Cemaatin Mantığını Anlamak 1:Zihni Arka Plan

Cemaatin hareket mantığını ve yöntemini anlamaya girişmeden önce, amacını ve bu amaca yönelmesinin arkasındaki motivasyon kaynağını doğru bir şekilde tespit etmek gerekli.

F.Gülen, yurtdışına çıkmak zorunda kaldıktan sonra zihniyette önemli değişiklikler oldu ve kırılmalar yaşandı ama en azından 1990’lardaki zihni arka planı anlamak için o tarihlerde televizyonlara yansıyan konuşmaları hatırlamakta fayda var.

Dikkat edilmesi gereken husus, bu konuşmaların, 28 Şubat sürecinde televizyonlara servis edildiği, o dönemin siyasetçileri ve toplumun önemli bir kesimi tarafından ise çok büyük tepkiyle karşılanmadığıdır. En başta da belirttiğimiz gibi, insan davranışları ve grup davranışları, bulunulan şartlardan bağımsız olarak anlaşılamazlar. Aynı sözler bir ortamda çok büyük tepki ile karşılanırken, bir başka ortamda ciddi bir toplumsal destek bulabilir.

F.Gülen bu kadar riske ve zahmete neden katlanıyor?

Çevresindeki insanları buna nasıl ikna ediyor?

Tepkisel olarak değil, empati kurup anlamaya çalışarak okumayı tavsiye ediyoruz.

 

Niçin Böyle Davranılıyor: Yakın Tarihimizdeki Kökenler

Fethullah Gülen'i yurt dışına çıkmak zorunda bırakan videokonferanslarından:

Bu sistem içinde milletin dinine, imanına hizmet ediyor. Ne zaman bu başına koyduğu bir takkeden dolayı Türkiye'de bir insanın karakolda can verdiği dönem, siz bunu bilmezsiniz. Camiden çıkmış unutmuş, başında takke var diye karakola götürülüyor ve orada ölüyor. Bir daha dönmüyor... Başına çarşaf geçirdiğinden dolayı Erzurum'da Cumhuriyet Caddesi'nde kadının asıldığı dönemde, niye çarşaf giyiyorsunuz diye, demokrasinin rafta olduğu, istibdadın milleti kırıp geçirdiği dönemde... açıktan açığa mücadele yaşadık yani. Ben ondan daha sonra ki biraz demokrasiye açıldığımız dönemde,  evimden çıkardım caminin kapısına kadar, Victor Hugo'nun Sefillerinde görmüşünüzdür.  Birini takip ediyor hafiye, aynen o hafiye gibi arkamdan polis geldi, cami kapısına kadar.[1]

İmana ve Kur'an'a hizmet düşüncesini evlerimizde gerçekleştirmeye çalışıyoruz.  Çünkü geçmişte bu evlerin yaptığı vazifelerden bazılarını medrese yapar. Bazılarını mektep yapar. Bazılarını tekke yapar. Bazılarım zaviye yapar. Gel gör ki bu evlerin temeline harç atıldığı zaman, dünyanın o dönem itibariyle en şereflilerinden birisinin kutlu eliyle harç atıldığı zaman artık medrese yoktu, mektep misyonlarından uzaklaştırılmıştır. Tekkenin kapısına kilit vurulmuştur, zaviyenin kapısının arkasına sürgü sürülmüştür. O kapıları açmak, o kapılardan içeri girmek mümkün değildir. Bütün bu büyük misyonu, bu çok ağır vazife ve mükellefiyetleri bu evler görecekti... Allah bu evlere izin verdi. İzni Allah verdi, cami kapatan zihniyete rağmen, mescitte namaz kılınmasına müsaade etmeyen zihniyete rağmen, Allah şimdilik benim adım bu evlerden yükselsin ve benim adım bu evlerde anılsın, kitaplar okunsun, benden bahisler açılsın, geçmişte camilerde yapılan müzakereler yapılsın, kollektif şuurun müzakereleri, bundan sonra bu evlerde bir araya gelerek müzakere edilir.  [2]

…Siz kendi evladınızla, kendi kardeşinizle bu dershanelerde, bu evlerde, bu pansiyonlarda aynı şeyleri yaşadınız. Yetmiş sene ateizmin faaliyetleri altında, dini duygu, dini düşünüce adına bütün duyguları, bütün düşünceleri, preslenmiş, dümdüz edilmiş insanlardır. Allah bilmeyen, Peygamber bilmeyen, kitap bilmeyen, Kur'an bilmeyen müstehcenliğe açık insanlardır. Ve siz bu yoklardan, bu karanlık ruhlardan insan çıkaracaksınız.  [3]

…Halk Partisi'nin yaptığı kötülüğü sizin tahmin etmeniz mümkün değil, yani benim çocukluğum... Halk Partisi yıkıldığı zaman 11 yaşındaydım. Çok fazla bilmem ama bununla beraber benim gördüklerim bile 300 sayfalık kitap yapar... Yani ben bugün diyorum SHP, CHP, DSP canları cehenneme, onlar kadimden bu yana devam edegelen temerrüt düşüncesinin eşsiz emsalsiz temsilcileridir.  [4]

Sancılı bir bahar yaşanıyor. Bir millet yeniden doğuyor. Milyonları ile bir millet doğuyor, inşallah uzun asırlar yaşayacak bir millet doğuyor. Kendi kültürü, kendi medeniyeti ile doğuyor… Bu okullar adına çekilen ıstıraplar, bu üniversite hazırlık kursları, o istikamette çekilen ıstıraplar, yokluklar içinde çekilen ıstıraplar, umduğunu bulamamak içinde çekilen ıstıraplar anlattığımız şeylere, karşı koymalar karşısında çekilen ıstıraplar. Dünya kadar ıstıraplar. Büyük bir doğumu gerçekleştirmeye matuf bir şeydir… Bir millet ateizme açılmışken, bir millet materyalizme açılmışken, bir millet kendisinden kaçmaya açılmışken, kendine ait bütün değerleri arkasına atıp, bir mevcudu meçhule, bir maşuku meçhule doğru koşarken, kolunda cepkeni, belinde piştovu yeniden dönmesi, ak alnı ile yağız atı ile geriye gelmesi zannedildiği kadar kolay olmayacaktır. Bunun için ne çekilse neye katlanılsa değer.  [5]

Niçin Gizlilik: Dünyadan Örneklerden Çıkarılan Dersler

Bu hizmetin kendine göre bir sistemi var. Cezayir'i, Mısır'ı, Suriye'yi yaşamayalım. Ve Müslümanlara Cezayir'deki hadiseler gibi yeni bir hadise yaşatırlar, Suriye'deki 1982 yakası gibi bir vaka yaşatırlar... Dünya İslami gelişmeden çok korkuyor. Bu dünyanın değişik ırktan, değişik düşünceden meydana gelen insanlarının dirilmesine, o kâfir, o zalim dünyanın tahammülü yok. Çok tedbirli, çok temkinli ve tedbirli hareket etme mecburiyeti var. [6]

Dünya firavunlar çağını yaşıyor. Toprak firavun bitirmek için pek münbit. Böyle bir dönemde tam özümüzü bulacağımız, kıvama geleceğimiz ana kadar, dünyayı sırtımıza alıp tanıyabilecek güce ulaşacağımız ana kadar, o kuvveti temsil edeceğimiz şeyler elimizde olacağı ana kadar, Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre, bütün Anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. [7] 

Nasıl oluyor da ülkemizde bu tür faaliyetler bu kadar taban ve destek buluyor?

Ahmet Keleş:

Cumhuriyet’in kurucu kadrosu çok önemli bir hususu gözden kaçırdı. O da bu topraklarda yaşayan insanların bin yıldan fazla bir dini geçmişi ve Müslüman kimliğinin olması gerçeği idi. Bu kimliği birden bire yok saymak veya yok edileceğini düşünmek, tıpkı bir fabrikada seri üretim yapıyor gibi toplumu modernleştirmeye kalkışmak son derece yanlıştı. Az sayıdaki elit tabaka hariç, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında, ülkenin büyük bir kısmında “Din elden gidiyor” algısı oluştu. Din elden gidiyorsa bu dine sahip çıkıp onun elden gitmemesini sağlayacak dini liderler mutlaka çıkacaktır. Siz böyle bir boşluk ve talep oluşturursanız bu boşluğu mutlaka birileri doldurur ve bu talebe arz eden de bulunur… Nitekim karşı karşıya olduğumuz durum tam da budur. [8]

Benim gibi bir Anadolu köylüsü, kendisini dışlanmış hisseden önemsiz gören biri, birden bire “dini kurtarma davasına gönüllü olma” gibi bir davet alırsa, bu davete hayır deme şansı yoktur… “Ey insanlar, gelin, sizi ümit ettiğiniz yere götürecek kurtarıcı benim…”, diye cami kürsülerinden 1970’lerde seslenmeye başladığında benim gibi Anadolu’nun gençleri koşarak gitti ve “Emret hocam hizmetindeyiz” dedi. Önce bu tarihsel koşulu görmemiz gerekir. Yoksa durup dururken insanlar bu dini cemaatlere katılıp onların peşinden gitmiyorlar.  [9]

Cemaat tabanında başından beri… ülkeyi yönetenlerin İslam düşmanı olduğuna ilişkin oluşturulmuş bir ön yargı ve ön kabul olduğu için, bu devleti ele geçirmek, onun içinde örgütlenmek kötü bir şey değil tam aksine harika bir şeydi. Biz din iman adına bir şeyler yaptığımızı sanıyorduk. [10]

Hedefimiz belliydi. “Biz atına binip Allah’ın adını yeryüzünde duyulmadık bir karış toprak bırakmamak üzere götürmeye yemin etmiş süvarilerdik”. Attan inmeyecektik. Bizim önümüzü ancak Allah denizi ile sıradağlarıyla kesebilirdi. Böyle inanmıştık. [11]

Yurtdışında görev yapmaya giden o gencecik delikanlıların annesinin babasının elinden öperken,” bizi bir daha beklemeyin biz oraya gömülmeye gidiyoruz” diyerek yola çıkıyorlar. Şu anda devletin de gözden kaçırdığı budur. Siz bunu bitirmeden, o insanların inancını bitirmeden sorunu çözemezsiniz[12]

Gizliliğin Sebebi

Çok dikkatli, çok tedbirli hareket etme mecburiyeti var… Bir yanlışlık bize falso yaşatır ve yanlışlıktan yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz.  Yanlışlık olur, telafi edemeyiz. Bu sefer onlar bizi kıskıvrak derdest eder.  Bir daha da belimizi doğrultmaya fırsat vermezler. Hafezanallah. [13]

Arkadaşlarımızın mevcudiyeti İslami geleceğimiz adına bu işin garantisidir. Bu açıdan Adliye, Mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ülkelerde garantimizdir… Zayiata meydan vermeyin. [14]

…Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın. … bir kanun ve kural adamı olma imajını uyarmak, yani harfiyen riayet ediyor bunlar denmeli, denmeli ki muntazam terfilerin arkasında bir ölçüde bu vardır… Yani sivrilmeden mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerilere gitmek... Ta ilerilere gitme, böyle can damarları içinde dolaşma ve eğer dönülüp gelinecekse yara alınmadan hissettirmeden dönüp geriye gelme meselesi geleceğimizin adına çok esaslı hususlardır. [15]

Bir diğer yanı da ister Adliyede, ister Mülkiyede arkadaşlarımızın gittikleri yerlerde daha rahat  iş yapmaları, tutulmaları, kaymakam iseler vali olmaları,  sıradan  bir hakim iseler takdir olunan bir hakim olmaları..., siyasi güçlerle ve bize yüzde yüz ters olan insanlarla açık bir diyalogumuz olmasa bile böyle çatışmamak. Fakat az buçuk aynı cephe sayabilecekleri,  yani duygu ve düşüncelerimize, siyasi mülahaza ile bile sıcak bakan ve bizi terk etmeyen bir çevre içinde mülahaza edebileceğimiz siyasiler vardır. Refah'tan bu günkü manası ile DYP'sine kadar uzanan bir siyasi yelpazedir. Bu insanlarla çatışmadan, onlarla aramızdaki farklı müşterekleri ortaya koyarak o çizgide münasebet tesisinde yarar vardır. [16]

…Kuvvet dengesi yoksa kuvvete başvurmayın. Çok iyi planlayacak, ona göre yürüyeceksiniz. Dışarıdan bizi korkaklıkla itham edeceklerdir. Allah bizim çaremize bakacak.  [17]

…Bence hususiyle öyle devlet memuru olan arkadaşımız kahramanlık yapamazlar. Fuzuli kahramanlık olur. [18]

O kuvveti temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacağı ana karlar, Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır, her adım yine gününü doldurmadan yumurtayı kırma gibi bir şey. [19]

 

 

Dipnotlar

[1] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[2] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[3] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[4] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[5] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[6] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[7] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[8] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[9] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[10] http://haber.star.com.tr/politika/ahmet-keles-cemaatin-amaci-devleti-ele-gecirmek/haber-856744

[11] http://www.haber7.com/roportaj/haber/1299859-fethullah-gulen-hareketindeki-sir-altinci-kat

[12] http://www.haber7.com/roportaj/haber/1299859-fethullah-gulen-hareketindeki-sir-altinci-kat

[13] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[14] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[15] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[16] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[17] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[18] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

[19] Kuşatma. Nurettin Veren. Siyah-Beyaz: 2007

Kültür Sayfası