90'ların 2. yarısı: 28 Şubat Süreci

28 Şubat döneminde cemaatin durumunu, kronoloji içinde değerlendirmek daha anlaşılır olacak. F.Gülen’in kendisini bir dini liderden bir kanaat önderine, yapıyı da bir cemaat yapısından bir sosyal harekete dönüştürme çabalarının ipuçları rahatlıkla görülebilir.

Belki bunlar, tek başına okunduğunda fazla bir anlam ifade etmeyebilir. Ama söz konusu faaliyetler devam ederken, 28 Şubat sürecinin tüm ipuçlarının 1996 yılında görülmeye başladığını, 1997 yılında da postmodern de olsa darbe dönemi yaşandığı gözden uzak tutulmamalıdır.

Bir kere daha tekrarlayalım: İnsanların ve grupların davranışları, bulundukları ortamdan bağımsız olarak ele alındıklarında sağlıklı olarak değerlendirilemezler.

1996

1996 Yılı Dökümü[1]
  • 1995 Hoşgörü Ödülleri Dağıtım Törenine katıl­dı. Bu törende komünistten, kapitaliste, Atatürkçüden, sosyaliste, Yahudi’den Ermeni’ye kadar hemen her kesime ödüller dağıtıldı.

  • Moon tarikatının Türkiye temsilcisi olduğu iddia edilen Kasım Gülek’in cenaze namazını kıldırdı. Gülek ile Gülen çok iyi dosttular.

  • Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Ankara’da ikinci iftar yemeğini Hilton Otelinde verdi. Bu iftara da hemen her kesimden insanlar katıldı ve Gülen’e övgüler dizdiler.

  • Aydın Menderes’e geçmiş olsun ziyaretinde bulun­du.

  • Yıllarca Türkiye’de fesat yuvası olarak lanse ettiği Fener Rum Patriği Bartholomeos’la bir görüşme gerçekleştir­di. Gülen diyalog ve hoşgörü faaliyetleri çerçevesinde Fener Rum patriği olan ve kendisini Ekümenik olarak tanıtmak için çabalayan Patrik Bartholomeos ile her meselede çok iyi anlaştıklarını açıkladı.

  • Aydın Menderes’i ABD’de ziyaret etti. Eskilerde sık sık yıkılacağından, batıp gideceğinden dem vurduğu ABD’yi adeta suyolu etmişti. Bu kez de Aydın Menderes’i bahane ederek ABD’ye gitti. Bu ziyaretlerde birçok Yahudi örgütü ile gö­rüştüğü söylendi.

  • Aktüel Para dergisiyle eğitim üzerine röportaj yaptı.

  • Mesut Yılmazla yaptığı telefon görüşmesiyle il­gili basın açıklaması yayınladı. Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde, ‘sürpriz diyalog’ ve ‘Fetullah Hoca ile sürpriz görüşme’ başlıkları ile yayınlanan haberler üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

  • Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 3. Kuruluş Yılında “Mutlu Yarınlar İçin El Ele” toplantısında konuştu. Bu toplantıda Atatürkçü, laik kimliği ile tanınan Toktamış Ateş ile elele poz verdi.

  • Bulgar Trud Gazetesine Balkanlar ve Türkiye üze­rine görüştü.

  • Asya Finansın açılış törenine katıldı.

  • Bulgaristan’dan Varna Televizyonuna mülakat verdi.

  • 8 Kasım 1996 Cuma akşamı gaze­tecilere yemek verdi ve onların değişik alanlardaki sorularını cevaplandırdı. Siyasetten uzak duruyorum demesine rağmen hükümeti eleştirmekten çekinmedi.

 

1997

1997 Yılı Dökümü[2]
  • Kanal D’de Tuncay Özkan’a adının Susurluk Lis­tesine karıştırılması ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bu dönemde 58 kişilik Susurluk listesine 59. kişi olarak Gülen’in adı eklenmiş­ti. Gülen ve cemaati bu eklemenin Erbakan tarafından eklendiği propagandasını yaptı. Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın Gülen ile bağı olduğu ve özellikle Gülen cemaatine mensup yurt dı­şında iş yapan iş adamlarının paralarının Türkiye’ye meşru olmayan yollarla transferinde Çatlı’nın rol oynadığı iddia edildi.

  • Samanyolu Televizyonu’nda yayınlanan Haber Kritik programına konuk oldu. Canlı olarak yayınlanan program­da Dr. Osman Özsoy ve Prof. Dr. Mim Kemal Ökenin sorularını cevaplandırdı.

  • Alparslan Türkeş’in Cenaze namazına katıldı.  

  • Askeri Şura Kararları üzerine kendisine isnat edi­len konularda basın açıklaması yaptı.  

  • Türkiye’deki siyasi gelişmeler üzerine Time dergisi­nin sorularını cevapladı.

  • Sağlık Problemlerini öne sürerek ederek ABD’ye gitti.

  • Sağlık problemleri dolayısıyla Amerika’da bulunan Gülen, Türkiye’de yaşanan, 28 Şubat süreci, hükümet değişikliği, 8 yıllık eğitim ve İmam Hatipler gibi birçok siyasi ve sosyal olayı ABD’deki Türk gazetecilere değerlendirdi. Bu değerlendirmelerde İHL’lerin kapatılması gerektiğini, Kur’an kursları hakkında alınan kapatılma kararlarında 28 Şubat zihniyetinin haklı olduğunu ve 8 yıllık eğitimi destekledi.  

  • Zamandan Ali Aslan’ın “Batı ve Milliyetçilik” üze­rine sorularını cevapladı. Gülen’in Amerika’daki mülakatının bir bölümü Mustafa Kemal Atatürk ve Batılılaşma üzerine oldu. Mus­tafa Kemal’in askeri ve siyasi bir dahi olduğunu ve kendisinin asla Atatürk’e söz söyletmeyeceğini açıkladı.

  • Gülen, New York’ta Katoliklerin önde gelen lider­lerinden Kardinal John O’Connor’la görüştü.

  • ABD’den Türkiye’ye döndü.

  • Vatikan’ın İstanbul temsilcisi monsenyör Marovitch, Kadim Süryani Katolik Cemaati Metropoliti Yusuf Çe­tin, Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ ve Kadim Süryani Ce­maati Piskoposu Samuel Akdemir, Gülen’i ziyaret etti. Bu ziyaretler tam bir dostluk havası içinde geçti.

  • Yüksek Askeri Şura Kararlan ile ilgili kendisine isnat edilen hususlar konusunda bir basın açıklaması yaptı. Bu dönemde derin devlet ve özellikle MGK toplantılarında Gülen’in as­ker ve polis içerisinde örgütlendiğini iddia ediyorlardı. Gülen bu dönemde MGK Genel sekreteri Çevik Bir’e bir mektup göndererek okulları şereflendirmesini istedi. Çevik Bir’in Gülen’i bitirmek için kurulan BÇG’nun beyni olduğunu bilmesine rağmen onun okullara şeref vermeye çağrılması cemaat içinde bile tepkilere sebep oldu. Gülen mektubunda gerekirse okulların devlete devredebileceğim bile söyledi.

  • Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın düzenlediği Ulu­sal Uzlaşma Gecesine katıldı. Bu gecede de yine hemen her kesi­me ödüller verildi. Komünistten, kapitaliste, masondan Yahudi’ye, Hıristiyan’dan liberaliste, Yeşilçam artistlerinden türkücü ve şarkı­cılara kadar ödül alan herkes Gülen’i öve öve bitiremediler.

 

Dış Destek Arayışı: Gülen Hareketi Mecburen Uluslararası Bir Hareket Haline Geliyor

F.Gülen, Anjiyo için ABD’ye gittiğinde en etkili Musevi örgütlerinden olan ADL ile görüştü. Bu görüşmeden sonra ADL başkanı Foxman, Fethullah Gülen ile görüştürmek için Kardinal O'Conner'dan randevu aldı. 19 Eylül 1997’de Fethullah Gülen Papa 2. John Paul'un sağ kolu olarak bilinen ve gerek Amerikan yönetimi, gerekse Birleşmiş Milletler'de büyük nüfuza sahip olan Kardinal O'Connor ile görüştü.

28 Şubat Döneminde Başörtüsü Beyanatı

Gülen'in Hürriyet gazetesine verdiği bir röportajında tekrarladığı, "Bazıları da başlarını kapatıyorlar. Türban demeye başladılar. O mevzuda da ben şahsen düşüncelerimi ifade ettim. Başını açarsa bir insan kâfir olmaz. Bu, fûruata ait bir meseledir. Amentünün şartlan gibi değildir. İslâm’ın esaslarını kabul etmeme gibi bir şey değildir. Belki en kritik bir dönemde sinirlerin çok yükseldiği, asabın bozul­duğu bir dönemde yatıştırıcı gibi oldu kanaatindeyim” şeklindeki sözleri, ilahiyatçılar tarafından bile büyük eleştirilere uğradı. [3]

 

28 Şubat Sürecinde Süleyman Demirel’in Tutumunu Eleştirisi

Süleyman Demirel'in 1993 yılında başlayan cumhurbaşkanlığı dönemi, cemaat açısından rahat faaliyet gösterilen bir dönemdi. Ancak askerlerin rahatsızlığı vardı. Fethullah Gülen o günleri ve üzüntüsünü şöyle anlatıyordu: [4]

"O dönemde birçok kişi geçmişiyle tenakuza düşen bir tavır sergiledi. Demirel, bizim okullar için zamanında 30 tane imzasız açık mektup verdi. Özal'ın başlattığı devlet geleneğini sürdürdü. Ama sonra bizi üzen bir beyanatı oldu, Kurtul Altuğ'la konuşmasında 'devlet için tehlikeli' dedi. İnsan üzülüyor tabii. Daha sonra telefonla konuştuk, sesi sopsoğuktu. Belki bilemedi gerçekleri. Bu iş bitti diye inandırdılar onu. Aynı şeyi Cindoruk da yaptı. Geçmişte, 2000'lerin başında bizim avukatlığımızı istedi. Herhalde vermeyince böyle oldu. Ama ben yine de kimseye kırgın değilim." [5]

28 Şubat Sürecinde Erbakan’a Karşı Tutumu

Kanal D’ de Yalçın Doğan’ın sorularını cevaplandır­dı. Bu sohbette Ecevit’e kalbinin ısındığını söylerken, Erbakan’dan adını bile vermeyip “O adam” şeklinde bahsederek kalbinin ısın­madığını açıkladı. Başbakan Erbakan’ın istifa etmesi gerektiğini de söyledi. Hatta bu konuşmada 28 Şubat’ı kotarmak isteyenlere Erbakan ve mensuplarını hedef göstererek, eğer sistemin birilerini yemesi gerekiyorsa bunların yenilmesi gerektiğini açıkladı. Bunun üzerine birçok tenkit geldi. Özellikle Erbakan ve cemaati Gülene yönelik ağır eleştirilerde bulundu. [6]

Ahmet Keleş:

Erbakan’ı üstün başarısı nedeniyle zaten kendisine rakip gören ve yarış pistinden bir an önce diskalifiye edilmesini isteyen Hocaefendi için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. Beşinci kat meclis toplantısındayız. Erbakan hoca hakkında atıp tuttu. “Bu adamlar mı İslam’ı temsil edecek” diye hafife alıp aşağılıyordu. Hatta bir ara öyle galeyana geldi ki; “Eğer İslam’ı bunlar temsil edecek ise yerin dibine batsın o İslam” diyordu. Kararını verdi. “Hükümet düşecek herkes görevini yapsın” dedi. Gazete ve televizyon hükümet aleyhine çalışacak. Belde imamları da başta askeri erkân olmak üzere devlet adamlarını ziyaret edecek ve bizim bu Milli Görüşçüler’le alakamızın olmadığı, bizim onlardan farklı Müslüman olduğumuz anlatılacak, Refah Partisi’nin ilgası için bize ne görev verilirse yapmaya hazır olduğumuz söyleyecekti… [7]

Yine aynı yerde toplantıdayız. Hükümet direniyor. Elinde Zaman gazetesiyle geldi ve “Bir hükümeti düşüremeyen bu gazete yerin dibine batsın çıkarmayın daha iyi” dedi. [8]

Bu arada şunu hatırlamadan geçemem. Hani gündeme bomba gibi düşen “Beddua” var ya, Hocanın bedduası yeni değil, ilk defa yapıyorum demesine da bakmayın, zira ekseriya beddua eder. Ben Bandırma’da Ramazan himmeti toplantısında konuşuyorum. Gecenin geç vaktinde İstanbul esnafından ileri gelenler de gelmişlerdi onlarla sohbet ediyoruz. İçlerinden biri dedi ki, “hocam size bir müjdem var. Dün gece teheccüd vaktinde hacet namazı kıldık. Hocaefendi Erbakan’a öyle bir beddua etti ki, yerler gözyaşından ıslandı. Duadan sonra hocaefendi elini yüzüne sürerken dedi ki, hadi size müjde bir haftaya kalmaz Erbakan’a Fatiha okuruz.” Bunu bana müjde diye söylüyordu. [9]

Cemaatte Strateji Değişikliği

Gülen ve takipçilerinin emniyet ve yargıda güçlenmesi, cemaatin öncelikler hiyerarşisini ve gelişim stratejisini radikal bir değişikliğe uğrattı. Sivil alandaki gücüyle toplumu ve siyaseti dönüştürmeye yönelik uzun vadeli stratejiyi terk edip siyasal mühendislik faaliyetleriyle siyaset ve iktidarı manipüle eden bir strateji benimsedi. [10]

1998

1998 Yılı Dökümü[11]
  • 32. Gün Programında Mehmet Ali Birand Gülen’in hayatını, düşüncesini ve okullarını ekrana getirildi. Bu bir nevi pro­paganda idi. M. Ali Birand gibi birinin Gülen’i öven bir program yapması kafaları karıştırdı. Bu programın ABD’nin istekleri doğrul­tusunda yapıldığı iddiaları gazete sayfalarını süsledi.

  • Alarko Holding’in, Hilton Oteli’ndeki iftar yeme­ğine katıldı.  

  • Papa II. John Paul, Ramazan Bayramı dolayısıyla kendisine bir mesaj yolladı.

  • Vatikan’a gitmeden Başbakan Ecevit’le görüştü ve ona Vatikan ziyareti ile ilgili bilgiler verdi.

  • Vatikan’da Papa II. John Paul ile görüştü.

  • Ortadoğu Barışı İçin Dünya Kiliseler Birliği (CMEP) üç kişilik bir heyetle, Gülen’e barış adına bir ziya­rette bulundu.

  • İsrail’in Sefarat Hahambaşı Eliyahu Bakhsi Doron ile görüştü.

  • NTV’ de Cengiz Çandar ve Taha Akyol’un lâiklik, siyasi İslâm, Papa görüşmesi, Cumhuriyet ve Atatürk başta olmak üzere birçok soruyu cevapladı. Bu görüşmede de en büyük Atatürk­çünün kendisi olduğunu açıkladı.

  • Semavi Dinler Toplantısına katıldı. Bu toplantılar­da İbrahim’i dinler gibi kavramları gündeme getirdi.

  • İstanbul’da Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı Heyetini kabul etti. Gülen gibi bir hocanın dünyayı yönettiği söylenen Yahudi teşkilatları ile neler görüştüğü kamuoyunda hep merak edildi.

  • Milliyet’ten Özcan Ercan’ın gündemle ilgili sorula­rına cevap verdi.

  • Türk Ocakları’ndan ödül aldı.

  • Ehl-i Beyt Kurultayına mesaj gönderdi.

  • İtalyan Gazetecilerle Papa görüşmesi üzerine rö­portaj yaptı. Röportajda ağırlıklı olarak dinler arası diyalog ve Papa görüşmesi üzerinde duruldu.

  • Radikal’den Avni Özgürel’e, irtica, şeriat ve başör­tüsü hakkında Avni Özgürel’in sorularını cevaplandırdı.

  • Semavi dinlerin önde gelenleri Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda diyalog için bir araya geldi.

 

Dış Destek Arayışları Devam Ediyor: Papa İle Görüşme

Vatikan’da Papa II. John Paul ile görüştü. İşin il­ginç yanı birçok devlet başkanı Papa ile görüşebilmek için birkaç sene beklerken Gülen’in hemen görüşmesi farklı yorumlara sebep oldu. Bu görüşmenin bizzat CIA tarafından organize edildiği yazıldı. Hatta Papa ile görüşmenin sebeplerinin başında Gülen’in Türkiye içerisinde askerler tarafından baskı altında tutulması gösterildi. Bu görüşme Gülen’in 28 Şubatçı generallere attığı bir gol olarak da yo­rumlandı. Bu görüşme cemaat içerisinde ise çok farklı bir yoruma uğradı. Cemaat fertleri “Askerin şerrinden Papanın şefaatine sığın­dıklarını” söylediler. [12]

Papa görüşmesi ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Gülen’in Papa ile görüşmesi ve ona zillet içeren bir mektup verme­si Türkiye’deki Müslüman gruplar arasında adeta infial meydana getirdi. Gülen mektubunda Papalığın açmış olduğu dinler arası di­yalog misyonunun bir parçası olmaya geldikleri yazıldı. Dünya Müslümanlarını papaya şikâyet eden Gülen her kesimden tepki gördü. [13]

1999

1999 Yılı Dökümü[14]
  • Aktüel’den Necdet Açan’la Eğitim ve İrtica üzeri­ne röportaj yaptı. Bu röportajda uzun süredir sessiz kalışı, okullar ve irtica ile ilgili ileri sürülen iddialara ilişkin verdiği cevaplar yer aldı.

  • Barış Manço’nun cenaze namazına katıldı ve Onun İçin “Bu Toprağın Sesiydi” değerlendirmesini yaptı.

  • 21 Mart Pazar günü hastalığı öne sürerek ederek yeni­den ABD ye gitti.

  • ATV’ de Gülen’e ait bazı görüntüleri içiren kaset­ler yayınlandı. Bu kasetlerde Gülen cemaatine mensup adliye teşki­latı içerisinde örgütlenmiş hâkim ve savcılara neler yapmalarını ve nasıl davranmalarını anlatıyordu. Gülen bu kasetlerin montaj oldu­ğunu iddia eden açıklamalar yaptı. Bu olaydan sonra Gülen hak­kında Ankara DGM savcısı Nuh Mete Yüksel soruşturma başlattı.

  • Yayınlanan kasetlerle ilgili olarak Show TV’de Reha Muhtar’ın sorularını cevapladı. Reha Muhtar adeta Güleni sorguya çekmişti. Gülen bu konuşmasında da sıkı bir Atatürkçü ol­duğunu beyan etmişti.

 

Yayınlanan Kasetler ve Soruşturma Başlatılması

28 Şubat süreci, kasetler, derken, Türkiye'de zor günler geçiren Fethullah Gülen 1998 yılında şeker hastalığı tedavisi gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Ancak polisin Fethullah Gülen ve grubuna yönelik araştırma ve iddialarının ardı arkası kesilmiyordu. 1999 yılı geldiğinde polis, Fethullah Gülen ve hareketini yeniden takip altına aldı. Bu gelişmeleri yine Ergenekon belgeleri arasında görmek mümkün.[15]

O dönemde ortaya çıkan bir kaset kafaları ve ortalığı çok karıştırdı. Diyalog ve hoşgörü temalı Fethullah Gülen Hareketi'nin başındaki isim devleti ele geçirmekten söz ediyordu. [16]

ATV’ de Gülen’e ait bazı görüntüleri içiren kaset­ler yayınlandı. Bu kasetlerde Gülen cemaatine mensup adliye teşki­latı içerisinde örgütlenmiş hâkim ve savcılara neler yapmalarını ve nasıl davranmalarını anlatıyordu. Gülen bu kasetlerin montaj oldu­ğunu iddia eden açıklamalar yaptı. Bu olaydan sonra Gülen hak­kında Ankara DGM savcısı Nuh Mete Yüksel soruşturma başlattı. [17]

 

Latif Erdoğan:

…Fakat en kısa zamanda geri dönmeyi planlıyor, bunun için de çeşitli çareleri devreye sokmaya çalışıyordu. Bunun üzerine asker karşı bir hamlede bulundu; ellerindeki bir bandı ATV’de Ali Kırca’nın sunumuyla yayına soktu. Gülen’in burada yaptığı konuşmalar özellikle muhataplarına verdiği taktikler, Atatürk aleyhine sarf ettiği sözler toplumun büyük bir kesimini şoka soktu, infiale sevk etti. Bunun üzerine Gülen, Show TV’de Reha Muhtar’ın programına telefonla bağlandı, İki saate yakın süren bu röportajı bütün Türkiye dinledi. Gülen yaptığı konuşmalara teviller getirmeye çalışsa da inandırıcı olamadı. Sonunda dediklerinden dolayı özür dilediğini ilan etti. [18]

ABD’ye Yerleşme

Latif Erdoğan:

1999 yılında da bilindiği gibi Gülen Amerika’ya gitti. Gidişi bir-iki kişi hariç herkesten gizli tutuldu… Söylenen gerekçe sağlık kontrolüydü. Tabii ki bunun böyle olmadığını yakın çevre biliyordu. Söylenti doğruysa önce askeri temsilen üç kişilik bir heyet Gülen’e gelmiş, Amerika’ya gitmesi gerektiğini kendisine tebliğ etmişti. Fakat Gülen bu tebliği geri aldırmak için uğraşmış fakat bunda başarılı olamamıştı. Son çare Ecevit’in devreye girmesiydi. Ecevit de başarılı olamayınca, Gülen’i telefonla aramış, kriptolu bir konuşmayla, sağlığınız çok önemli, mutlaka Amerika’ya gidin, demişti. Gülen için artık başkaca çare kalmamıştı; Amerika’ya gitti. [19]

Cemaat ise en büyük şokunu o anda yaşadı. Şimdi ne olacaktı? Herkes bu iş de buraya kadarmış, demeye başladı. [20]

1997'de mecburen başlayan süreç F.Gülen'in ABD'ye yerleşmesi ile sonuçlanmış görünüyor. Burada kritik soru şu olmalı: ABD bu süreçte F.Gülen'e ABD'de oturma hatta Türkiye Cumhuriyeti Askeri vesayetine karşı korumayı hangi şartlarla sağladı? Bu konuyla ilgili de yazılı belge ya da ifşaat bulunmuyor. Dolayısıyla sadece tahminlerde bulunabiliriz:

  • “ABD, her türlü anti-demokratik girişimin karşısındadır. Ülkenizdeki sizin hakkınızda sürdürülen bu girişimler de ABD'nin kurucu ilkeleri ile çelişmektedir. Sizi sonuna kadar korumayı bir görev biliyoruz.”

  • “1980'li yıllardan beri çok güzel işler yaptık. ABD vefa duygusuna sahip bir ülkedir. Sizi terk etmeyeceğiz.”

  • F.Gülen'in Musevi örgütü ADL, Kardinal O'Connor, Papa ve Hahambaşı ile görüşmelerinin tam da bu kritik sürece denk gelmesi tesadüf değilse, bir kısım dini-sosyolojik yaklaşımların gündeme geldiği öngörülebilir.

  • Acaba ABD, sadece bunlarla yetinmiş, zor durumda olduğunu ve asker-sivil bürokrasideki etkisini bilmesine rağmen, alicenaplık göstererek siyasi içerikli hiçbir talepte bulunmamış mıdır?

 

28 Şubat sürecinden sonra Gülen ve takipçileri, bugün de etkisini sürdüren kırılmayı yaşadı. Kırılmanın ilk evresi, Gülen ve önde gelen takipçilerinin ABD'ye yerleşmesiyle yaşandı. Bu dönemde cemaat, yurt dışı genişlemeye ve küresel odaklarla ilişki geliştirmeye ağırlık verdi. [21]

2000

Artık Gülen Amerika’dadır. Faaliyet listeleri bundan sonra gittikçe kısalacak çünkü Amerika’da hangi faaliyetlerde bulunduğu çok açık değil.

2000 Yılı Dökümü [22]
  • Harran’da Düzenlenen İbrahim’i Dinler Sempozyumuna mesaj gönderdi. Bu program Müslümanlar arasın­da büyük infial uyandırdı. İbrahim’i dinler kavramının İslâm itikadıyla telif edilemeyeceği birçok âlim tarafından dile getirildi.

  • Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yük­sel, hakkında soruşturma yürüttüğü Gülen’in tutuklanmasını talep etti. Geniş bir iddianame yayınlayan savcı, Gülen’in devlet için çok büyük bir tehdit oluşturduğunu ve CIA’ya çalıştığını iddia etti.

  • Ankara DGM Savcısı, Gülen hakkında tutuklama ta­lebiyle Ankara 2 No’lu DGM Yedek Hâkimliği’ne başvurdu. Ancak, mahkeme “suç vasfının oluşmadığı” gerekçesiyle bu talebi reddetti.

  • Savcılığın başvurusu üzerine Gülen hakkında yeni­den tutuklama kararı verildi.

  • İstanbul DGM tutuklama kararını kaldırdı. Bu hususta tam bir tiyatro oynanıyordu. Ankara’nın verdiği karar İstanbul tarafından kaldırılarak etkisiz bırakılıyordu.  

  • Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülen için ‘laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrul­tusunda faaliyetlerde bulunduğu’ gerekçesiyle Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesine göre, 5 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açtı.

  • Fetullah Gülen hakkındaki dava Ankara DGM’de Başladı. Gülen ABD’de olduğu için mahkemelere katılmadı.

 

2001

2001 Yılı Dökümü[23]
  • Ankara DGM’deki Mahkemenin üçüncü duruş­ması yapıldı.

  • Amerika’da Georgetown Üniversitesi Gülen ve fa­aliyetleri hakkında geniş katılımlı bir konferans düzenledi. İki gün süren konferansa dünyanın değişik üniversitelerinden bilim adam­ları katıldı. Konferansa katılanlar arasında CIA’nın strateji uzman­larının olması dikkatlerden kaçmadı.

  • ABD’deki 11 Eylül 2001 tarihli saldırı münasebe­tiyle mesaj yayınladı ve büyük üzüntü duyduğunu dile getirdi.

 

2002

2002 Yılı Dökümü[24]
  • Kalp rahatsızlığından dolayı tedavi altına alındı.

 

 

Dipnotlar

[1] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[2] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[3] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[4] http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=124&t=6339

[5] http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=124&t=6339

[6] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[7] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[8] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[9] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[10] http://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/ete/2014/02/01/gulen-ve-takipcilerini-tanimlama-zorunlulugu

[11] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[12] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[13] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[14] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[15] Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat. Nedim Şener. Destek: 2016

[16] http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=124&t=6339

[17] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[18] Şeytanın Gülen Yüzü. Latif Erdoğan. Turkuaz:2016

[19] Şeytanın Gülen Yüzü. Latif Erdoğan. Turkuaz:2016

[20] Şeytanın Gülen Yüzü. Latif Erdoğan. Turkuaz:2016

[21] http://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/ete/2014/02/01/gulen-ve-takipcilerini-tanimlama-zorunlulugu

[22] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[23] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

[24] Gülen'in Ağlattığı Müslümanlar. Selim Çoraklı. Onikinci Kitap: 2014

Kültür Sayfası