 Aralık ve daha sonra yapılacak olduÄŸunu tahmin ettiÄŸimiz Selam Tevhid vb. operasyonlar aslında yüzde yüz hükümeti devirmeye yönelikti. Akıl ve mantık ölçeÄŸinde bakıldığında da kesinlikle bu operasyonlar hükümeti yıkardı. Hükümetin ayakta kalmasının belki birçok sebebi var ama aslında ÅŸans eseri olduÄŸu görülüyor. Normal ÅŸartlarda böyle bir darbenin önünde kimse duramazdı ve hükümet de mutlaka yıkılırdı.[121]
​
Elbette hükümet içindeki güçlerin, özellikle de BaÅŸbakan’ın açık tavrı, olaya karşı direnci ve mücadele azmi çok etkili olmuÅŸtur ama sadece onun deÄŸil, belki geçmiÅŸte Cemaat’in yaptığı hatalar neticesi kamuoyunun, hükümetin ve güç odaklarının uyanmasının, küçük hazırlıklar yapmasının da etken olduÄŸu kanaatindeyim. Yine zamanın BaÅŸbakanlık müsteÅŸarı Efkan Ala ve Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Adana valisi Hüseyin Avni CoÅŸ ile İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve İstanbul Emniyetinde görev yapan diÄŸer emniyet müdürleriyle bazı kamu görevlilerinin risk alarak, açıktan Cemaat’e karşı tavır koymalarının da bu olayı önlediÄŸini düÅŸünüyorum.[122]
​
Özellikle Cemaat’in yaptığı hatalara gelirsek; hükümetle olan diyaloguna ve onları istediÄŸi gibi yönlendirme gücüne güvenen Cemaat birçok konuda özellikle kendini eleÅŸtiren ve kendine yönelen herkese karşı akıl almaz bir ölçüde, hatta ölçüsüzce hareket ediyordu. Mesela benim sadece kendilerini kitapta eleÅŸtirmem ve objektif olarak bazı ÅŸeyleri yazmam karşısında akıllara ziyan bir biçimde sol, M-L bir terör örgütüyle baÄŸlantımın kurulması hiç kimsenin kabul edebileceÄŸi, akıl ve mantığın alabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸildi. Kitabı beÄŸenmeyebilirsiniz, yazdıklarıma yanlış diyebilir veya eleÅŸtirebilirsiniz; ama onların verdiÄŸi tepkiyi aklı başında kimse kabul etmemiÅŸti.[123]
​
Hadi benimki ferdi bir olay, belki kabul edilebilirdi. Ama Odatv operasyonuyla Ahmet ve Nedim’in tutuklanması ve diÄŸer gazetecilere yönelik operasyon hazırlığı bardağı taşıran son damlaydı. Cemaat’ten etkilenmiÅŸ veya bu operasyonların peÅŸine takılarak fazlaca inanmış birkaç insan dışında, hiç kimse bu operasyonu makul bulmadı. [124]
​
Eski Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸu silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hem de bunu Genelkurmay BaÅŸkanı olduÄŸu dönemde yapmakla suçlanması hiç makul görülmedi. Evet, dava açılabilirdi, yaptığı iÅŸten yargılanabilirdi, eÄŸer suçu varsa Genelkurmay BaÅŸkanı da olsa hesabını vermeliydi. Ama ölçüsüzlüÄŸün haddi o kadar çok aşılmıştı ki, bunun da Cemaat’in bir kin ve intikam operasyonu olduÄŸu belliydi. BaÅŸbakanın, CumhurbaÅŸkanının ve birçok devlet yetkilisinin, hukukçuların, yeni ceza yasasının kurulmasında etkin olmuÅŸ, Türkiye’de hukuk otoritesi sayılan kiÅŸilerin açık olarak bu yapılanların yanlış ve hukuksuz olduÄŸunu söylemesine raÄŸmen, Genelkurmay BaÅŸkanı’nın Anayasaya göre Ağır Ceza Mahkemesinde deÄŸil, Yüce Divanda yargılanması gerektiÄŸi; ve MİT olayıyla birlikte hükümetin aynı yasanın içine koyduÄŸu madde ile aldığı tedbirlere karşı, davanın hemen açılıp Ergenekon’la birleÅŸtirilmek suretiyle açıkça rest çekilir bir hale getirilmesi, hükümet cenahını etkili bir ÅŸekilde uyarmıştı. Kamuoyundaki ÅŸüpheler artmaya baÅŸlamış ve birçok insanda soru iÅŸaretleri oluÅŸmuÅŸtu.[125]
​
Bunların içinde en önemlisi 7 Åžubat 2012’de yaÅŸanan MİT kriziydi. Hiçbir ÅŸekilde izah edilemeyecek bu olayın, hükümetin onay verdiÄŸi ve MİT’in yürüttüÄŸü siyasi bir faaliyeti abartarak, terör örgütüne yardım etmek ve desteklemek gibi göstermek suretiyle, bir polis operasyonuyla eski ve yeni MİT müsteÅŸarlarını, MİT’te çalışan belki yüzlerce insanı tutuklamaya yönelmek, MİT’i komple pasifize etmek ve ele geçirmek amacıyla yapıldığı çok açıktır. Hatta MİT’i aÅŸan bu görevler BaÅŸbakan adına verilmektedir. Hakan Fidanın Oslo’daki toplantılara BaÅŸbakan’ı temsilen katıldığı açıkken, BaÅŸbakana ve hükümete yönelik, en azından birçok siyasi sonucu olacak, gelecekte de sıkıntılar yaratacak bu operasyonun baÅŸlatılması ise artık iÅŸi çığırından çıkaran bir olaydı.[126]
​
Artık çok açıktı ki Cemaat, her ÅŸeyi yakıp yıkan, her olayda etkin olan, her engeli kırıp dökerek aÅŸmasını saÄŸlayan bir lazer silahı gibi doÄŸrulttuÄŸu, bütün hedefleri istisnasız yok eden yargı silahını hükümete yöneltmiÅŸti. [127]
​
Yine BaÅŸbakan’ın odasında böcek bulunması ve bu böceÄŸi koyanların da Cemaat yanlıları olduÄŸuna dair kesin bulgular, Cemaat’in artık BaÅŸbakana ve hükümete yönelik bir tavrı olduÄŸunu gösteriyordu. Cemaat’in kamuoyuna intikal etmeyen ancak BaÅŸbakan ve çevresince bilinen hükümete yönelik tavırları ve giriÅŸimleri olmuÅŸtur. Bu olaylar üzerine özellikle BaÅŸbakanlığın tüm korumalarını, konutlar ve çevresindeki kiÅŸileri deÄŸiÅŸtirmesi, bu konudaki ciddi tedbirlerden biriydi. Ama asıl tedbir 2013 yılı yazında İstihbarat Daire BaÅŸkanı’nı ve büyük illerin İstihbarat Åžube Müdürlerini deÄŸiÅŸtirerek buralardaki Cemaat hâkimiyetinin en azından yönetim düzeyinde kaldırılmasıydı. Belki de bu hükümeti kurtaran en önemli adımdı...[128]
​
Seçimler
Yerel Seçimlerde CHP'ye Oy İsteÄŸinin Sonuçları
Hüseyin Gülerce:
Yerel seçimlerde baÅŸarısız oldular. Hatta rezil oldular. Hizmet’in dost halkasındaki geniÅŸ kitle ilk defa yerel seçimlerde CHP’ye oy istendiÄŸi için Gülene ve baÄŸlılarına tavır koydu, bu hareketten soÄŸudu ve Cemaati terk etti. Bu açıdan Gülen hareketinin asıl maÄŸlubiyeti yerel seçimlerde CHP’yi bir ölüm kalım savaşındaymışlar gibi desteklemeleri oldu.[129]
Zaten sonuç, Güleni periÅŸan etti. Pensilvanya’da dar daire dediÄŸi en yakınlarının yanında söylendi: “Beni yanılttılar. Ben bu yanılmanın yüzde 50sinin sorumluluÄŸunu üzerime alıyorum. Beni yanıltanlar da, diÄŸer yüzde elli sorumluluÄŸu kabulleniyorlar mı?”[130]
​
Bu öyle bir yanıltmaydı ki, seçime bir hafta kala çok güvendiÄŸim insanlardan, “Hocaefendi’den mesaj geldi, AK Partinin oyları yüzde 23,3’a düÅŸmüÅŸ" lafını bizzat duydum.[131]
​
CHP’ye oy istemek için kapı kapı dolaÅŸan, memleketteki akrabalarına telefon ederek, bizzat ikna için kalkıp memleketine giderek dostlarını, hısım akrabalarını ikna etmeye çalışanlar, aslında baltayı taÅŸa vurduklarını hemen fark ettiler. Çünkü mütedeyyin-muhafazakâr geniÅŸ kitle için bir siyasi çizgi var. [132]
​
Cemaatin Seçim Yenilgileri Devam Etti
Hüseyin Gülerce:
Yerel seçimlerde, CumhurbaÅŸkanlığı seçiminde, 7 Haziran ve 1 Kasım Seçimlerinde, maÄŸlubiyet üzerine maÄŸlubiyet yaÅŸanmasına raÄŸmen Gülen hep, hiçbir ÅŸey olmamış gibi davrandı. Pensilvan’ya’dan gönderdiÄŸi gündemler ile sohbetlerinde getirdiÄŸi örnekler ile “Ortada maÄŸlubiyet yok, bütün peygamberlerin başına böyle imtihanlar geldi, kısa zamanda asıl galip kimmiÅŸ görecekler, bugünlerin yarım da var. Yarın gelip size yalvaracaklar, ayaklarınıza kapanacaklar...” türünden umut aşıladı. Ben buna umut zehri diyorum. “SeçilmiÅŸ kurtarıcı” hata yapmayacağına göre ortada bir maÄŸlubiyet de olmaz. Var gibi gözüküyorsa da Cemaatin yüzündendir. Cemaatte ne hata yapılıyorsa, ne kusurlar iÅŸleniyorsa baÅŸlarına gelen ondandır. Hocaefendi masun ve masumdur. Onun için Cemaattekiler kendine çeki düzen vermelidir.[133]
​
​
Dipnotlar
[1]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[2]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[3]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[4]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[5]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[6]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[7]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[8]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[9]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[10]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[11]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[12]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[13]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[14]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[15]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[16]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[17]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[18]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[19]http://www.internethaber.com/etyen-mahcupyan-ak-parti-cemaate-tuzak-kurdu-719062h.htm
[20]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[21]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[22]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[23]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[24]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[25]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[26]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[27]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[28]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[29]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[30]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[31]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[32]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[33]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[34]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[35]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[36]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[37]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[38]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[39]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[40]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[41]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[42]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[43]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[44]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[45]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[46]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[47]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[48]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[49]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[50]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[51]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[52]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[53]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[54]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[55]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[56]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[57]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[58]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[59]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[60]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[61]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[62]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[63]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[64]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[65]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[66]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[67]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[68]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[69]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[70]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[71]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[72]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[73]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[74]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[75]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[76]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[77]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[78]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[79]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[80]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[81]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[82]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[83]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[84]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[85]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[86]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[87]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[88]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[89]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[90]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[91]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[92]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[93]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[94]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[95]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[96]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[97]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[98]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[99]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[100]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[101]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[102]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[103]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[104]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[105]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[106]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[107]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[108]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[109]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[110]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[111]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[112]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[113]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[114]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[115]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[116]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[117]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[118]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[119]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[120]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[121]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[122]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[123]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[124]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[125]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[126]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[127]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[128]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[129]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[130]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[131]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[132]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[133]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016





