
MİT Krizi ve Sonrası
Cemaatin MİT’i Hedef Alması
Cemaat Hakan Fidan'ı Hedef Aldı mı?
Hanefi Avcı:
Önce MİT MüsteÅŸarı hakkında İran yanlısı dedikodusu yayıldı. Sonra nedense Oslo görüÅŸmeleri basına sızdırıldı. ÇoÄŸumuz da biliyoruz ki burada sızdırılan, sızan bilgilerin kaynağı yine Cemaat’tir. MİT MüsteÅŸarı hakkında 7 Åžubat soruÅŸturması açıldı. Evet, eskiyi de kapsıyordu ama özellikle Hakan Fidan vardı. Uludere olayı dolayısıyla MİT hedef gösterildi. Sanki o istihbaratı alanlar kasıtlı olarak oradaki masum insanların öldürülmesine zemin hazırlamıştı. Halbuki onlar bir istihbari bilgi vermiÅŸti. Operasyon yapma biçimi, ÅŸekli, ÅŸemali tamamen askeri birliklere aitti. Yani MİT ve MüsteÅŸarı Hakan Fidan, Cemaat tarafından hedef tahtasına oturtulmuÅŸ, her türlü suçlamayla yıpratılmak ve bir operasyonla yerlerinden edilmek istenmektedir. Burada MİT’i suçlamak akıl kârı deÄŸildi ama Cemaat sürekli MİT’i suçladı.[1]
​
Sonra MİT TIR’ları aranmaya kalkıldı. MİT TIR’larının aranmasının arkasında da yine Cemaat vardı. Bugün ortaya çıkmıştır ve daha da çıkacaktır ki bu olaylar baÅŸtan sona Cemaat tarafından organize edilmiÅŸtir. DışiÅŸlerinde yapılan, DışiÅŸleri Bakanının, Genelkurmay yetkilisinin ve MİT MüsteÅŸarı’nın katıldığı toplantı da basına sızdırıldı ama orada en can alıcı gözüken, en azından öne çıkan ÅŸey yine MİT MüsteÅŸarının kendisi ve konuÅŸmalarıydı. Bütün bu olaylar ve buna benzer her olayın odağında Hakan Fidan’ın ve MİT'in bulunması, saldıranın da hep Cemaat olması bir anormalliÄŸi göstermektedir. Bütün bu saydıklarını ve diÄŸerlerinde hedef, saldırıya uÄŸrayan, itibarı zedelenmek istenen Hakan Fidan’dır ve MİT’tir. Ve bu saldırıları yapan her seferinde Cemaat’tir. Bu kadar tesadüf olamayacağı çok açıktır.[2]
​
MİT Neden Hedef Alındı?
Ahmet Şık:
MİT-PKK görüÅŸmelerinin ses kayıtlarının neden sızdırıldığı ilk zamanlar anlaşılamasa da birkaç ay sonra iÅŸin rengi de görünen ve görünmeyen hedeflerin kimler olduÄŸu da anlaşıldı. BaÅŸlatılan bir KCK soruÅŸturmasının ÅŸüphelileri arasında Oslo'daki müzakere görüÅŸmelerini yürüten MİT yöneticileri de vardı. Tesadüfe bakın ki tam da BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın saÄŸlık sorunları nedeniyle ortalıktan kaybolduÄŸunu uzun kulaklar dışında kimselerin bilmediÄŸi bir dönemde baÅŸlatılmıştı soruÅŸturma. [3]
​
Ancak MİT'e yönelik Cemaat'in sert hamlesinin zamanlamasında çok dikkat çeken bir durum var. Türkiye'nin yurtiçi ve yurtdışına yönelik en büyük dinleme üssü Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'nın (GES) MİT'e devredilmesinden kısa süre önceydi. Cemaat'in dinleme, izleme ve istihbarata verdiÄŸi önem düÅŸünüldüÄŸünde MİT'e yönelik hamlesinin GES'in devredilmesinden önce yaÅŸanması manalı hale geliyor. Ancak Cemaat'in MIT'i hedef almasının en önemli nedeni kuÅŸkusuz ki sahip olduÄŸu bilgi hazinesiydi. Ergenekon soruÅŸturmalarından baÅŸlayarak hedefte olduÄŸu açığa çıkan, çeÅŸitli vesilelerle kriminalleÅŸtirilmeye çalışılan MİT, Cemaat için en deÄŸerli istihbarat merkezi ve bilgi deposuydu. Kendisini elde ettiÄŸi bilgilerle güçlü kılan Cemaat için MİT'i bu kadar cazibeli kılan en önemli neden sahip olunan arÅŸiviydi. Farklı isimlerle bir asırdan uzun bir geçmiÅŸe sahip olan MİT, oldukça zengin arÅŸiviyle adeta ülkenin kara kutusuydu. Siyasetçisinden, iÅŸ ve sanat dünyasına kadar birçok kiÅŸi hakkında bilgi içeren bu kara kutuya sahip olmak, ele geçirilen diÄŸer güvenlik teÅŸkilatlarıyla birlikte düÅŸünüldüÄŸünde devletin tamamına sahip olmak anlamına da geliyordu. [4]
​
RuÅŸen Çakır:
EÄŸer soruÅŸturmanın ardında Gülen cemaati varsa, attığı bu güçlü adımla neyi amaçlamıştı? Bu soruÅŸturmanın “resmi” ve “gayri resmi” tarafının olduÄŸunu bilerek bu konu üzerinde fikir yürütürsek soruÅŸturmanın arkasında neyin olduÄŸunu daha iyi kavrayabiliriz. SoruÅŸturmanın resmi bölümünde daha önce söylediÄŸimiz gibi hedef MİT MüsteÅŸarı Hakan Fidan ve MİT. Konu MİT-PKK iliÅŸkisi. Taraflar ise özel yetkili savcı ve MİT’ti. SoruÅŸturmanın gayri resmi kısmına baktığımızdaysa iÅŸlerin bu kadar net olmadığını görüyoruz. SoruÅŸturmanın hedefinde BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın olduÄŸu konusunda bir fikir birliÄŸi var. Bu noktada bir parantez açıp BaÅŸbakan’ın meydan okuyarak “Alacaksanız beni alın” cümlesine deÄŸinmemiz gerek. MİT krizi sürecinde ErdoÄŸan’ın tutuklanacağı iddiası zorlama bir varsayım olsa da hedefin ErdoÄŸan’ı yıpratmak olduÄŸu aÅŸikârdı. Parantezi kapatarak soruÅŸturmanın “gayri resmi” boyutuna dönecek olursak karşımıza son dönemde iyiden iyiye iÅŸaretlerini almaya baÅŸladığımız AKP Hükümeti’nin deÄŸiÅŸen dış politika tercihleri çıkıyor. “One minute” ve Mavi Marmara olayları ile neredeyse kopan Türkiye-İsrail iliÅŸkileri, Batı ’ dan uzaklaÅŸan bir Türkiye, Arap dünyasında iddialı ve arkasında durulması zor bir politika... Hükümetin benimsediÄŸi tüm bu politikalar Gülen cemaatinin dünya geneline yayılmış çalışmalarını zorlaÅŸtırıyordu. Cemaat bu hamleyle hem AKP’yi dış politikada daha uzlaÅŸmacı bir çizgiye çekmeyi, hem de kendisinin devlet içinde edindiÄŸi mevzileri geliÅŸtirmeyi amaçlıyordu.[5]
​
MİT'e Operasyon
MİT Operasyonunun Hazırlıkları
Hanefi Avı:
MİT olayının arka planına bakıldığında Cemaat imamlarının epeydir hazırlık yaptığı, herkese görevlerini dağıttığı ve uzun bir süre üzerinde çalıştığı görülüyordu. MİT operasyonu için önce MİT aleyhine propaganda faaliyeti yürütülmüÅŸtü. Son elli yıldır hiç olmadığı ÅŸekilde bazı Emniyet mensupları MİT’e atanmış ve orada görevlendirilmiÅŸti. GeçmiÅŸte iki kurum arasında yapılan centilmenlik anlaÅŸması gereÄŸi MİT’ten Emniyete ya da Emniyet’ten MİT’e kimse gitmiyordu. Ama bir anda MİT’in ihtiyacı olmadığı halde bir kısım Emniyet mensupları MİT’e atanmıştı. [6]
​
Savcılık ve Emniyet’in bir süreden beri hiç kimseye bilgi vermeden MİT müsteÅŸarları ve yöneticilerini dinlemeye aldığı görülüyordu. Devletin bu kadar önemli bir kurumunun böyle bir bahane ile dinlenmesi anormal bir olaydı. Ama sadece savcılık deÄŸil Emniyet yöneticileri ve makamları da kimseye haber vermemiÅŸ, uyarıda bulunmamıştı. MİT yöneticilerinin dinlendiÄŸini gören TİB, bütün dinleme kararlarını tek tek inceleyip yanlış gördüklerine itiraz ederken, bu kez dinleme kararlarına karşı hiç sesini çıkarmamış, itiraz etmemiÅŸ, hükümete bilgi vermemiÅŸ ve “böyle saçma ÅŸey yapılır mı, siz kimin adına, ne yapıyorsunuz” dememiÅŸti. Görülüyor ki MİT’i suçlu çıkaracak her türlü bilgi toplanmaya, belge oluÅŸturulmaya baÅŸlanmıştı. [7]
​
Barış süreciyle ilgili MİT’in koordinesinde yürüyen Apo ile Kandil ve diÄŸer PKK birimleri ve mensupları arasında, silahsız çözüm için yapılan yazışmaların fotokopileri MİT arÅŸivinden alınmış ve Diyarbakır BDP binasına konularak bulundu yapılmıştı. Aslında MİT müsteÅŸarları ve yöneticilerinin, istihbari olarak gerçek veya sahte isimlerle ne kadar zamandan beri dinlendiÄŸini hâlâ tam bilmiyoruz.[8]
​
MİT’e yönelik operasyon çok garipti ama ne de olsa daha önce Erzincan’da MIT Bölge MüdürlüÄŸü uydurma bir gerekçeyle, Erzurum ÖYM Savcısı ve Erzincan polisleri tarafından sanki örgüt evi gibi sarılıp zorla aranmak istenmiÅŸ, iÅŸ çatışma noktasına gelmiÅŸti. Ankara, sonunda “karşı koymayın, aratın” diyerek Erzincan MIT Bölge MüdürlüÄŸü hiç makul olmayan ÅŸekilde aratılmış, resmen polis ve ÖYM Savcısının zorla girmesine müsaade edilmiÅŸti. Türkiye hukuk devletidir; eÄŸer Erzincan MİT’inde suç iÅŸlenmiÅŸ ise bunun soruÅŸturmasının bir usulü vardır. MİT müfettiÅŸleri veya BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kurulu savcının talebiyle gider, orada sadece arama deÄŸil tüm iÅŸ ve iÅŸlemleri sessizce denetler, varsa sonuçları rapor ederdi; en azından devletin resmi görevi ile suç olan kısımları ayırır, usulsüz ve kabaca iÅŸlem yapmazdı.[9]
​
Operasyon Nasıl GerçekleÅŸti?
Åžamil Tayyar:
Paralel Yapı’nın devlet içinde Ergenekon’dan boÅŸalacak yere konumlanma stratejisindeki ilk büyük hamle, 7 Åžubat 2012 tarihinde geldi. Paralel güçler, Emniyet, Jandarma ve Genelkurmay’da saÄŸladıkları etkinliÄŸi MİT’le pekiÅŸtirmek, istihbari ve operasyonel güçlerini saÄŸlamlaÅŸtırmak istiyorlardı.[10]
​
Savcının hazırladığı dosyaya göre Fidan, KCK terör örgütünün yöneticisiydi. Çıkış noktası ise Oslo GörüÅŸmeleri’ndeki aktif rolüydü. 13 Eylül 2011’de basına sızdırılan Oslo GörüÅŸmeleri’nde Fidan BaÅŸbakanlık müsteÅŸar yardımcısıydı ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın özel emriyle görevlendirilmiÅŸti. MİT adına görüÅŸmelere katılan diÄŸer isim ise Afet GüneÅŸ’ti. Emre Taner ise o dönemde MİT müsteÅŸarlığı görevini yürütüyordu.[11]
​
Aslında ifade bahaneydi. Amaç Fidanı gözaltına alıp tutuklamaktı. Plan iÅŸleseydi soruÅŸturmanın ikinci aÅŸamasında BaÅŸbakan ErdoÄŸan gözaltına alınacak ve hükümet düÅŸürülecekti. [12]
​
MİT Operasyonu için 2012 yılı Åžubat ayı özellikle seçilmiÅŸti. Operasyon tarihi BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın ameliyat tarihine göre tespit edildi. Ancak baÅŸbakanın yoÄŸun çalışma trafiÄŸi nedeniyle ameliyat programında yapılan küçük deÄŸiÅŸiklik, farkında olmadan MİT Operasyonu’nu aksattı.[13]
​
Paralel Yapı ikinci ameliyatın 7 Aralık 2012 tarihinde olacağı varsayımına göre hazırlığını yaptı. BaÅŸbakan ise çalışma programını fazla aksatmamak adına ameliyat için 10 Åžubat Cuma akÅŸamını tercih etti. BaÅŸbakanın beklenmedik ÅŸekilde yaptığı deÄŸiÅŸiklik Paralel Yapı tarafından geç fark edildi ve yargı timine zamanında ulaÅŸtırılamadı.[14]
​
Hanefi Avcı:
7 Åžubat 2012 Türk yargı, hukuk, istihbarat, güvenlik ve devlet tarihinde çok önemli geliÅŸmelerin olduÄŸu yeni bir anormallikler zincirinin baÅŸlangıcıydı. 7 Åžubat günü PKK ile barış süreci yürüten eski MİT müsteÅŸarı Emre Taner, yeni MüsteÅŸar Hakan Fidan, MüsteÅŸar Yardımcısı Afet GüneÅŸ ve bazı MİT yetkilileri ÅŸüpheli sıfatıyla ifadeye çaÄŸrılıyordu. Suçlama ise PKK ya yardım etmek, Apo ile PKK arasında haberleÅŸme ve bilgi akışı saÄŸlamaktı… devletin en ciddi istihbarat kurumunun eski ve yeni müsteÅŸarları gözaltına alınacak veya ifadeye çaÄŸrılıyor, İkincisi, hükümetin desteklediÄŸi ve onun kontrolünde giden bir faaliyet yargıya taşınarak sorgulanıyordu. Tüm bunlar olup biterken hiçbir devlet yetkilisinin haberi olmadığı gibi yargının başında bulunan, tüm soruÅŸturmaları yürütme görevinin asli sorumlusu olan İl Savcısı Turan Çolakkadı’nın da haberi yoktu.[15]
​
Cezaevinde TV seyrediyorum... İl Savcısı Turan Çolakkadı böyle bir olayın olmadığını, eÄŸer olsa kendisine haber verilmesi gerektiÄŸini söylerken, ÖYM Savcı Vekili Fikret Seçen de bu olaydan haberinin olmadığını söylüyordu. İl valisinin, emniyet müdürünün, bakanın olaydan haberi yoktu ve yalanlayarak, “böyle bir ÅŸey yok” diyorlardı ama saÄŸlam kaynaktan bilgi alan basın mensupları “haber doÄŸru, savcı MİT müsteÅŸarlarını ÅŸüpheli olarak ifadeye çağırdı” diyerek ısrar ediyordu.[16]
​
Böyle bir ön safhadan sonra MIT yetkilileri hakkında önce davetiye çıkarıldı. Gelmemeleri üzerine Savcı Sarıkaya’ya müracaat edilerek hakimden MIT müsteÅŸarlarının zorla getirilmesi kararı alındı. Emniyet, mahkeme kararını uygulamak adına MIT merkezlerine giderek, en azından kiÅŸiler burada mı diye tebligat yapmak veya oradalarsa götürmek için MİT binalarının etrafında görülmeye baÅŸlandı. Böyle bir olay dünyanın hiçbir yerinde yaÅŸanmamıştır. Hükümetin politikalarını uygulayan bir devlet kurumu hakkında, polis ve savcılar soruÅŸturma yürütüyor ve o kurumun etrafını sararak, oradaki görevlileri zorla almaya çalışıyordu. İşin garibi böylesi bir operasyon BaÅŸbakanın ciddi bir rahatsızlığı dolayısıyla ameliyat olacağı günlerin arifesine denk getirilmiÅŸti. BaÅŸbakanın tedavi sürecinden dolayı olayla ilgilenemeyeceÄŸini görüp, zamanlamasının yapıldığı konusunda hiçbir tereddüdüm yoktu.[17]
​
Operasyon Sırasındaki Usulsüzlükler
Hanefi Avcı:
BaÅŸbakan’ın ve CumhurbaÅŸkanının programlarını takip eden Cemaat mensuplarının bildireceÄŸi en uygun zaman kollanmış, aksilik olmasın diye OYM nöbetçi hakimi ayarlanmış y ve 7 Åžubat’ta operasyona baÅŸlanmıştır. 7 Åžubat öncesi mahkeme hem arama hem el koyma kararı vermiÅŸ, ayrıca gizlilik kararı almıştır. Savcının yapacağı tüm iÅŸlemler için de kararlarını baÅŸtan vermiÅŸtir.[18]
​
Bir an için savcılığın bu operasyonu çok önemli gördüÄŸünü ve suç iÅŸlemekte olan bazı MİT mensuplarını saklama, gizleme ihtiyacı duyduÄŸunu düÅŸünelim. Ancak bir faaliyete baÅŸlanırken ilk alınan bilgi suçun varlığıyla ilgilidir. Daha baÅŸlangıçta operasyonun nereye gideceÄŸi, kimlerin, hangi kurumların dahil olacağı belli olmadığı gibi “merkez veya iIgili yerlere sızmasın diye haber vermedik” denirse, bu bir plandır. Çünkü operasyona baÅŸlarken bunun üst makamlara, bazı kritik yerlere uzanacağı bilinemez. BaÅŸtan bilgi verilse de süreç içinde operasyonun birtakım yerlere uzanması üzerine belli oranda gizleme mantığı olabilir. Ama daha baÅŸta hiçbir makama bilgi verilmiyor veya bilgi verilenler de aynı ÅŸekilde gidiyorsa, burada açıkça hukuk dışı bir yapının operasyonu var demektir. [19]
​
Emniyet birimleri kendi amirlerine, valiye, yeri geldiÄŸinde bakanlığa bilgi verir. Ayda bir kez valinin baÅŸkanlığında, Emniyet in, Jandarmanın, MİT in, silahlı kuvvetlerin yöneticilerinin olduÄŸu toplantıda geliÅŸmeler, alınan istihbaratlar, yapılacak iÅŸlemler vs. tüm ildeki olaylar deÄŸerlendirilir ve konuÅŸulur. Her gün saat 11.00’de (asayiÅŸ saatinde) vali, emniyet müdürü, jandarma komutanı ildeki tüm asayiÅŸ ve güvenlik sorunlarını konuÅŸur. Yine her gün Emniyet’in kendi içinde yaptığı toplantılarda genel durumlar konuÅŸulur, hazırlık yapılır, geliÅŸmelere göre diÄŸer devlet kumrularının yapacağı görevler bilinsin diye tartışılır. Demek ki epey bir süre devam eden bu çalışmayla ilgili hiçbir ÅŸekilde kimseye bilgi verilmemiÅŸ. Ne bir polis amirinin, ne valinin hiç kimsenin bilgisi yok![20]
​
Operasyona Karşı Hamleler
Hanefi Avcı:
MİT müsteÅŸarlarına dair yapılan bu tahkikata BaÅŸbakanın çok sert tepki vermesi ve kendisine yönelik bir iÅŸlem olduÄŸunu söylemesi üzerine, MİT mensuplarını koruyacak kanunlarda deÄŸiÅŸikliÄŸe gidildi. “Yapacakları iÅŸleri dolayısıyla soruÅŸturma yapılması BaÅŸbakanın iznine tabidir” denilerek soruÅŸturma durduruldu. Bu soruÅŸturmayı yapan Savcı Sadettin Sarıkaya görevinden alındı ama aynı mahkemede görevlendirildi. Hatta benim yargılandığım 9. Ağır Ceza Mahkemesinin duruÅŸma savcısı oldu. Bu olaya karışan üç ÅŸube müdürü ve amirler de baÅŸka yere tayin edildiler. Ama bunu organize edenler kimlerdi, arkasında kimler vardı ve niye yapıyorlardı? Bu konularda ciddi bir araÅŸtırma yapılmayıp sadece tayinle veya yer deÄŸiÅŸtirmeyle yetinilerek, etkili bir soruÅŸturma yürütülmediÄŸi için bu sefer MIT MüsteÅŸarı Hakan Fidan, Selam Tevhid soruÅŸturmasında Iran casusu yapılmış, yine telefonları dinlenmiÅŸ ve “ülkeye ihanet ediyor, İran’a bilgi veriyor” iddiasında bulunuluyordu. Cemaat bu sefer iÅŸin ÅŸeklini deÄŸiÅŸtirerek farklı bir adım atmış, birçok kiÅŸiyi de içine alan, herkesi İran casusu yapan yeni bir soruÅŸturma baÅŸlatmıştı.[21]
​
Operasyon baÅŸladığında neden gerek duyulduysa Diyarbakır BDP’de arama yapıldı ve MİT arÅŸivinden çıkarılmış Oslo görüÅŸmeleri ve o görüÅŸmeler çerçevesinde düzenlenen bazı belgeler bulundu. Aslında arayanlar, hep yaptıkları gibi kendi hazırladıkları belgeleri “orada bulduk” diyerek suçlama için kullanabilir hale getirmiÅŸti. Selahattin DemirtaÅŸ ilk duyduÄŸunda “İmkânsız bizim o geliÅŸmelerden haberimiz yok, bizde böyle bir belge olması ve bulunmasında yanlışlık var” diyor birkaç gün sonra olayı öÄŸrendiÄŸinde ise “Bu komplodur, bizde o belgeler yoktu, partide bulundu diye tutanak tutulmuÅŸ ama bu doÄŸru olamaz” ÅŸeklinde açıklama yapıyordu.[22]
​
Åžamil Tayyar:
MİT Operasyonu siyasi iktidar için kırılma anıdır. Paralel Yapıyla kararlı ÅŸekilde mücadele sürecinin miladıdır.[23]
​
Ahmet Şık:
MİT Krizi sonrasında hükümetin, daha doÄŸrusu BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın hamlesi de gecikmedi. Cemaat'in örgütlenmede en önemsediÄŸi yer olan polis teÅŸkilatına ilk neÅŸter vuruldu. Krizin daha ilk günlerinde, 9 Åžubat 2012'de İstanbul Emniyet MüdürlüÄŸü'nün tepesinde tayin depremi yaÅŸandı. 2009 yılında İstanbul'da göreve gelen ve KCK operasyonlarını yürüten İstanbul Terörle Mücadele Åžube Müdürü Yurt Atayün ile İstihbarat Åžube Müdürü Erol Demirhan, görünüÅŸte İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın tarafından görevden alınarak pasif görevlere atandı. Ergenekon ve Devrimci Karargâh soruÅŸturmalarını da yürüten müdürler, herhangi bir gerekçe gösterilmeden kızaÄŸa alınmıştı. Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargâh, Odatv operasyonları gibi kimi uygulamalarıyla AKP hükümetini siyaseten zor durumda bırakan birçok operasyona imza atan ekibin yönetici kadrosu dağıtılmaya baÅŸlanmıştı. Görevden alınmalar rutin uygulama diye açıklasa da gerçek nedenin MİT soruÅŸturması olduÄŸu herkesin dilindeydi. Bu gerçek bir baÅŸka görevden almayla daha bir pekiÅŸti. Odatv operasyonundan sonra İstanbul İstihbarat Åžube MüdürlüÄŸü görevinden alınarak, Bomba İmha Olay Yeri İnceleme ve Tanık Koruma Åžube MüdürlüÄŸü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı görevine atanan Ali Fuat Yılmazer, bu kez de atama kararı ile Ankara'da Polis Akademisi emrine gönderilmiÅŸti. Elbette bu da "rutin bir uygulama" diye gerekçelendirildi. [24]
​
MİT'çilerin ifadeye çaÄŸrılması üzerinden kendilerine yönelik saldırıya hükümetin sert tepkisi doÄŸal olarak dinmek bilmiyordu. İstanbul Emniyeti'nde iki üst düzey müdürle baÅŸlayan görevden alınmalara sonraki günlerde yeni isimler eklendi. İstanbul Terörle Mücadele, İstihbarat ve Organize Åžubede görevli çok sayıda polis “rutin atamalar" gerekçesiyle görevlerinden alındı. AKP hükümeti bu kez kendilerini de hedef alan komploların odağını keÅŸfetmiÅŸçesine İstanbul Emniyeti'nde belli bir yapıyı dağılmaya çalışıyordu. Alt kadrolara da sıçrayan görevden almalarla 700 polis ÅŸark tayiniyle İstanbul'dan uzaklaÅŸtırıldı. İstanbul'daki bu deÄŸiÅŸiklikler, 2013 Aralık ayındaki yolsuzluk soruÅŸturmalarıyla birlikte yurt çapında polis teÅŸkilatının en üst yapılanmasına dek uzanacaktı. [25]
​
MİT Dokunulmaz mıdır? Ya Gerçekten Suçluysa?
Hanefi Avcı:
MİT’in özellikle yurtdışındaki görev ve faaliyetleri, hükümetin direktifine ve görevin gerektirdiÄŸi özelliÄŸe göre yapılıyordu. MİT’in yurt dışı istihbarat teÅŸkilatlarının gizli görevlerinin sadece bir kısmına bakılarak deÄŸerlendirme yapılamaz. Bazen aldatıcı görev yapabilir bazen gerçek amacı gizleyerek, dış görünüÅŸünde sanki ülke aleyhine gibi görünen ama esasında ülke menfaatlerini savunan görevleri olabilirdi. Bir istihbarat elamanı yabancı ülke ajanına isteyerek bilgi veriyormuÅŸ gibi görünebilir ama aslında bilerek, yanlış bilgi vermesi merkezin özel bir operasyonu olabilirdi. Böyle bir göreve dışarıdan ilk bakıldığında sanki ülkeye ihanet ediliyormuÅŸ gibi görülebilir. Veya bir görevlinin, yabancı bir ülkeye gerçekten bilgi sızdırdığı tespit edilebilir ama o anda ÅŸahsı yakalamak deÄŸil, onunla irtibatlı tüm ÅŸebekeyi ortaya çıkarmak adına bir süre bilmiyormuÅŸ gibi davranılarak, takip etmek veya bazen bilerek bu kiÅŸiye yanlış bilgi vererek, ülke menfaatine dair farklı uygulamalar yapılabilirdi.[26]
​
Elbette suç iÅŸleyen MIT elemanlarının olması da mümkündür. İstihbarat mensupları, eÄŸer görev sırasında suç iÅŸlemiÅŸlerse, görevin gerektirdiÄŸi tolerans sınırının aşılıp aşılmadığı, aşılmışsa suçun gerçek delilleri kurumun müfettiÅŸleri tarafından incelenir ve savcıya tevdi raporu sunulur. Ardından suç bulunduÄŸu takdirde savcının iÅŸlem yapması gerekir. Dünyanın her yerinde en doÄŸru ayıklama bu ÅŸekilde yapılır. Yoksa bir MİT binasına girip oradaki evrakları alarak suç çıkarmak ne bir savcı ne bir emniyet müdürü için mümkündür. Aynı ÅŸey bütün kurumlar için geçerlidir. Ama o gün devlet geleneÄŸi, devlet kuralları ve bütün hukuk sistemi yerle bir edildi. Züccaciye maÄŸazasına giren fil misali her ÅŸey kırılıp dökülmüÅŸ, polis zoruyla MİT binalarına girilmiÅŸti.[27]
​
Bu ve benzeri durumlar nedeniyle üç tane polis müdürü, bir savcı hiçbir makama bilgi vermeden MİT’in tüm yöneticilerini ve siyasi iradenin talimatıyla yürütüldüÄŸü açıkça belli olan bir konuyu soruÅŸturma konusu edemez; onların faaliyetlerini öÄŸrenmek adına MIT mensuplarını dinleyemez, izleyemez.[28]
​
Bu ülkede en güvenilir kiÅŸiler üç polis müdürü ile iki ÖYM savcısı mıdır? EÄŸer yanlışlık varsa, suç varsa bu ülkenin diÄŸer makamları da en az bu polis müdürleri ve savcı kadar vatanseverdir ve ülkeye zarar veren kiÅŸilere karşı durur, hukuk önünde hesap vermelerini saÄŸlar.[29]
​
Ayrıca, yine “7 Åžubat operasyonunu hazırlayanların yaptıkları doÄŸru ÅŸeyler de vardır. Bazı MİT mensupları PKK’nın içinden eleman temin etmiÅŸ; bu elemanlar birtakım olaylara karışmış ve suç iÅŸlemiÅŸlerdir, bundan dolayı suçludurlar” denilebilir. Elbette, bazı MİT elamanları suça karışmış ve bata yapmışsa bunun hesabını vermelidir. GeçmiÅŸte Emniyet’in, Jandarmanın ve MİT’in bilgi aldığı elamanlar olaya karışmadı mı? Çünkü örgütün içinden eleman alıp bundan bilgi alıyorsunuz. Bu kiÅŸi aynı zamanda örgütün içinde ve hiyerarÅŸik yapısına dahildir; örgütün talimatlarıyla hareket etmek mecburiyetindedir. Örgütün istediÄŸi eylemlere katılmak, basit olaylara karışmak zorundadır, aksi takdirde bilgi alamaz. GeçmiÅŸte Emniyet’in çok fazla elemanı bu ÅŸekilde suça karışmıştır. Bu kiÅŸiler mahkemeye verildi. Yine örgüt tarafından olaya itilen, eylem yapması istenen bazı elemanları korumak adına kimi zaman göstermelik iÅŸlemler yapılmıştır. Birçok Emniyet İstihbarat ajanı suça karışmış ve yargılanmıştır. Bunları korumak adına Emniyet, yargı mensuplarıyla görüÅŸüp, “bilerek suç iÅŸlemediler, gerçek örgüt mensubu deÄŸildir, bizim ajanımızdır, bilgi vermektedir, manevi olarak suçun unsuru oluÅŸmamıştır” diye yargıdan destek istemiÅŸtir. Elbette hem ajan görünüp hem de provakatif eylem yapamazlar. Kendilerini kamufle etmek zorundalardır. Genellikle Emniyet İstihbarat elemanlarının başına bir ÅŸey geldiÄŸinde, suça karıştığında terör ÅŸubelerine veya savcıya giderek olayı anlatırlardı. Onların talimatına göre zaman zaman mahkemeye çıkartılırlardı. Bugün de bazı kiÅŸilerin örgüt içinde yer alıp MİT’le irtibatlı olmaları ve bilgi vermeleri mümkündür; asıl hata bunların deÅŸifre edilmeleridir. Böyle bir olayı alıp kullanmak, “MİT mensuplarının kullandığı ajanlar suç iÅŸliyor, olay yapıyor” demek kötü niyettir. MİT’in, Emniyet in ve Jandarmanın asıl amacı istihbarat temin etmek ve güvenliÄŸi saÄŸlamaktır. Hataları, yanlışları olabilir ama kimse PKK’ya destek adına bunu yapmış deÄŸildir. Birkaç MİT mensubunun olayların içinde olmasını savcılık ve polis abartarak, kendi operasyonlarına meÅŸruiyet kazandırmaya çalışmıştır. MİT’in yaptığı olayların benzerleri eminim ki Emniyet’te iki katı yaÅŸanmaktadır. Basit eylemler yapan, molotof atan ajanlar olabilir; bunu “MİT PKK’yı destekliyor” diyerek açıklamak doÄŸruyu, gerçeÄŸi söylememektir. [30]
​
RuÅŸen Çakır, Cevat ÖneÅŸ ile SöyleÅŸi [31]
ÖneÅŸ: Medyadan öÄŸrendiÄŸimiz kadarıyla ÅŸüpheli olarak çaÄŸrıldığını biliyoruz. KCK operasyonları sebebiyle çaÄŸrıldığını gördük. Bazı gazeteler ve televizyon programlarında MİT’in kullandığı elemanların KCK'nın çeÅŸitli kademelerinde görevlendirildiÄŸi konuÅŸuldu. Bir istihbarat teÅŸkilatının görevi nedir? Åžimdi KCK eÄŸer PKK’nın bir ÅŸemsiye örgütüyse, yasadışıysa bu örgütün içine sızmak MİT’in görevidir...[32]
​
Ama haberlerde sadece oraya sızma deÄŸil, eylemlere göz yumma, silahlı eylemleri teÅŸvik etme gibi ciddi iddialar var?[33]
​
ÖneÅŸ: Bu yanlış bir deÄŸerlendirme. Çünkü MİT kendi görevlilerini örgütün içine sokmuyor. Genellikle tüm dünyada, Türkiye’de de aynısıdır, örgüt içinden o örgütün elemanı ile iliÅŸki kurulur, o eleman faaliyetlerini sürdürürken ondan bilgi alma yoluna gidilir. O elemanın örgüt içindeki faaliyetlerinin engellenmesi onu örgüt nezdinde ÅŸüpheli kılar ki buna zaten örgüt izin vermez. Haber alma faaliyeti içerisinde iletiÅŸime geçilen örgüt üyesi örgüte inanmıştır, hizmet etmektedir, ancak çeÅŸitli motivasyonlarla teÅŸkilat tarafından kazanıla- bilirse örgülün çalışmaları hakkında bilgi verir. Bu bilgi verme durumunun derecesi teÅŸkilat lehine midir, örgüt lehine midir, yoksa karşılıklı bir fayda mı vardır, bu duruma göre deÄŸiÅŸebilir. Bunu bir savcı deÄŸerlendiremez. [34]
​
Bazıları Oslo sürecinin, Öcalan’la görüÅŸmelerin bu olaya sebep olduÄŸunu söylüyor?[35]
​
ÖneÅŸ: Bu olay bir savcının veya dosyayı hazırlayan emniyetse emniyetin, mevcut siyasi iktidarın siyasi tercihine müdahalesidir. Çünkü Oslo süreci siyasi bir karar ile baÅŸlamıştır. Hatta Hakan Fidan, MİT mensubu olmadığı halde bu görüÅŸmelere katılmıştır. Bu görüÅŸmeler de, örgütle iletiÅŸim kurma, güven kazanma ve barış ÅŸartlarını oluÅŸturma konusundaki önemli bir çalışmanın parçası olmuÅŸtur. Bu tamamen siyasi bir karardır ve barış için önemli bir aÅŸamadır. Siyasi iktidar için önemli bir risktir ama bunu bir savcı sorgulayamaz. Sorguladığı takdirde görevini kötüye kullanmış olur.[36]
​
7 Åžubat MİT Operasyonu’nun Sonuçları
İhsan TaÅŸçı:
30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde milletvekilleriyle gruplar halinde kahvaltılı toplantı yapan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, toplantıların ilkinde, 7 Åžubat MİT kriziyle ilgili çarpıcı bir ifade kullandı. İlk kez MİT MüsteÅŸarı'na soruÅŸturma sürecinde "paralel yapıdan ÅŸüphelendiklerini" söyledi. Bu aslında BaÅŸbakan'ın cemaate ilk kez "paralel" dediÄŸi de gündür. BaÅŸbakan'ın kendi aÄŸzından o kriz döneminde hissettiklerine kulak verelim:[37]
​
7 Åžubat'taki MİT krizinde içimde ÅŸüpheler baÅŸladı. Hatta o dönem paralel yapının ileri gelenlerini çağırıp sorduk. Onlar da "Bizden nasıl ÅŸüphe edersiniz" dediler. Ama sonrasında gördük ki, bu olayı onlar tezgâhlamışlar. Bir yalan atılır da, bu kadar mı atılır? MeÄŸer büyük bir takiye içindelermiÅŸ. Mümin mümine bunu yapar mı? Resmen hançerlenmiÅŸim. Dershaneler konusu ile birlikte bunların oyun içinde oldukları iyice ortaya çıktı. Bize bilgi ve belge gelmiyordu. Bu olaylardan sonra yaÄŸmur gibi bilgi ve belge yağıyor. (Hürriyet, 20.2.2014)[38]
​
Hanefi Avcı:
Cemaat yargının gücünü fark etti ve yargının, hazırladığı delillerle, soruÅŸturma unsurlarıyla, altyapısıyla ve polisle desteklendiÄŸinde muazzam bir silaha dönüÅŸtüÄŸünü gördü. Yargıtay’daki deÄŸiÅŸimle elindeki bu silah dünyanın en güçlü silahına dönüÅŸtü. Her istediÄŸi gücü, kiÅŸiyi ve olayı istediÄŸi tarafa çekebilir, maÄŸdur edebilir, engelleyebilir; istediÄŸini tutuklar, istediÄŸini serbest bırakabilirdi. Ve bu silahı bir müddet sonra Cemaat çok iyi kullanmaya baÅŸladı. Artık kendisine rakip olabilecek sıradan hiç kimse, hiçbir güç kalmamıştı. Herkes Cemaat’in karşısında hizaya gelmiÅŸti. [39]
​
Evet, halen eleÅŸtiriler vardı, birçok noktada Cemaat’in yanlışlarını söyleyebilenler vardı ama bu çok önemli deÄŸildi artık. Çünkü o sınır aşılmıştı. Onların sadece eleÅŸtirel birkaç basit sözünün dışında Cemaate hiçbir etkisi ve fiili bir davranışı olamayacaktı. Bu kadar güçlendikten sonra artık karşısında durabilecek bir güç kalmamıştı. Kalan tek güç mevcut hükümet, mevcut otorite idi. Ve önlerindeki son engel de buydu. EÄŸer o son engeli yıkarsa baÅŸka engel de kalmayacaktı. Bunu gördükten sonra Cemaat adım adım yürümeye baÅŸladı. Önce küçük engelleri temizledi; iktidarının önündeki küçük engellerden bir tanesi, aynı zamanda hükümeti birçok açıdan yıpratacak olan 7 Åžubat 2012 operasyonunu yaptı.[40]
​
7 Åžubat operasyonu aslında tam manasıyla bir devlet kuruluÅŸunun ele geçirilip Cemaat tarafına dahil edilmesi; Cemaat hanesine geçirilmesi operasyonuydu. Ama ölçünün kaçırılması, haddin aşılmasıyla bu belli oranda durduruldu. Sadece durduruldu... Cemaat önlenmiÅŸ sanıldı ama Cemaat daha büyük bir iÅŸe kalkıştı. Artık yapılanlara daha büyük karşılık vermeye, etrafta destek veren küçük güçlere deÄŸil direkt hedefe yönelerek iktidarı kalbinden vurmaya hazırlandı. Ve hükümeti devirmeye yönelik ciddi hazırlıklar yapıldı. İşte Cemaat’in en büyük silahı, yargının aslında varabileceÄŸi son nokta, 17 Aralık’tı. [41]
​
… aslında görünmeyen bu büyük gücün elinde olduÄŸunu, Türkiye’nin gerçek gücünün kendisi olduÄŸunu herkese hissettirdi. Bunu özellikle iktidarla, mahkemelerle, yargıyla iÅŸi olan Türkiye’deki büyük güçler; basın, holdingler, iÅŸ dünyası gördü ve hepsi bir anda Cemaat’e doÄŸru yöneldi. “Yarın benim de bir iÅŸim düÅŸebilir” mantığıyla, Cemaat ikinci otorite oldu.[42]
​
Aslında Cemaat, paralel devlet, belki ikinci devlet ya da farklı adlarla anılsa da ikinci bir otorite, ikinci bir güçtü. Kendi söylemlerindeki gibi “hakimiyetin ÅŸenni müdahaleyi reddeder.” Yani bir tek hakim olabilir, aynı anda iki hakim olmaz. Ama onlar aynı anda iki hakim oldular, bir süre birlikte yürüdüler. En sonunda o kurala uyup tek hakimin kendileri olması gerektiÄŸine, ikinci hakim görünen hükümeti yok etmek gerektiÄŸine karar verdiler. [43]
​
Mahir Kaynak ile 7 Åžubat’ın yıldönümünde (7 Åžubat 2014) Yapılan Röportaj:[44]
-
Çözüm Süreci ile 7 Åžubat Operasyonunun bir iliÅŸkisi var mı?
-
Var tabi. Hakan Fidanın MİT’in başına geçmesiyle çözüm sürecinde mesafe alındı.
-
-
Sizce Gülen Cemaati ile Hakan Fidan arasındaki mesele nedir? Cemaat Medyası ilk günden bu yana Hakan Fidana karşı tavırlı. Bunu neye baÄŸlıyorsunuz?
-
Buna ÅŸaşırmamak lazım. Çünkü Cemaat bir dini hareket deÄŸil siyasi bir harekete dönüÅŸtü. Siyasi harekete dönüÅŸünce onun MİT tarafından takip edilmesi doÄŸal hale gelir. Hakan Fidan da onları takip edecektir. Cemaat bunu anladı ve Hakan Fidan’dan rahatsız oldu. Onun için Cemaat, Hakan Fidanı tasfiye etmek istedi. Cemaat ‘MİT eskisi gibi irticaya baksın, cami etrafında birkaç kiÅŸi bulsun, irticanın bizimle ilgisi yok, onlarla uÄŸraÅŸsın dedi. Ancak MİT’in yeni yapısı eski Türkiye’yi andıran bir istihbarat anlayışına izin vermiyordu. Cemaat bu yüzden ilk günden bu yana Hakan Fidana alerji duyuyor.
-
-
Sizce 7 Şubat Operasyonu ile 17 Aralık Darbesi arasında bir bağlantı var mı?
-
7 Åžubat ile 17 Aralık Operasyonları aslında kardeÅŸ darbelerdir. İkisi aynıdır. Bir yanda MİT’in yeniden dizayn edilmesini önlemek ve Hakan Fidanı tasfiye etmek istediler. DiÄŸer taraftan Türkiye’de ‘Yolsuzluk’ adlı bir oyun oynadılar. 7 Åžubat’ta 'Vatan HainliÄŸi’, 17 Aralık’ta ‘Yolsuzluk’ maskesi ile yargı operasyonu yapıldı. Sürekli yolsuzluktan bahsediyorlar. Bende onlara ÅŸunu sordum: Bunların hepsi aynı anda mı oluÅŸtu? ÇeÅŸitli zamanlarda olan olayları, neden o zaman takip etmediniz de bir bütün haline getirerek bugün sahneye koydunuz. Amaç açıkça iktidarı zayıflatmaktır.
-
-
Fethullah Gülen Hocanın ABD ile ne iliÅŸkisi var?
-
Fethullah Gülen Hoca ABD’ye giderken bir yazı yazdım. Yazının ismi ‘Av Partisi’ idi. GeçmiÅŸte avlanmak isteyen asilzadelere karşı avlar gürültülerle önlerine sürülür. Burada da öyle oldu galiba, dedim. Fethullah Gülen Hocanın ABD ile ne iliÅŸkisi var? Onu gönderen de Çevik Bir. Burada problem çözülmeliydi. ABD’ye gidince Fethullah Gülen sorununun büyüyeceÄŸi düÅŸünülmeliydi. Ben eskiden beri böyle bir çatışma olacağım tahmin ediyordum. Åžöyle bir tarif yaptım: Dünya üzerindeki büyük mücadelenin mey¬dan muharebesi Türkiye’de yapılacaktır. Bu çok açık bir Meydan Muharebesi’dir. Kim kazanırsa dengeler o yönde deÄŸiÅŸecektir. Bu savaÅŸta Gülen Cemaatini destekleyen küresel güçler, bu nedenle Tayyip Beyi tasfiye etmek istiyorlar.
-
-
Gülen Cemaatinin küresel baÄŸlantılarından bahsettiniz. Bunu biraz açar mısınız?
-
Gülen Cemaati dünya çapında bir organizasyondur. Buna bir renk vermek lazımdır. ABD kendi rengini veremeyeceÄŸi için İslam rengini verdi. Cemaatin hangi dünya gücü tarafından desteklendiÄŸini çözmek lazım... Kendi başına bütün bu iÅŸleri yapmasına imkân yok. Ben ÅŸöyle düÅŸünüyorum. Dünya üzerindeki çatışma ulus devletlerle küresel sermaye arasındadır. Hatta 11 Eylül’de uçaklar düÅŸtüÄŸü zaman televizyonda da bunu söyledim; ‘Bu savaÅŸ baÅŸlamıştır’ dedim. Cemaatin küresel sermaye tarafından desteklendiÄŸini düÅŸünüyorum. Onun için tasfiyesi kolay deÄŸil, öteki tarafta Obama’nın temsil ettiÄŸi, Putin’in temsil ettiÄŸi daha sonra da ErdoÄŸan’ın eklendiÄŸi ulus devletler var. Åžimdi bu iki cephe savaşıyor.
-
-
Sizce bu savaÅŸta bir uzlaÅŸma olur mu? İktidarın geri adım atma ihtimali olabileceÄŸini düÅŸünüyor musunuz?
-
Aslında çözüm olur ama ben bunun olabileceÄŸini zannetmiyorum. Sonuna kadar mücadele edecekler. Halk baÅŸarı kazananı reddetmez. BaÅŸbakan dindar deÄŸil mi? Halk, Cemaatin dindar bir BaÅŸbakan tarafından tasfiye edilmesinden rahatsızlık duymaz. Ben bu savaÅŸta iktidarı baÅŸarıya daha yakın görüyorum. Ancak iktidar birtakım siyasi güçlerle birleÅŸmek durumunda... CHP, Cemaat kanadına geçmiÅŸ gibi görünüyor. Åžu anda istikameti belli olmayan MHP’dir. O da yerini tayin etse Türkiye’de hangi tarafın güçlü olduÄŸunu söyleyebiliriz.
-
-
Çözüm öneriniz var mı?
-
Çözüm önerim ÅŸu: Cemaat ÅŸimdi dünya ölçeÄŸindeki küresel bir hareketin siyasi simgesi haline geldi. Bundan kurtulmalıdır. Sadece Türkiye’yi düÅŸünmelidir. Küresel sermayecilerle aynı politikayı izliyor. Gelsin Türkiye’yi ulus devlet olarak kurtarmaya çalışsın. Çevremizle ilgili iliÅŸki kuralım. Benim Gülen Cemaatine bu krizden çıkış önerim budur.”
-
​
ErdoÄŸan’ın Gülen’i Daveti
Hüseyin Gülerce:
Benim Gülenin sulh istemediÄŸine dair ilk ÅŸüphem, Türkçe olimpiyatında Gülen’i Türkiye’ye davet etmesi karşısında Gülenin kayıtsızlığında oldu.[45]
​
14 Haziran 2012’de İstanbul’da Türk Telekom Arenada 10. Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreni vardı. BaÅŸbakan ErdoÄŸan törene davet edilmiÅŸ, ancak katılıp katılmayacağı kesinleÅŸmemiÅŸti. Sayın ErdoÄŸan törene eÅŸi Emine ErdoÄŸan ile birlikte katıldı, stada geliÅŸi ile birlikte uzun süre ayakta alkışlandı. ErdoÄŸan’a Türk diline katkılarından dolayı 10. Yıl Özel Ödülü verildi. Kürsüye gelen ErdoÄŸan, alkıştan stadın yıkılacağı ÅŸu konuÅŸmayı yaptı:[46]
​
“Gurbet, hasrettir. Hasretin bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz gurbette olup ÅŸu vatan topraklarının hasreti içinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten anlamım yükleniyor. Onun için de biz garipliÄŸe tahammül Diyoruz ki bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. “[47]
Dipnotlar:
[1]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[2]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[3]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[4]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[5]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[6]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[7]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[8]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[9]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[10]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[11]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[12]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[13]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[14]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[15]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[16]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[17]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[18]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[19]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[20]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[21]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[22]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[23]Kripto. Åžamil Tayyar. Elips Kitap:2015
[24]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[25]Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda. Ahmet Şık. Postacı:2014
[26]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[27]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[28]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[29]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[30]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[31]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[32]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[33]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[34]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[35]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[36]100 Soruda ErdoÄŸan-Gülen Savaşı. RuÅŸen Çakır. Metis: 2014
[37]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[38]Paralel Hat. İhsan TaÅŸçı. Kırmızkedi: 2014
[39]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[40]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[41]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[42]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[43]Cemaat'in İflası. Hanefi Avcı. Tekin: 2015
[44]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[45]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[46]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
[47]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016
