İsrail İle İlişkilerin Kopması

Davos’ta Kriz: One Minute!

“Alçak Koltuk” Krizi

Şamil Tayyar:

…soruların cevabı aranırken İsrail’den Türkiye halkının asla kabul edemeyeceği sembolik bir hakaret daha geldi. Artık Türkiye- İsrail ilişkileri kontrol edilemez bir noktaya doğru sürükleniyordu.[1]

İki ülke arasındaki gerilim, filmlere, dizilere bile konu olmaya başladı. 10 yılı aşkın süredir izlenme rekorları kıran “Kurtlar Vadisi” dizisi işlediği bir tema yüzünden ilişkilerin odağına oturdu. Dizinin bir bölümünde MOSSAD ajanları bebek hırsızı olarak işlendi. Bu durumu protesto etmek istediğini söyleyen İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Danny Ayalon, 12 Ocak 2010 günü Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u, tepkisini iletmek için İsrail Parlamentosu Knesset’e çağırdı. Ancak mesajını da kameralara verdi:[2]

"Bizim yüksek, onun daha alçak bir koltukta oturduğuna, masada yalnızca İsrail bayrağı bulunduğuna ve bizim gülümsemediğimize dikkatinizi çekerim.”[3]

Büyükelçi Çelikkol, İbranice kurulan bu cümleden bir şey anlamadığı için basın önünde yapılan şovu tebessümle izledi. Zaten kıyamet de ertesi gün koptu.[4]

Büyükelçi, cumhurbaşkanı adına Türkiye Cumhuriyetinin şahsı manevisini temsil eden en üst düzey memurdu. Ona yapılan hakaret Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış demekti. Tepkiler üzerine ortamı yumuşatması beklenen İsrail Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye İsrail’e ahlak dersi verecek son ülke!” açıklamasıyla yangına benzinle gitmeyi yeğledi, tansiyonu tırmandırdı. Bölge, Davos sonrası yeni sosyolojik ve siyasi tektonik hareketlere gebeydi.[5]

Davos’ta Kriz

Şamil Tayyar:

Davos, Dünya Ekonomik Forumu tarihinin en ilgi çekici toplantılarından biri, Türkiye ve İsrail ilişkilerinin gergin bir atmosferde seyrettiği 29 Ocak 2009 gecesi gerçekleşti. Onun için Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in katılacakları açık oturumda liderlerin öncelikleri, beklentileri ve çözüm önerileri günlerdir merakla bekleniyordu. Kimilerine göre iki ülke ilişkilerinin normale dönmesi için bu toplantı bir fırsat olabilirdi.[6]

Beklenenin aksine, Türkiye-İsrail arasında gerilen iplerin koptuğu bir gece oldu… toplantıda, Şimon Peres’in Filistin’e yönelik saldırılarını mazur gösteren konuşmalar yapması üzerine, Başbakan Erdoğan, “one minute" diyerek söz aldı: "Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur. (Oturum yöneticisine dönerek) Benim için bundan böyle, Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem!”[7]

“Zaman’la daha iyi anlaşıldı ki 29 Ocak 2009 tarihli Davos çıkışı, sadece Türkiye ve İsrail ilişkileri açısından değil, küresel ilişkilerin ve iç politikanın tanzimi için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.[8]

Hüseyin Gülerce:

Süleyman Demirel, “One Minute olayından sonra İsrail ve Yahudi lobisinin bu olayı bir kenara not edeceğini, unutmayacağını ima ederek, “Bunun bir faturası olur. Nereden çıktığı da belli olmaz, gelir bir gün karşınıza..." demişti.  [9]

Hakan Fidan Tepkisi

Mavi Marmara Operasyonu ve İskenderun baskınından kısa süre önce Hakan Fidan’ın 27 Mayıs 2010’da MİT’e müsteşar olarak atanması da İsrail’i çok tedirgin etmişti. Pek alışık olunmadık biçimde İsrail'de Fidan’a yönelik karalama kampanyası başlatıldı.[10]

7 Haziran 2010 tarihli İsrail “Haaretz” gazetesi, Türkiye’nin İsrail’le gerginleşen ilişkilerinin faturasını Fidan’a çıkardı. Mavi Marmara olayının müsebbibi olarak Fidan’ı göstererek onu İran yanlısı olmakla suçladı.[11]

Mavi Marmara Baskını

Mavi Marmara Gemisi Neden Bu Kadar Büyük Problem Oldu?

Şamil Tayyar:

İsrail ne pahasına olursa olsun yardım gönüllülerinin Gazze’ye ulaşmasını istemiyordu. Ambargo delinirse İsrail'in zamana yaydığı Gazze’yi insansızlaştırma projesi sonuçsuz kalabilirdi. Bu girişim, dünyadaki diğer yardım gönüllülerini de cesaretlendirebilirdi.[12]

En az bunun kadar önemli bir gerekçe daha vardı; doğal gaz ve petrol havzası Doğu Akdeniz’deki egemenlik iddiaları boşa çıkabilirdi. İsrail’in kendi karasularına 75 mil kala uluslararası sularda komandolarla gemi baskını düzenlemesinin sebebi, sadece Gazze ambargosunu deldirmeme niyeti değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı egemenlik havzasını koruma kaygısıdır.[13]

Lübnan’ın 40 yılı aşkın süredir huzur bulmaması, Suriye’deki iç çatışma ve Mısır’da Mursi yönetiminin darbeyle devrilmesi, Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşım hesabının bir parçasıdır.[14]

Uzmanların tespitlerine göre; sadece Akdeniz'in İsrail, Kıbrıs ve Mısır arasındaki bölümünde 10 trilyon metreküp doğal gaz ve 8 milyar varil petrol var. Akdeniz’in doğusuna doğru açıldıkça doğal gaz rezervi 13 trilyon metreküpe çıkmaktadır.[15]

İsrail, Kıbrıs, Lübnan ve Suriye arasındaki bölgede 2 milyon 450 bin metreküp doğal gaz ve yaklaşık 1 milyar 700 milyon varil petrol bulunmaktadır. Delta havzasındaki 7 trilyon metreküp doğal gaz ve 1 milyar 800 milyon varil petrol rezervini de buna ekleyelim.[16]

Ayrıca Akdeniz’de toplam değeri 3 trilyon dolar (60 milyar varil petrole eş değer) hidrokarbon rezervi var.[17]

Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri, Gazze sorununun çözümü önünde ciddi bir engeldir. Akdeniz sularında yeni ortaklar istemeyen İsrail, emrivakilerle egemenlik sahasını genişletme derdindedir.[18]

Yaşanan Olayların Özeti

Şamil Tayyar:

İsrail komandoları, 31 Mayıs 2010 gecesi savaş helikopterleri ve çıkartma gemileri ile Mavi Marmara gemisine baskın düzenledi. Baskında 9 yardım gönüllüsü şehit edilirken, 63 yardım gönüllüsü yaralandı.[19]

İsrail komandolarının saldırıyı gerçekleştirdikleri gece PKK da İskenderun’da Deniz Üs Komutanlığına bağlı İkmal Destek Komutanlığına düzenledikleri roketli saldırıyla 6 askerimizi şehit edip 9 askerimizi yaraladılar.[20]

Türkiye 1 Haziran 2010 sabahına büyük bir kâbusla uyandı.[21]

Hiç kuşkusuz, PKK’nın İsrail’le eş zamanlı olarak eylem sahası olmayan Akdeniz’in bir ucundaki İskenderun’da roketli saldırıya kalkışması, İsrail gizli servisinin PKK’yı harekete geçirme kabiliyetinin somut kanıtıdır.[22]

İsrail, Akdeniz’deki uluslararası sularda katliama girişirken Türkiye’yi PKK terörüyle karşı karşıya bırakmayı, iç kamuoyunda hükümet karşı tepkileri köpürtmeyi ve kendine yönelik baskıyı azaltmayı planlıyordu.[23]

İsrail ile Gerilen İlişkilerin Cemaat-AK Parti İlişkilerine Yansıması

Şamil Tayyar:

Davos sonrası Türkiye ve İsrail ilişkilerinin bu seyri, özellikle Ergenekon ve Balyoz sürecinde güçlenen AK Parti ve Cemaat ilişkisini olumsuz etkiledi.[24]

İç içe geçmiş olaylar zincirinde Cemaat, 31 Mayıs 2010'da yaşanan Mavi Marmara katliamında ilk kez AK Parti iktidarıyla ters düştü. Daha doğrusu hükümete yönelik siyasi eleştirilerini ilk kez birinci ağızdan yüksek sesle dile getirdi.[25]

Mavi Marmara vakası, AK Parti-Cemaat ilişkilerinde bir yerde ‘turnusol kâğıdı” vazifesini gördü. Cemaat yönetiminin uluslararası vesayet sisteminin parçası olduğu tezi, bu tarihten sonra daha çok taraftar bulmaya başladı.[26]

Şamil Tayyar:

Gündemi meşgul eden her konuda “sohbet” adı altında kamuoyuna mesajlar veren ve bu mesajları Cemaat’in TV, radyo ve gazetelerinde yayımlanan Fethullah Gülen, ilk günler sessiz kalmayı yeğledi. Asıl şok, aradan 4 gün geçtikten sonra Gülen’in 4 Haziran 2010 tarihli Amerikan “Wall Street Journal” gazetesinde yayımlanan demeciyle yaşandı.[27]

Katliama tepki vermesi beklenen Gülen, Gazze’ye yardım götüren organizatörlerin İsrail’in onayı olmadan hareket etmelerini, otoriteye başkaldırı olarak değerlendiriyordu. İsrail ile uzlaşma yolunu seçmemenin faydalı sonuçlar doğurmayacağını söyleyen Gülen, Cemaat’in yardım kuruluşlarından Kimse Yok Mu yardımlaşma derneği tarafından Gazze’ye götürülmek istenen yardım için de İsrail’den izin almaları gerektiğini anlatıyordu.[28]

 

Dipnotlar

[1]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[2]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[3]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[4]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[5]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[6]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[7]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[8]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[9]Kirli Hesaplar Çarşısı. Hüseyin Gülerce. Kahverengi:2016

[10]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[11]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[12]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[13]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[14]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[15]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[16]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[17]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[18]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[19]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[20]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[21]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[22]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[23]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[24]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[25]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[26]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[27]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

[28]Kripto. Şamil Tayyar. Elips Kitap:2015

Kültür Sayfası